Özgür Özel’in TBMM’deki sert çıkışının ardından, mahkeme kararıyla CHP Genel Merkezi yönetimine geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu da Söğütözü’nde kendi grup toplantısını gerçekleştirdi.
“GÜLE GÜLE DİYECEĞİZ”
Özel cephesinin “müzakere” siyasetini “Sarayla mücadele edilir” diyerek hedef alan Kılıçdaroğlu, “Pavyon köşelerinde para alanlara güle güle diyeceğiz” restini çekti.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) mahkemenin “mutlak butlan” kararı sonrası tırmanan çift başlılık krizi, cumhuriyet tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir “grup kürsüsü savaşına” sahne oldu.
Özgür Özel’in TBMM çatısı altında Kılıçdaroğlu cephesini “fırsatçılıkla” suçladığı dakikalarda; Kemal Kılıçdaroğlu da partinin Söğütözü’ndeki Genel Merkez binasında alternatif grup toplantısı için kürsüye çıktı.
Çok sert bir üslupla mevcut yönetimi hedef alan Kılıçdaroğlu, son kurultayda rüşvet ve delege pazarlıkları yapıldığını açıkça iddia ederek, “CHP tarihinde hiçbir dönem pavyonlarda kurultay pazarlıkları yapılmamıştır. İradesini parayla satanlar bu partide yer alamaz!” dedi.
“KİRLİLİKTEN ARINACAĞIZ; KİRLİ OLANLARIN İŞİNE SON VERECEĞİZ”
Konuşması boyunca sık sık “ahlak”, “erdem” ve “temiz siyaset” vurgusu yapan Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’li belediyeler ve genel merkez bürokrasisinde biriken kirliliğe karşı büyük bir arınma hareketi başlatacağını ilan etti.
Mevcut yönetimin kurumsal yapıyı yozlaştırdığını ima eden Kılıçdaroğlu, şu zehir zemberek ifadeleri kullandı: “Arınacağız! Kirlilikten arınacağız. Temiz siyaset yapacağız. Kirli olanların tamamının işine son vereceğiz. Bu parti kirliyi kabul etmez. Bu parti devlete yön çizen, devlet inşa eden bir partidir. Ama ben sana para vereyim, sen bana oy ver… Böyle bir düzeni bu parti kabul etmez. Hiçbir irade parayla satın alınamaz.”
KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN KONUŞMASININ SATIR BAŞLARI
“ASLA UTANDIRMAYACAĞIM”
Hepimiz halkın umuduyuz. Unutmayın, hepimiz halkın umuduyuz. Halka umut vermek zorundayız. Beraber çalışmak zorundayız. Birlikte mücadele etmek zorundayız. Hayatında büyük sıkıntılar çeken halkımız için buradayız. Çok teşekkürler. Şuna inanmanızı istiyorum: Her şeyi ama her şeyi sizin için yapıyorum. Her şeyi ama her şeyi bu ülkenin güzel insanları için yapıyorum. Layık olacağınız her şeyi yapacağız. Ve asla sizleri utandırmayacağım. Asla utandırmayacağım. Hakkı, adaleti ve hukuku her yerde ve her ortamda savunacağım. Bundan emin olmanızı istiyorum. Beraber mücadele edeceğiz. Birlikte mücadele edeceğiz. Ülkenin içinde bulunduğu durumu biliyoruz. Türkiye’nin içinde yaşadığı durumu biliyoruz. Ama bunu aşmak zorundayız.
“CHP KURULTAYLARINDA PARA PUL OLMAZ”
Bunu aşacak olan tek partinin adı Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Türkiye’nin sorunlarına, Türkiye’nin sorunlarına, bölgenin sorunlarına çözüm üreten, akılcı çözümler üreten tek parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultayları düşünce özgürlüğünün, düşüncelerinin özgürce ifade edildiği kurultaylardır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultayları bir şenlik kurultayıdır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultaylarında para olmaz, pul olmaz, çıkar olmaz. Çünkü bu parti Mustafa Kemal’in partisidir. Bu parti İsmet İnönü’nün partisidir. Bu parti üreticiliklerin partisidir. Bu parti hakkı, hukuku ve adaleti her yerde, her ortamda savunan bir partidir.
“BU PARTİ KİRLİYİ KABUL ETMEZ”
Arınacağız. Söyledim. Arınacağız, arınacağız. Kirlikten arınacağız, kirlikten. Temiz siyaset yapacağız, temiz siyaset. Bakınız, kirlikten arındıracağız. Kirli olanların tamamının işine son vereceğiz. Bu parti kirliyi kabul etmez. Bu parti devlete yön çizen bir partidir. Bu parti sıradan bir parti değildir. Bu parti devlet kuran, devlet inşa eden bir partidir. Bu parti ahlakı dokularına kadar koruyan yüksek çalışkan ve özverili bir partidir. Bu partinin özelliği budur. Beraber özveriyle çalışacağız. Çıkar için çalışmayacağız. Birlikte çalışacağız. Birlikte mücadele edeceğiz.
“ARINMA ARINMA ARINMA”
Arınma. Arınma. Tarihin, tarihin hiçbir döneminde, CHP tarihinin hiçbir döneminde pavyonlarda kurultay pazarlıkları yapılmamıştır. Ben bunu söylediğim için, ben bunu söylediğim için eleştiriliyorum. “Niye böyle konuşuyorsun?” diye. Ahlak ahlak, erdem erdem, adalet adalet, temizlik temizlik… Cumhuriyet Halk Partisi bunları, bunları kendi dokularına işlemiştir. Adaletin olmadığı yerde düzen olmaz. Sevginin olmadığı yerde düzen olmaz. Uygar tartışmanın olduğu yerlerde insanlar birbirlerini dinlerler. Ama “ben sana para vereyim, sen bana oy ver”, böyle bir düzeni bu parti kabul etmez. Hiçbir irade parayla satın alınamaz. İradesini, iradesini parayla satanlar, iradesini parayla satanlar bu partide yer alamazlar. Bu partide yokturlar ve olmayacaklardır da.
“HEP İYİ NİYETLE DAVRANDIM”
Hep iyi niyetle davrandım. Herkesi dinledim. Hiç kimseye kötü gözle bakmadım. Herkese saygı duydum. Kim ne söylediyse dikkatle dinlemeye özen gösterdim. Ama bunları yaparken ahlaki temelleri her zaman korumouyum. Partiyle ilgili başka alanlarda, dış dünyada, iç dünyada Türkiye’nin saygınlığını korumaya özen gösterdim. Hiçbir CHP genel başkanı yurt dışına gidip “bize niye yardım yapmıyorsunuz” diyemez. Yedi mekan, yedi düvele karşı mücadele etmiş bu topraklardan Yunanlıları, Fransızları, İngilizleri kovalamış olan bir partinin elemanları nasıl yurt dışına gidip de “bizi yalnız bırakıyorsunuz” diyebilir? Emperyalizme karşı mücadelede Türkiye bütün mazlum milletlere örnektir. Emperyalizme karşı mücadeleyi yaptık, yapmaya da devam edeceğiz.
“GENEL MERKEZİN ÖNÜNE ERDOĞAN FORSU ASILAMAZ”
CHP Genel Merkezi’nin önüne Erdoğan’ın porsu (portresi) asılamaz! Olmaz böyle şey! Bakınız, Sayın Abdullah Gül beni ziyarete geldiğinde oraya çıkıp da bir porsu (portre) asmadık. Hangi gerekçeyle yapıyorsunuz siz bunu? Bana diyorlar ki “sarayın adamı”. Yahu arkadaş sen sarayı ne zaman eleştirdin ya? Ne zaman eleştirdin? Beşli çetelerin üzerine ne zaman gittin sen? Bu milletin hakkını hukukunu yiyen beşli çetelerden hesap sormazsam namerdim! Uyuşturucu baronlarından hesap sormazsam namerdim! İradesini parayla alıp satanlardan eğer bu partiyi kurtarmazsam namerdim!
“BU DEVLETİN ÇIKARLARINI CHP SAVUNMAYACAKSA KİMLER SAVUNACAK?”
Bakınız, dış dünyada büyük değişimler var. Dünya değişiyor. Orta Doğu değişiyor. Türk Cumhuriyetleri değişiyor. Kırmızı Boğazı’nın (Körfez’in/Boğazlar’ın) ne kadar değerli olduğunu hepimiz biliyoruz şu anda. Peki CHP bu konuda ne söylüyor? Dış politikada ne söylüyor? Ya bu devletin, bu devletin çıkarlarını CHP savunmayacaksa kimler savunacak? İşçinin, emeklinin, üreticinin hakkını CHP savunmayacaksa kimler savunacak? Bir şey daha; uyuşturucu baronları, tefeciler, faiz baronları… Devleti soyanlar… Vatandaştan vergi alıyorsun, beşli çetelere ödüyorsun. Onun da hesabını soracağız, onun da. Onun da hesabını soracağım. Mehmet Şimşek’i getirdiler, İngiltere’den getirdiler beyefendi. “Enflasyonu indireceksin, fakir fukarayı koruyacaksın” diye. Ya ezilen fakir fukara, köşeyi dönenler yine bizim beşli çeteler! Bu nasıl bir düzendir ya? Bu düzeni değiştireceğiz, değiştireceğiz. Emin olun bu düzeni değiştireceğiz.
“PARAYLA TELEVİZYON KANALLARI SATILAMAZ”
Ama mücadeleyi yaparken, hak mücadelesini yaparken beraber olmak zorundayız. Omuz omuza olmak zorundayız. Sahibi Londra’da olan, Türkiye’ye gelmeye cesaret edemeyen bazı televizyonların sahipleri var. Onlar… Ya yuh! Biz yuh çekmeyelim, yuh çekmeyelim. Parayla nasıl delege alınıp satılıyorsa televizyon kanalları da parayla alınıp satılmasın. Onun da önüne geçeceğim. Onun da önüne geçeyim. Biz şu mücadeleyi yine hep beraber yapacağız ve birlikte yapacağız. Bir çocuk yatağa aç giriyorsa o gün hepimiz açız. Bir çocuğumuz huzursuzsa, o gün hepimizde huzur yoktur. Biz mücadeleyi bu çerçevede yapacağız. Ailenin birliği için yapacağız. Birlikte mücadele edeceğiz. Bunu yapmazsak sorun yaşarız.
“KÜÇÜLEREK DEĞİL BÜYÜYEREK GİTMEK ZORUNDAYIZ”
Türkiye çok önemli bir coğrafyada. Çok önemli bir coğrafyada. Bakın, dünyada dengeler değişiyor derken Çin’e bakın, Amerika’ya bakın, İngiltere’ye bakın, Orta Doğu politikalarına bakın, Osmanlı’nın topraklarına bakın, o coğrafyada yaşayan insanlara bakın. Türkiye o coğrafyaya gitmek, o coğrafyada yeniden ama yeniden kendi kişiliğini korumak ve geliştirmek zorundadır. Biz dünyanın önemli sayılı ülkelerinden birisi olmak zorundayız. Küçülerek değil büyüyerek gitmek zorundayız. Türk Cumhuriyetleri’nde de Türkiye olmalı. Osmanlı coğrafyasında da Türkiye olmalı. Akdeniz coğrafyasında da Türkiye olmalı. Bunun mücadelesini vermek zorundayız.
“CHP VESAYET KABUL ETMEZ”
Ne demiştim? Cumhuriyet Halk Partisi devlete istikamet çizen bir partidir. Bunları dillendirmek zorundadır Cumhuriyet Halk Partisi. Cumhuriyet Halk Partisi kısır tartışmaların dışına çıkmak zorundadır. Kısır tartışmaların önüne çıkmak zorundadır. Eğer kısır tartışmalara takılır kalırsak bu bize değil en çok Türkiye’ye zarar veriyor. En çok Türkiye’ye zarar veriyor. O nedenle bizlerin mücadelesi hak mücadelesidir, adalet mücadelesidir. Bu mücadeleyi beraber vermek zorundayız. (Sloganlar: İmdat…) Bizim ahlaki değerlerimiz asla tartışılmamıştır. CHP’nin ahlaki değerleri tartışılmamıştır. Bize tarihimizde her türlü suçlama yapılmıştır. Yeri gelmiştir CHP’ye komünist parti demişlerdir. Yeri gelmiş CHP’ye faşist parti demişlerdir.
Yeri gelmiş CHP’ye dinsiz parti demişlerdir. Ama en aykırı olan bile CHP’nin ahlaki değerlerini sorgulamamıştır. Buna cesaret edememiştir. Bizim ahlaki değerlerimiz sadece bize özgü değil; bütün İslam dünyası da bize bakar, bütün Avrupa da bize bakar. Ahlaki değerler toplumun çıkarlarını savunmak, halkın, vatandaşın çıkarlarını savunmaktır. Eğitim düzeni hangi halde? Nedir politikamız eğitim düzeninde? Nedir politikamız dış politikada? Ne yapacağız? Sabah akşam bir yere takılıp kalma olmaz. Cumhuriyet Halk Partisi vesayet kabul etmez. Bir daha söylüyorum: Cumhuriyet Halk Partisi vesayet kabul etmez. Vesayet altında görev yapmaz Cumhuriyet Halk Partisi. Hiç kimse gidip de bir yerden talimat alıp, genel başkan düzeyinde gidip de talimat alıp onu meydanlarda dillendirmez. Genel başkan yapar bunu. Genel başkan söyler bunu.
“AHLAKİ DEĞERLERİMİZİ KORUMAK VE YENİDEN İNŞA ETMEK ZORUNDAYIZ”
Bizim ahlaki değerlerimiz bugün tartışma konusu noktasına gelmişse hepimizin oturup düşünmesi lazım. Ahlaki değerlerimizi yeniden korumak ve yeniden inşa etmek zorundayız. Onun için ne gerekiyorsa yapacağız. Ne gerekiyorsa yapacağız. Partiyi kirlilikten arındıracağım. Partiyi kirlilikten arındıracağım. Bunun için ön yargılı olmayacağım. Yani “işte bu böyledir hemen partiden atalım”, böyle bir düşüncem de yok. Şimdi bakınız, mutlak butlan davasına da değineyim. Mutlak butlan davasını bu partinin başına bela edenlerden hesap sormazsam da namerdim! Ahlaki üstünlüğümüze vurulan bir darbedir bu. Mutlak butlan davası ahlaki üstünlüğümüze vurulan bir darbedir. Onun hesabını soracağım. Kim bu işe bulaştıysa, kim kirlilikten medet umduysa, kim pavyon köşelerinde para aldıysa onlara güle güle diyeceğiz. Güle güle diyeceğiz. Kim pavyon köşelerinde para aldıysa onlara güle güle diyeceğiz. “Oğlum sen doğru dur, eğri belasını bulur” derdi babam.
“KİM OLURSA OLSUN HESAP SORACAĞIM”
Bir siyasetçinin hesap vermesi için hesap sorar konumda olması lazım. Ben hesabını veremezsem, sormazsam karşı tarafa hesap soramam. Biz önümüzde kim olursa olsun eğilmeden herkesten hesap sorabiliriz. Hesap vermek onurlu bir görevdir. Onurlu insanlar hesabını verirler. Kaçınmazlar hesap vermekten. Bir kişi hesap vermekten kaçınıyorsa orada karanlık bir nokta vardır. O karanlığı CHP’nin feneri aydınlatacaktır. Hiç kimse endişe etmesin. Gerilim yaratıldı, meclis başkanım bu nedenle sizlerin girmesine izin vermedi. Bugün burada toplandık. Kardeşçe yaşamak var, ülkenin sorunlarını tartışmak var. Bundan endişe etmeyin. Hep iyi niyetli davrandım, suistimal edildi. Ama bir noktaya kadar. O noktaya gelince kusura bakmayın diyeceğim, kesip atacağım.
“GENÇLERE DE BİR ÇİFT SÖZÜM VAR…”
Kılıçdaroğlu’na “sarayın adamı” diyorlar. Ya arkadaş, Erdoğan meclise girdiğinde Kılıçdaroğlu mu kalktı, hizalandı? Efendim “biz müzakere ediyoruz” diyorlardı. Kılıçdaroğlu dedi ki: “Sarayla müzakere edilmez, mücadele edilir mücadele!” Dolayısıyla hiç endişe etmeyin, beraber güzel şeyler yapacağız, sizin iradenizle yapacağız. Siz mücadele ettiğinizde unutmayın; Ankara’da bir Kemal abiniz var, Kemal babanız var. Gençlere de bir çift sözüm var: Derinlikli düşünmelerini istiyorum; sosyal medyanın, trollerin, bazı kişilerin dolduruşuna gelmesinler, akıllarını kullansınlar. Ve sorgulamayı öğrensinler.
“KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜLMESİNİ İLK SÖYLEYEN PARTİ CHP’DİR”
Birinci değişimimiz arınma ve siyaset. İkinci değişim; ekonomik kurtuluş ve üretimci kalkınma. Faiz baronlarına, beşli çetelere karşı mücadele edeceğiz; halkı soyanlara, uyuşturucu baronlarına, kara para cenneti yapanlarla mücadele edeceğiz. Üçüncüsü iktidarın yarattığı tahribatın düzeltilmesi lazım. Yani devletin yönetiminin ahlak zeminine oturması lazım. Olmazsa hepimiz kaybederiz, hepimiz. Bu üç sözü unutmayın: Hak, hukuk, adalet. Hakkın, hukukun ve adaletin mutlaka sağlanması lazım. Devlet dediğimiz kurum, bir siyasal partinin rahat at koşturduğu alan değildir. Devlette liyakat olmazsa ülke düzelmez. Kürt sorununun parlamentoda çözülmesi gerektiğini söyleyen ilk parti CHP’dir. Bu soruna en sıcak yaklaşan, arşivinde onlarca raporu olan partiyiz. Bu sorunu çözmek parlamento dışında mümkün değildir. Bizim söylediğimiz noktaya geldiler. CHP öngörüsü olan, sorunların çözümünde önerisi olan bir partidir. Sıradan bir parti değildir. Bu ülkenin aydınlarıyla birlikte olmak zorundadır.
“BENİM KOLTUK DERDİM YOK”
Biz ahlaki üstünlüğümüzü koruyacağız. Kirli kimse onları kapının önüne koyacağız. Beraber, birlikte mücadele edeceğiz. Erdemli, ahlaklı siyaseti yeniden, yeniden getireceğiz. Benim koltuk derdim yok. Bir köşeye çekilip huzur içinde yaşayabilirim. Ben kurultayı toplayacağım. Ahlaklı, erdemli bir kurultayı elbette yapacağız. Hiç kimse kapalı kapılar ardında özel pazarlık yapmayacak. Kimse zenginleşme aracı olarak kurultayı kullanamayacak. Dolarlar havada uçuşmayacak.