Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Sosyal Medya

Neptün Soyer: 'Ben korkmuyorum, susmuyorum; erkekler de susmasın'

Kırsal kalkınma, kooperatifçilik, tarım, kadınların daha fazla istihdamı alanlarında uzun

Kırsal kalkınma, kooperatifçilik, tarım, kadınların daha fazla istihdamı alanlarında uzun süredir emek veren, 2016 yılından bu yana da Köy Koop Birliği’nin ilk kadın başkanı olma görevini sürdüren Neptün Soyer ile 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü öncesinde bir araya geldik. 

DEMOKRAT GÜNDEM-RÖPORTAJ HABER-Türkiye kadın hareketini, bu hareketin kazanımlarını, son yıllarda kazanımlardan geriye gidişin son durumunu, emekçi kadını, kadınlara yönelik ekonomik-fiziksel-psikolojik ve benzeri baskıyı, erkek şiddetini önleme için neler yapılabileceğini de konuştuk; Köy Koop’taki çalışmalarda gelinen son durumu da büyükşehir belediyesinin üretici, kooperatif ve çiftçilere yönelik desteğine gerek olmadığı eleştirilerine nasıl baktığını da…

ERKEK ŞİDDETİNE KARŞI ERKEKLERİN DE SESİNİN GÜR ÇIKMASI LAZIM

Köy Koop Birliği Başkanı Neptün Soyer, “Türkiye'de kadın hareketi gerçekten de çok güçlü. Hatta en güçlü hareketin kadın hareketi olduğunu söyleyebiliriz. Çevre hareketinde de en güçlü ses kadınlardan çıkıyor. Erkek şiddeti her yerde, dibimizde-yanı başımızda tüm hızıyla sürüyor. Kadın cinayetleri ve erkek şiddetine karşı erkeklerin de sesinin gür bir biçimde çıkması lazım. Şiddete, cinayete dur derken buna karşı çıkma sorumluluğunu kimse sadece kadınlara yükleyemez. Bu sorun sadece kadınların sorunu olabilir mi? Kadın-erkek hep beraber şiddete, istismara, cinayetlere dur demeliyiz” diye konuştu.

""

BEN KORKMUYORUM, SUSMUYORUM; ERKEKLER DE SUSMASIN

Net, cesur, duruşu olan bir kadın olduğu her davranışıyla ortada olan Köy Koop Birliği Başkanı Neptün Soyer, kadın hareketinin sloganı da olan, ‘Korkmuyorum-Susmuyorum-İtaat Etmiyorum’ çağrısını ise kendi cümleleriyle, “Her yıl, her an özellikle de her 8 Mart öncesi kadına şiddeti, kadın cinayetlerini konuşuyoruz hala. Maalesef. Maalesef diyorum çünkü daha geçen hafta, Ödemiş'te bir kooperatif ortağımızın kocası tarafından bıçaklanarak katledilmesini yaşadık. Şimdi o katleden koca, 'Ruh sağlığım yerinde değildi, kışkırdıldım, kendimi kaybettim, öfkelendim' diyerek kendisine kılıf hazırlamasın, hazırlayamamalı. Mahkemede kendini masum göstermek vesaire, bunlara artık izin verilmesin. Erkek şiddeti dibimizde, yanımızda. Katledilen o kadın arkadaşımız dünya iyisi bir kadındı. Ben korkmuyorum, susmuyorum. Erkekler de  korkmasın ve susmasın istiyorum. Kullandığımız dilden başlayarak değişmeli, dönüşmeli, dönüştürmeliyiz” şeklinde dile getirdi.

‘GEREK YOK’ DEMEK OLUR MU HİÇ; BU KÖYLÜYE/ÜRETİCİYE KİM EL UZATACAK?

Büyükşehir belediyesi ve ilçe belediyelerin tarımsal destek, çiftçi ve üreticiye yönelik çalışma yapmasına gerek olmadığı şeklindeki eleştirileri de değerlendiren İzmir Köy Koop Birliği Başkanı Neptün Soyer, “Kamu İhale Kanunu’nda, ‘Sen  köylünün ürettiğini doğrudan-hiç ihaleye çıkmadan belediye olarak destek amaçlı alabilirsin’ diyor. Ya da dağıt ya da pazarlama modelini yarat ve pazarlamasına destek ol. Yasada var bu. Bunu en iyi şekilde yaparsanız, ne güzel. ‘Belediyelerin tarım veya üreticilere desteğine gerek yok, gerek var mı?’ demek olur mu hiç? Bu köylüye, çiftçiye, üreticiye kim el uzatacak? Ankara’nın İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Başka Bir Tarım Mümkün vizyonu ile kuraklık ve yoksullukla mücadele çalışmalarına daha çok destek olması gerekir aslında. Yani köylüye kamu ve yerel işbirliği ekosistemiyle daha çok destek verilebilir, verilmeli” ifadelerini kullandı.

 

KÖY-KOOP  BİRLİĞİ  BAŞKANI SAYIN  NEPTÜN SOYER İLE SÖYLEŞİMİZİN SATIR BAŞLARI:

DEMOKRAT GÜNDEM: Türkiye'de kadın hareketinin köklü bir mücadele geçmişi var. Sokakta-evinde şiddete uğrayan, öldürülen, taciz ve istismara uğrayan kadınlar bir yandan da iş-sosyal yaşamda toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin neredeyse her türlüsüne maruz kalıyor. Kadın cinayeti kurbanı kadınların failleri indirimlerden yararlanıyor, etkili cezalar çoğu zaman verilmiyor. Kadının yaşam alanı da giderek yok oluyor.

NEPTÜN SOYER: Türkiye'de kadın hareketi gerçekten de çok güçlü. Hatta en güçlü hareketin kadın hareketi olduğunu söyleyebiliriz. Çevre hareketlerinde bile en güçlü ses kadınlardan çıkıyor. Erkek şiddeti her yerde, dibimizde-yanı başımızda tüm hızıyla sürüyor. Kadın cinayetleri ve erkek şiddetine karşı erkeklerin de sesinin gür bir biçimde çıkması lazım. Şiddete, cinayete dur derken buna karşı çıkma sorumluluğunu kimse sadece kadınlara yükleyemez. Bu sorun sadece kadınların sorunu olabilir mi? Çocuğu sen eğit, annesin. Erkek şiddetine karşı meydanlara koş, kadınsın. Kadın şiddeti yok ki, bunu engellemek için sadece ben mücadele edeyim. Erkek şiddeti var. Bu şiddeti önlemek salt savunma sanatlarını öğrenmek ya da kadın eğitimleri ile mümkün olmaz. Biz şiddetin her türlüsüne hayır diyoruz. Kadın-erkek hep beraber şiddete, istismara, cinayetlere dur demeliyiz.

 

""

ÇOCUĞA DA BERABER BAKARIZ, KARİYERİ DE BERABER YAPARIZ

Yine kadın istihdamı ve kadınların iş ve sosyal yaşama daha fazla katılmaları da önemli. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin başlattığı eleştirel erkek atölyeleri, karar mekanizmasındaki erkeklerin eğitilmesi kararları bu açıdan önemli. Kadın sorguluyor, kadın eğitime açık, kadın duyarlı. Bu dünya hepimizin. Dolayısıyla buradaki kadınlara atfedilen sorumlulukların artık erkekler tarafından da ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü şu anda mevcut iktidar bütün sorumlulukları kadına yüklüyor. 'Annesiniz, anneliğiniz-eşliğinizden sonra  kariyer de yapabilirsiniz'. Buna kimse karar veremez. Hiç kimse ya da hiçbir kurum böyle bir karar mekanizması durumunda olamaz. Yaşamın her alanında toplumsal cinsiyet eşitliği ilkeleri uygulanmalı. Çocuğa da beraber bakarız, kariyeri de beraber yaparız, zeytini de beraber koruruz.

""

D.G: Köy-Koop Birliği başkanı olmanızın yanında büyükşehir belediye başkanı sayın Tunç Soyer'in de eşisiniz. Tunç Bey'in kadın-erkek eşitliğinin sağlanması yönünde başlattığı çalışmaları kadınlar da yakından takip ediyor. Sayın Soyer'i en iyi tanıyan sizsiniz.  Evde nasıl bir eştir?

N.S: Hayat müşterek. Tunç ile hayat yolculuğumuz, beraberliğimiz 20'li yaşlarımızda başladı. Yani hayata beraber başladık.  Onun da bilmedikleri oldu, benim de bilmediklerim oldu. Beraber öğrendik. Birbirimizi beraber büyüttük, geliştirdik ve devam ediyoruz hala. Tunç, ismiyle müsamma. Öyle bir insan gerçekten. Tunç gibi o. İnanılmaz güçlü, hep mücadele eder. Sağlam bir insan. İnsanın eksiği olmaz mı? Mümkün mü? Mükemmellik mümkün mü, kime atfedilmiş böyle bir şey?! Ama iyi insan olmak için çalışıyorsa biri, işte o insandır. Tunç çocuklarına dahi sesini yükseltmeyen biri, elini kaldırmak ne demek? Böyle bir şey yapmaz, yapamaz, yapanla da yan yana olmaz. Ne demek el kaldırmak? Karşındaki de insan. O yüzden erkek şiddeti var diyorum. Biz insan olmak için eğitilmeliyiz. O yüzden eğitim şart. Bir şey yapmalı. Lütfen erkekleri eğitelim. Kadın eğitimleri de bir yere kadar. Baro hukuki olarak şiddet gösteren erkeğin başına gelecekleri anlatmalı. Erkekler bunu bilmeli. Bir kurumda sözlü ya da fiziki şiddet varsa başına gelecekleri erkekler bilmeli.

""

BEN KORKMUYORUM, SUSMUYORUM; ERKEKLER DE SUSMASIN

D.G: Kadın hareketinin 'korkmuyorum-susmuyorum-itaat etmiyorum' sloganı vardır bilirsiniz.

N.S: Her yıl, her an özellikle de her 8 Mart öncesi kadına şiddeti, kadın cinayetlerini konuşuyoruz hala. Maalesef. Maalesef diyorum çünkü daha geçen hafta, Ödemiş'te bir kooperatif ortağımızın kocası tarafından bıçaklanarak katledilmesini yaşadık. Şimdi o katleden koca, 'Ruh sağlığım yerinde değildi, kışkırtıldım, kendimi kaybettim, öfkelendim' diyerek kendisine kılıf hazırlamasın, hazırlayamamalı. Mahkemede kendini masum göstermek vesaire, bunlara artık izin verilmesin. Erkek şiddeti dibimizde, yanımızda. Katledilen o kadın arkadaşımız dünya iyisi bir kadındı. Tanıyorum da. Ben korkmuyorum, susmuyorum. Erkekler de susmasın istiyorum. Kullandığımız dilden başlayarak değişmeli, dönüşmeli, dönüştürmeliyiz.  Kılıbık, taş fırın erkeği gibi dilimizde olan söylemler artık dönüşmeli. Çığlık denince karşılığında bir kadın, nara dediğinizde karşılığında bir erkek düşünülmemeli artık. Bir şey yapmalı, hepimiz bir şey yapmalıyız. İzmir bu alanda çok yol kat etti ama alınacak, gidilecek daha çok yol var. Her yer İzmir mücadelesi ile donanmalı.

""

ÇOCUĞU SALT ANNE  DEĞİL  EBEVEYN VE TOPLUM  BİRLİKTE  EĞİTİR

D.G: Bu konuda eğitim sizin de dediğiniz gibi önemli..

N.S: Her yıl aynı şeyleri söylüyoruz maalesef. Değişen bir şey yok. Aynı şeyleri söylüyor olmak beni de üzüyor. Bir şeyler yapmak istiyoruz, yapıyoruz, bir şey yapmalı; o bir şeyi kendi adıma yapmaya çalıştığımı söyleyebilirim. İnsan olmaya çalışıyorum. Ama geldiğimiz noktada bu erkek şiddeti çok can yakıyor, can alıyor. Kadınlar tam bir erkek şiddeti ile karşı karşıya. Siz, ben, birçok kadın buna maruz kalıyor. Karşı tarafa eliniz kalkamaz, kalkmamalı. Erkek şiddeti ancak eğitimle azaltılabilir. Ana sınıfından, ilkokuldan başlayarak eğitim verilmeli. Bir çocuğu sadece anne yetiştiremez, ebeveyn yetiştirmeli. Çocuk hem ebeveynleriyle hem toplumla birlikte eğitilir. Okulda, sokakta, iş hayatında eğitim. Eksik olan babayı konuşmuyoruz. Bir baba da var. Anne doğuruyor ama baba da var. Çocuk dünyaya geldiğinde ebeveyn eğitimi, çekirdek ailesindeki eğitim, toplum, okul herkes işin içinde olmalı.

""

TUNÇ ELEŞTİREL  ERKEK  ATÖLYESİNE KENDİSİ DE KATILDI VE…

Bu kapsamda İzmir Büyükşehir Belediyesi, Tunç Başkan’ın talimatıyla ebeveyn eğitimi programları da başlattı mesela. Anne baba olmaya karar verildiğinde bunun eğitimi de verilmeli. Herkes anne baba olamaz, herkes çocuk sahibi olamaz. Olmamalı da. Yine İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin bu konuda Tunç Başkan’ın talimatıyla attığı çok önemli bir adım daha var. Eleştirel Erkek Atölyesi. Tunç, bu eğitimi önce kendinden başlattı. En yakın erkek çalışma arkadaşlarını bu eğitimlere kattı. Tunç, genel sekreter, genel sekreter yardımcıları, daire başkanları beraber eleştirel erkeklik atölyelerine girdiler. Tunç çok eşitlikçi ve demokrat bir insandır. Öyledir gerçekten. Yönetim masasındaki, karar mekanizmasındaki erkeklerin eğitimine büyük önem veriyor. Karar alma mekanizmalarında oturan erkekler kararlar alıyor ve aldıkları bu kararlar kadınları da ilgilendiriyor. Karar verici noktadaki erkeklerin eğitimi bu nedenle önemli gerçekten de. Evet, kahvedeki Ahmet Amca'ya da gideceğiz. Ama bir kurumun, şirketin başındaki Ahmet Bey'e de gideceğiz. Tunç, toplantıdan sonra bir daha toplamış çalışma arkadaşlarını, 'Bu eğitimleri sürdüreceğiz' diye vurgulamış. ESHOT'tan park bahçeler-İZSU'ya kadar tüm birimlerde çalışan erkek çalışanlar da bu eğitimi alıyor.

D.G: İzmir Köy Koop gibi önemli bir yapılanmanın başındaki kadın yöneticisiniz. Erkek yoğun bir yapıda bunu başarabilmek önemli. Logonuzda kadın erkek figürü var.

""

KADIN OLARAK KOOPERATİFLERDE KADIN-ERKEK ORTAK SAYISININ EŞİTLİĞİ İÇİN DE MÜCADELE EDİYORUM

N.S: Kooperatifçiliğin Uluslar arası tanımında cinsiyet atfı yoktur aslında. Kadın erkek herkes ortak olabilir. Ancak kooperatiflerde de erkek egemen bir yapı söz konusu idi. İzmir Köy Koop'un 10 yıldır yönetimindeyim. 6 yıldır da Birliğin kadın başkanı olarak görev yapıyorum. Kadın başkan olarak seçilmek önemlidir, bir şeydir. İzmir'de tarımdaki kooperatif ortaklarımız ‘bir şey’ yaptı. Önemli bir şey. Logomuzda da kadın-erkek vardır. Kadın erkek hep birlikte dedik. Kadın olarak kooperatiflerde kadın ve erkek ortak sayısının eşitliği için de mücadele veriyorum.

İzmir, tarımsal kooperatiflerdeki kadın ortak sayısında da yine farklı ve özel aslında. Benim Birliğin (Köy-Koop) başkanı olmam, beni seçmeleri başka bir farkındalık da yarattı aslında. Kadınlar erkekler herkes kooperatif ortağı olabilir. Biz bu herkesin eşitliğini sağlamak için daha çok çalışıyoruz. Gittiğim her yerde kadın ortak sayısının artması, yönetim masalarında kadınların erkeklerle eşit temsiliyetinin sağlanması için de uğraşıyorum.

D.G: İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Başka Bir Tarım Mümkün vizyonu ile üreticilere ve çiftçilere yönelik başlattığı çalışmalar, desteklerin belediyenin görevi olmadığı yönündeki eleştiriler hakkında ne düşünüyorsunuz?

""

BELEDİYELERİN YAPMASINA  GEREK YOK DEMEK OLUR MU HİÇ?

N.S: Tunç Başkan ayağı yere basan şeyler söylüyor. ‘Belediyeler niye yapıyor?’ ayağı yere basmayan bir eleştiri. Belediyeler niye yol da yapıyor? Ulaştırma Bakanlığı var, onlar yapsın. Belediyeler niye okul tamir edip, boyuyor? Milli Eğitim Bakanlığı var, yapsın. Belediyeler sağlık hizmeti de veriyor, taramalar yapıyor. Niye yapıyor? Sağlık Bakanlığı var, yapsın.

Yerel yönetimlerin kanunlarla belirlenmiş birtakım mevzuatları var. Bunun içinde tarım faaliyetleri de var. Mevzuat diyor ki, köylü yol-su hizmeti alırken, ürününün pazarlanmasıyla ilgili de destek alabilir. Kamu İhale Kanunu’nda, ‘Sen köylünün ürettiğini doğrudan-hiç ihaleye çıkmadan belediye olarak destek amaçlı alabilirsin’ diyor. ‘Ya da dağıt ya da pazarlama modelini yarat ve pazarlamasına destek ol’ diyor. Yasada var bu. Bunu en iyi şekilde yaparsanız, ne güzel. ‘Belediyelerin tarım veya üreticilere desteğine gerek yok, gerek var mı?’ demek olur mu hiç? Bu köylüye, çiftçiye, üreticiye kim el uzatacak? Ankara’nın İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Başka Bir Tarım Mümkün vizyonu ile kuraklık ve yoksullukla mücadele çalışmalarına daha çok destek olması gerekir aslında. Yani köylüye kamu ve yerel işbirliği ekosistemiyle daha çok destek verilebilir, verilmeli. Senin büyükbaş hayvancılıkla ortaya koyduğun vizyon, bizim yer altı sularımızı tüketiyor mesela. Yine büyükbaş hayvancılık yapabilirsin, ama yem bitkilerini çalışmalısın. Büyükbaş hayvancılık yaparken, meralarını koru-küçükbaş hayvancılığı da sürdür.

""

‘BAĞI ÇOCUKLARINA, ZEYTİNİ TORUNLARINA  BIRAK’ DERLER

D.G: Zeytin alanlarında maden çalışmasına olanak tanıyan düzenlemeye yoğun tepkiler var. Sizin düşünceleriniz?

N.S: Tabi ki karşıyız. Zeytin alanlarınızı hayvancılık ve zeytincilik için mi kullanacaksınız, yoksa ‘Buranın altında maden varmış’ deyip zeytincilikten vaz mı geçeceksiniz? Vazgeçemezsiniz. Bu, bir milli servettir. Madencilik faaliyeti de önemli tabi. Madenler milli kaynak ancak zeytin arazilerine denk geldiğinde, Zeytin Kanunu ile çeliştiğinde tercihinizi ölmez ağaç zeytinden yapmanız lazım. Çevre Bakanlığı'na karşı dava açıp çevreyi korumaya çalışıyoruz, ironi bu, burada. Çok ironik. ‘Zeytin ölmez ağaçtır. Bağı çocuklarına, zeytini torunlarına bırak derler. Zeytin öyle ölümsüzdür. Sarı liradır, o kadar  kıymetlidir'. Bu cümleleri bize bir köylümüz kendi el yazısıyla yazıp göndermiş. Zeytin çok vefalıdır, çok su istemez, kendi kendine meyvesini verir. Meyvesini yersin, yağını kullanırsın, hayvanını otlatırsın. Zeytinleri taşıyacaklarını söylemişler. Zeytin nereye bakacağını bilir. Zeytini bir yerden bir yere taşırken aynı yöne dikmek zorundasınız. Yeniden yeşermez, meyvesini vermez çünkü. Doğru bulmuyorum.

Neptün Soyer: 'Ben korkmuyorum, susmuyorum; erkekler de susmasın'
Demokrat Gündem