DEMOKRAT GÜNDEM-ÜÇÜNCÜ BÖLÜM-PERSPEKTİF-Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Türk Medeni Kanunu’nda yer alan ve boşanma sonrası yoksulluk nafakasının süresiz olarak bağlanmasına imkan tanıyan düzenlemeyi iptal etmesi, kadın hakları alanında yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi.
Kararı savunanlar bunun yıllardır eleştirilen bir uygulamaya son vereceğini ve nafaka yükümlülüğünde daha adil bir sistemin önünü açacağını öne sürüyor.

Kadın örgütleri ve hak savunucuları ise nafakanın iptali kararıyla özellikle ekonomik olarak dezavantajlı durumda bulunan kadınların boşanma sonrasında daha büyük bir güvencesizlikle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuyor.
Tartışmalar sürerken Demokrat Gündem’in sorularını yanıtlayan Eşit Yaşam Derneği Başkanı Nazik Işık, kararın yalnızca nafaka hukukuna ilişkin teknik bir değişiklik olarak değerlendirilemeyeceğini söylüyor.

Hak savunucusu Nazik Işık’a göre karar, uzun süredir siyasi iktidarın gündeminde bulunan nafaka düzenlemeleri açısından yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranlarından ekonomik bağımsızlıklarına, bakım emeğinden yoksulluk riskine kadar pek çok yapısal sorunun devam ettiğine dikkat çeken Işık, kadınların yaşam koşulları değişmeden nafaka hakkının sınırlandırılmasının ciddi sonuçlar doğurabileceği görüşünde.

İşte Nazik Işık’ın Demokrat Gündem için kaleme aldığı değerlendirme:
“Kötü zamanlar bunlar… Güçlü olmanın adil ve hakkaniyetli olmayı ezebildiği bir dönem.
Anayasa Mahkemesinin yoksulluk nafakasına ilişkin kararı, ne yazık ki, Ak Parti’nin yargı reformu paketlerine koymak için uzun zamandır çırpındığı ‘’süresiz nafaka hakkı’’nı sona erdirmesinin yolunu açıyor.
Boşanan ya da boşanmaya kalkışan kadınları öldürmenin neredeyse mübahlaştığı bir anlayışın sırtı, İstanbul Sözleşmesinden tek imzayla ‘’çıktım’’ demekle sıvazlanmıştı. Şimdi bu kararla öldürülmeyenin de açlıkla ya da yakınlarına el açmakla yaşayabildiği bir dönemin kapısı açılabilecek.
Evet, Anayasa Mahkemesinin kararı, gerekçeli kararını açıklanmasından ve Resmi Gazete’de yayınlanmasından sonraki 9 ay içinde bu alanda bir düzenleme yapılmasını öngörüyor. Biliyoruz, 6.’ıncı hatta 5.’inci yargı paketinden bu yana deniyorlar, aldıkları güçlü tepkiler nedeniyle Meclis’e getiremiyorlar ve ‘’süresiz nafaka’’yı yasal hak olmaktan çıkaramıyorlardı.
Şimdi, ‘’Ne yapalım, Anayasa Mahkemesi Kararı nedeniyle zorunluyuz’’ adı altında, yani yargının arkasına gizlenerek Meclis’e getirme imkanı yarattılar. Nitekim Adalet Bakanı anında ve adeta zil takıp oynayarak ‘’vatandaşlardan gelen yoğun talepler’’den bahsederek, ‘’kararı adalet ve hakkaniyet açısından çok kıymetli bulduklarını’’ söyledi.
Bakan’a göre kadın vatandaşlar vatandaş olsaydı, kadınların yoğun taleplerinin ‘’nafakama dokunma’’ olduğunu duyabilirdi, kararı alkışlarken biraz daha dikkatli olabilirdi.
Yargı Reformu paketinde bu konunun dikkate alınacağını vurgulayan Bakan, açıklamasında ‘’bir tarafı ömür boyu adil olmayan bir yükümlülük altında mağdur etmeyen bir düzenleme’’ getireceklerini, adeta ‘’sayemizde artık nafaka da ödemeyeceksiniz’’ dercesine bir müjde gibi sunmazdı.
Keşke kadınların bu üç kuruşluk nafakaya muhtaç olmadığı bir toplumsal düzenimiz olsa tabii… Ama yok.
Olsaydı, kanunda ‘’kadının nafakası’’ olarak tanımlanmamış, boşanmadan sonra erkek ya da kadın, hangi eş yoksulluğa düşecekse ona verilmesine hükmedilmiş, yani aslında cinsiyeti olmayan yoksulluk nafakasından yararlananların yüzde 90’dan fazlası kadın olmaz, nafaka da bir kadın hakkı haline gelmezdi.
Ama bu düzen kadınları ne bir ücreti ne de bir emekliliği olan, kocasının eline bakan ‘’evinin kadını’’ olmaya zorluyor. Her türlü bakım işini kadının sırtına yüklemiş sürüp gidiyor. Üniversite mezunu genç her üç kadından birinin işsiz olduğu, birinin de zaten işgücüne katılmayıp ‘’ev kızı’’, ‘’ev kadını’’ olarak evinde oturduğu bir düzen, bu düzen.
Yani çalışmaya kalkana da ‘’buyur gel, hoş geldin.’’ diyen, genç mühendislerin asgari ücretle çalıştıkları bir düzen bu düzen. Bu düzende boşanırsan işsizler ordusuna katılacak ya da çocuklarınla ya kendi ailenin, babanın, ağabeyinin yanına sığınarak ekmek yiyebileceksin.
İşin gücün, gelirin varsa, sorun zaten yok, çünkü yoksulluk nafakasına ihtiyacın yok, hatta sen eski kocana nafaka ödeyebilirsin.
Evet kanun ‘’süresiz’’ diyor ama yoksulluk nafakasına ihtiyaç olduğu sürece süresiz. İhtiyaç bitmişse, her zaman mahkemeye gider nafaka ödeme yükümlülüğünü durdurabilirsin. Ama erkekleri uğraştırmayalım, kaldıralım ‘’süresiz’’ kelimesini, hakim bir süre versin, sonra otomatikman erkeğin cebi özgür, kadın ekmeksiz! Yapılmak istenen işte bu!
Herkes biliyor, hukuk boşlukta ve soyut bir varlık değildir. Hukuk ancak toplumsal eşitsizlikleri dikkate alarak adil ve hakkaniyetli olur. Bu Anayasa Mahkemesi kararı kadınlar açısından hiç de adil, hiç de hakkaniyetli olmayan bir gelişmenin kapısını açtı. Üstelik de onca mücadeleyle kapalı tuttuğumuz bir kapıyı.
Adalet Bakanı da iktidar adına memnuniyetini anında açıkladığına göre, bu iktidarın kadınlardan oy alırım umudu kalmamış! Öyle değil mi? Çünkü kadınların kadın haklarını koruyanları seçme hakkı hala var!
İlginizi çekebilir: Anayasa Mahkemesi ‘süresiz nafakayı’ iptal etti: Gözler gerekçeli karar ve Meclis’te
İlginizi çekebilir: TKDF Başkanı Canan Güllü’den AYM’nin ‘süresiz nafaka’ kararına sert tepki: ‘Kadınlar yoksulluğa terk edilecek’
İlginizi çekebilir: Ekonomist Güldem Atabay’dan süresiz nafaka iptali tepkisi