Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Sosyal Medya

Özel grup toplantısında konuştu: ‘Dünyanın en yüksek beşinci enflasyonuyuz’

CHP Genel Başkanı Özgür Özel grup toplantısında Türkiye ve dünya gündemine dair çarpıcı tespit ve açıklamalarda bulundu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel grup toplantısında Türkiye ve dünya

DEMOKRAT GÜNDEM-CANLI ANLATIM-CHP Genel Başkanı Özgür Özel, asgari ücret ve yüksek enflasyona dikkat çekti, rakamlar paylaştı, duruma tepki gösterdi.

Özel, tepkisini, “Türkiye yüzde 32,5 enflasonu ile Avrupa’da açık ara birinci. Öyle birşey ki, Avrupa’da bizden sonra enflasyonu en yüksek olan Romanya’da enflasyon yüzde 9.9. Avrupa’da bizim dışımızda enflasyonu çift hane olan yok. Dünyanın en yüksek beşinci enflasyonuyuz, hem gıda hem genel enflasyonda” sözleriyle dile getirdi.

Özel grup toplantısında konuştu: 'Dünyanın en yüksek beşinci enflasyonuyuz'

Partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada dikkat çeken bir çağrıda da bulunan Özgür Özel, gelecek yıl 1 Mayıs’ın Taksim Meydanı’nda kutlanacağını söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup toplantısında ülke ve dünya gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında ekonomik tablo ve vergi sistemi üzerinden hükümete sert eleştiriler yöneltti.

Özel grup toplantısında konuştu: 'Dünyanın en yüksek beşinci enflasyonuyuz'
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, CHP TBMM Grup toplantısında gündemi değerlendirdi.

Genel Başkan Özel, kamu ihaleleri üzerinden belirli kesimlerin zenginleştirildiğini savunarak, “Devletten iş alanlar, devletin iş verdikleri AK Parti’yi semirttikleri” ifadelerini kullandı. Mevcut düzeni “kara düzen” olarak nitelendiren Özel, “And olsun ki bitireceğiz bu AK Parti’nin bu kara düzenini” dedi.

Özel grup toplantısında konuştu: 'Dünyanın en yüksek beşinci enflasyonuyuz'

Konuşmasında artan hayat pahalılığına dikkat çeken CHP Genel Başkanı Özgür Özel, temel tüketim ürünlerinden enerjiye kadar geniş bir yelpazede zamların sürdüğünü belirtti.

“TARLADAN MARKETE FARK YÜZDE 886”

“İğneden ipliğe her şeye zam geliyor. Mazota zam, elektriğe zam, doğal gaza zam, sebzeye zam, meyveye zam” diyen Özgür Özel, özellikle tarla ile market fiyatları arasındaki uçuruma vurgu yaptı.

Elmanın tarlada 3,75 liradan markette 40 liraya çıktığını ifade eden Özel, aradaki farkın yüzde 886’ya ulaştığını söyledi.

Fiyat artışlarının nedenlerine değinen CHP Genel Başkanı Özel, aracı maliyetleri, üretim giderleri ve özellikle akaryakıt fiyatlarının belirleyici olduğunu dile getirdi.

Özel grup toplantısında konuştu: 'Dünyanın en yüksek beşinci enflasyonuyuz'
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, CHP TBMM Grup toplantısında gündemi değerlendirdi.

Hal yasasının çıkarılmamasını da eleştiren CHP Genel Başkanı Özgür Özel, üretici ile tüketici arasındaki zincirde ciddi sorunlar bulunduğunu savundu. Özel, iktidarın uzun yıllardır yönetimde olduğunu hatırlatarak, mevcut ekonomik tablonun sorumluluğunun hükümete ait olduğunu ifade etti.

Gıda enflasyonu üzerinden örnekler veren Genel Başkan Özel, domates fiyatındaki artışa dikkat çekti.

Bir yıl önce 40 lira olan domatesin 200 liraya yükseldiğini belirten CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bu artışın yüzde 400’e ulaştığını söyledi.

Resmi enflasyon oranları ile vatandaşın hissettiği enflasyon arasındaki farkın büyüdüğünü dile getiren Özel, bu durumun halk üzerindeki ekonomik baskıyı artırdığını ifade etti.

Özel grup toplantısında konuştu: 'Dünyanın en yüksek beşinci enflasyonuyuz'
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, CHP TBMM Grup toplantısında gündemi değerlendirdi.

Vergi politikalarına da geniş yer ayıran Özel, orta vadeli programa göre üç yılda 48 trilyon lira vergi toplanacağını belirtti.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bu tutarın nüfusa bölündüğünde kişi başına 558 bin lira vergi anlamına geldiğini söyleyen Özel, vergi yükünün ağırlıklı olarak dar gelirli ve orta sınıfın sırtında olduğunu savundu ve maaşlı çalışanların önemli bir kısmının gelirlerinin büyük bölümünü vergi olarak ödediğini ifade etti.

Türkiye’de vergi sisteminin büyük ölçüde dolaylı vergilere dayandığını vurgulayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bunun adaletsiz bir yapı oluşturduğunu dile getirdi.

Elektrik, su ve temel tüketim ürünlerinde zengin ile yoksulun aynı vergiyi ödediğini belirten Genel Başkan Özel, toplam vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 65’inin dolaylı vergilerden oluştuğunu söyledi. Gelir vergisiyle birlikte bu oranın yüzde 88-89 seviyelerine ulaştığını ifade etti.

Kurumlar vergisinin toplam içindeki payının düşük olduğunu belirten CHP Genel Başkanı Özgür Özel, esas kazanç sahiplerinin daha az vergi ödediğini savundu ve “Esas kazananın ödediği vergi yüzde 11, geri kalan yüzde 89’u halk ödüyor” dedi.

Özel grup toplantısında konuştu: 'Dünyanın en yüksek beşinci enflasyonuyuz'
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, CHP TBMM Grup toplantısında gündemi değerlendirdi.

HEP BİRLİKTE TAKSİMDEYİZ

Özel, konuşmasında, işçi ve emekçilerin simge alanlarından biri olan Taksim Meydanı’nı işaret ederek, “Gelecek sene hep beraber 1 Mayıs’ta Taksim’de olacağız” ifadelerini kullandı.

ÖZEL’İN KONUŞMASININ SATIR BAŞLARI:

Dünyada enflasyon, Türkiye’de anlaşıldığı anlamda bir sorun olmaktan çıktı. Pandemiyle birlikte 3 olan enflasyonlar 5 oldu. Faizi 7 yapıp çevirdiler, 3’te 3,5’ta duruyor şimdi. 2 olan enflasyon 4 oldu, döndürdüler, 2’de duruyor şimdi.

Dünyada enflasyonda 100 ülke var. Yıllık enflasyonu yüzde 5’in altında olan ülkeler varken, Türkiye bir aylık enflasyonda yüzde 5’i yakalamış durumda.

Çıkmış “küresel krizleri yönetme kapasitemiz teyit edildi” diyor. Ve öyle bir noktada ki ya gerçekten milletin halinden, rakamlardan haberi yok… Ya da gerçeklikten kopmuş, saraylara hapsolmuş bir iktidar görüntüsü var.

“FİL DİŞİ KULELERİNDEN VATANDAŞI KARINCA GİBİ GÖRÜYORLAR”

Fil dişi kulelerinden vatandaşı karınca gibi görüyor. Vatandaşı küçük görüyor. Vatandaşın aklıyla, vicdanıyla, yaşadıklarıyla dalga geçiyor.

Buradan Erdoğan’a söyleyeceğim şudur: O karıncanın kardeşi var. O karıncayı sana ezdirmeyiz. O karıncanın kardeşi Cumhuriyet Halk Partisi’dir.

Dört aylık enflasyonun sonucunda asgari ücret 4 bin 100 lira eridi. Basit hesap 4 bin 100 lira. Yani ocak ayında 28 bin lira denen asgari ücret şimdi 23 bin 900 lira o anki parayla.

Özel grup toplantısında konuştu: 'Dünyanın en yüksek beşinci enflasyonuyuz'
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, CHP TBMM Grup toplantısında gündemi değerlendirdi.

“EMEKLİ MAAŞI 3 BİN LİRA ERİDİ”

Daha önünde bir yıl var. En düşük emekli maaşı 3 bin lira eridi, 17 bin liraya geriledi. En düşük memur aylığı 9 bin lira eridi. Ne diyordu Erdoğan? “Üç yıl öncekinden daha az ekmek alıyorsanız bana beddua edin” diyordu. Diyor mu? Diyor. Tarih 30.11.2005.

Üç yılı geçtim Sayın Erdoğan. Üç ay, üç ay. Üç ay önce asgari ücretli 1870 ekmek alıyordu. Hesap ortada.

Hani diyorsun ya o makineyi bırak, altın hesabını bırak, o makineyi eline al, somun ekmek hesabı yap. Üç ay önce asgari ücret 1870 ekmek alırken, şu anda 1605 ekmek alıyor. 3 ayda asgari ücrette 265 ekmek kaybı var.

“BU MİLLETİN İRFANINDA KİMSEYE BEDDUA ETMEK YOK”

Diyorsun ya “3 yıl öncesine göre daha az ekmek alan bana beddua etsin.” Bu milletin irfanında, kültüründe kimseye beddua etmek yok. Bu millet beddua etmiyor sana. Bu millet senden kurtulmak için dua ediyor.

Türkiye yüzde 32,5’luk enflasyonuyla Avrupa’da açık ara birinci. Avrupa’da bizden sonra enflasyonu en yüksek olan ülke Romanya, yüzde 9,9.

“DÖRT ÜLKEDEN BAŞKA ENFLASYONU BİZDEN YÜKSEK OLAN YOK”

Bu ne demek? Avrupa’da bizim dışımızda enflasyonu çift haneli olan yok. Yüzde 9’u, yüzde 10’u geçen yok. Bizim yüzde 32,5. Dünyanın en yüksek 5’inci enflasyonuyuz. Hem gıdada hem genel enflasyonda. Bizden kötü 4 ülke var: Venezuela, Güney Sudan, İran, Arjantin. Venezuela’da istikrarsızlık var. Güney Sudan’da iç savaş sürüyor. İran’da savaş ve gerilim var. Bu dört ülkeden başka, enflasyonu bizden yüksek ülke yok.

Özel grup toplantısında konuştu: 'Dünyanın en yüksek beşinci enflasyonuyuz'
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, CHP TBMM Grup toplantısında gündemi değerlendirdi.

Öyle ülkeler var ki sabah kalkıp mızrakla ava giden insanların yaşadığı ülkelerde bile enflasyon bizden düşük. Savaş sonrası dünyada gıda enflasyonu tartışılıyor. İran’da savaş var, dünyada enflasyon yükseliyor deniyor. Ama Nisan itibarıyla dünyada gıda enflasyonu yüzde 2,4. Türkiye’de yüzde 35.

O yüzden buna ekonomistler “kırılganlık” diyor. Hazırlıksız yakalanmak diyor. Tedbir almamak diyor. Enflasyonla mücadele için gerekli kaynakların geçmişte yanlış kullanıldığını, yerine koymak için çok yüksek maliyetlere katlanıldığını söylüyorlar.

Devletten iş alanlar, devletin iş verdikleri AK Parti’ni semirttikleri. And olsun ki bitireceğiz bu AK Parti’nin bu kara düzenini. And olsun. İğneden ipliğe her şeye zam geliyor. Mazota zam, elektriğe zam, doğal gaza zam, sebzeye zam, meyveye zam. Bu zamların rekortmenleri var.

“FİYAT FARKI YÜZDE 886 OLMUŞ”

Tarlada tanesi üç lira yetmiş beş kuruş olan elma markette kırk lira olmuş. Kırk lira. Üç yetmiş beşten kırk liraya gelirken öyle bir aracı fahiş paralar. Elbette aracılar var, yanlışlar var, inatla çıkarılmayan hal kanunu var, var oğlu var ama esas bunu buradan buraya getirirken ki en önemli maliyet mazot var, işçilik var, artan bütün maliyetler var. Fiyat farkı yüzde 886 olmuş tarlayla market arasında.

“DOMATESİN ENFLASYONU”

Sen yönetiyorsun bu ülkeyi 24 yıldır. İsmet Paşa değil. 24 yıldır sen yönetiyorsun bu ülkeyi. Ve enflasyon şampiyonu. Hani ortalaması yüzde 32 ya. Domatesin enflasyonu. 1 yıl önce bugün kilosu 40 lira olan domates şimdi 200 lira. Yüzde 400 enflasyon. Kırk liradan beş kat artmış, iki yüz liraya çıkmış domatesin enflasyonu.

Orta vadeli program var. Orta vadeli programa göre bundan sonraki üç yılda kırk sekiz trilyon lira vergi ödeyeceğiz. Kırk sekiz trilyon lira. Yani seksen altı milyon nüfusa böldüğünüzde kişi başına, bir aylık bebek de dahil doksan yaşında dedem de dahil, beş yüz elli sekiz bin lira vergi vereceğiz. Kişi başına beş yüz elli sekiz bin lira vergi.

“VERGİ ORTA SINIFIN, YOKSULUN SIRTINDA”

Ama bu vergi yoksulun sırtında. Bu vergi orta sınıfın sırtında, eskinin orta direğinin, şimdinin yoksullarının sırtında.

Ülkede kırk bin lira maaş alan bir yılda on iki maaş alıyor, ikisini vergiye veriyor. Altmış bin lira maaş alan aldığı maaşın iki buçuk aylığını vergiye veriyor. Yetmiş bin lira maaş alan üç maaşını vergiye veriyor bu ülkede. On iki maaş alıyor, üçünü vergiye veriyor.

Böyle bir vergi düzeni var. Bu ülkede şöyle bir vergi düzeni var: Dünyanın en adaletsiz vergisi dolaylı vergi. Türkiye’de toplam vergilerin neredeyse yüzde altmış beşi. Ne demek o? En zenginle en fakirin eşit ödediği vergi. Dünyanın en adaletsiz vergisi.

Elektriği milyarder de asgari ücretli de yakıyor, aynı vergiyi veriyor. Sudan, toplu taşımadan, giyim kuşamdan alınan dolaylı vergilerin tamamı en zenginde de en fakirde de geçerli. Evladına süt aldığında, çocuk bezi aldığında aynı vergi ödeniyor memlekette. Bu vergilerin toplam vergi içindeki payı yüzde altmış beş.

“BİR DE BANKADA BİR MEVDUATIN VARSA…”

Bunun üstüne bir de yüzde yirmi üç, yirmi dört gelir vergisi var. O ne? Maaşı bankamatikten çekiyorsun ya, çekmeden içinden kesilen vergi. Bir de bankada bir mevduatın varsa, o mevduatın ay sonunda çekmeden içinden kesilen vergi. Bu da yüzde yirmi üç, yirmi dört. Toplamda yüzde seksen sekiz, seksen dokuza geliyor.

Geriye kalan yüzde on bir kurumlar vergisi. Yani esas kazananın, kâr etmiş olanın ödediği vergi. Ettiği kârdan vereceği vergi yüzde on bir. Geri kalan yüzde seksen dokuz hepimizin verdiği vergi. Bunun adı vergide AK Parti’nin kara düzenidir. Bunu al aşağı etmeden ne emekli kurtulur, ne emekçi kurtulur, ne esnaf kurtulur, ne köylü kurtulur.

Özel grup toplantısında konuştu: 'Dünyanın en yüksek beşinci enflasyonuyuz'
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, CHP TBMM Grup toplantısında gündemi değerlendirdi.

“BUNDAN SONRA AKPDEN.COM’U YAKINDAN TAKİP EDİN”

Bundan sonra akpden.com’u yakından takip edin. Köprüleri, otoyolları, babadan dededen miras o kârlı işletmeleri satmaya kalktıklarında akpden.com’dan hepsini duyuracağız.

Ama şimdi AKPden.com’da sıfır bir otomobil var. 1,2 milyon lira fiyatı olan bir sıfır otomobil. Sepete ekliyorsun, 1,2 milyon lira, “sepete ekle”ye basıyorsun. Böyle alıp gitmek yok.

1 milyon 200 bin liralık araca 1 milyon 88 bin lira ÖTV. Yetmez, ÖTV’li fiyata 460 bin lira KDV. Yetmez. Belki bu arabanın radyosunu açacaksın, TRT’ye denk geleceksin, TRT’den iki nağme dinleyeceksin, 9 bin lira bandrol ücreti.

Toplam vergi 1 milyon 557 bin lira. Araba 1,2 milyon lira. Vergiler toplamı neredeyse 1,6 milyon lira. Arabanın fiyatı oldu sana 2,7 milyon lira.

Bundan sonra gençlerin bilgisayarında, cep telefonunda, oyun konsolunda neden alınamadığını birlikte göreceğiz. akpden.com’u izlemeye devam.

“BU MİLLETİN ARTIK ALGI OPERASYONLARINA KARNI TOK”

Değerli konuklar, kıymetli arkadaşlar; ekonomiyi bitmeyen bir krize sokanlar, kendi çıkarları için adaleti, demokrasiyi, insan haklarını yok sayanlar; milleti algılarla yönetebileceklerini, sandığa kadar durumu idare edip seçim oyunlarıyla bir kez daha kandırabileceklerini sanıyorlar.

Böyle bir şey yok. Bu milletin artık algı operasyonlarına karnı tok.

Yerel seçimlerde millet tercihini gösterdi. O günden bugüne Cumhuriyet Halk Partisi’ni tüm saldırılara, iftiralara ve haksızlıklara rağmen sahiplendi, dimdik ayakta tutuyor.

“ÜLKEYİ BORÇLANDIRIP VARLIKLARI YOK PAHASINA SATIYORLAR”

Cumhuriyet Halk Partisi, kurulduğu gün olduğu gibi bugün de anketlerde Türkiye’nin birinci partisi. Ülkeye kalıcı hasarlar veriyorlar. Ekonomide düzeltilmesi güç işler yapıyorlar. Farkı açıyorlar, ülkeyi borçlandırıyorlar, varlıkları yok pahasına satıyorlar. 25 yıllık köprünün gelirini, 3 yıllığını peşin verene 25 yıllığına veriyorlar. Yarınları düşünmüyorlar.

Özel grup toplantısında konuştu: 'Dünyanın en yüksek beşinci enflasyonuyuz'
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, CHP TBMM Grup toplantısında gündemi değerlendirdi.

Dış politikada da hatalar yaparak Türkiye’yi yalnızlığa, itilmişliğe ve çıkmaza sürüklüyorlar. Bunun üzerine bir de “millet yoksul ama dış politikada iyiyiz” algısı oluşturulmaya çalışılıyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihinde, İkinci Dünya Savaşı’na girmemenin önemi anlatılırken, o günlerdeki zorluklar üzerinden siyaset yapanlar; bugün “yoksulsun ama güvendesin” söylemiyle algı oluşturuyor. Sadece İran’da değil, Suriye’de de, Rusya’yla ilişkilerde de, Çin’le ilişkilerde de, dünyayla ilişkilerde de benzer bir tablo var.

“24 SAAT DIŞ POLİTİKA YAYINIYLA EKONOMİK SIKINTILAR UNUTTURULMAYA ÇALIŞILIYOR”

Televizyonlarda 24 saat dış politika yayını yapılarak milletin yaşadığı ekonomik sıkıntıların unutturulmaya çalışıldığı ifade ediliyor. Bu iktidarın dış politikada ilkesi yoktur, prensibi yoktur. Tek amaç, şahsi çıkarlar ve iktidarın devamı için dış destek arayışıdır. Bugün ülkeyi yönetenler önce şahsını, sonra ailesini, sonra partisini, en son Türkiye’yi düşünmektedir. Biz bugün, gerçekleri söylemek için buradayız. Hem tarihe not düşmek hem de olup biteni doğru şekilde anlatmak için konuşuyoruz.

Bölgemiz ve dünya değişiyor. Küresel sistemin dengeleri yeni krizlerin temelini atıyor ve bu krizler sistemi sarsıyor. Ülkeler yeni koşullarda yeni yönler belirliyor, yeni ittifaklar kuruyor.

Biz de bu süreçte Türkiye’nin birinci partisi olmanın sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Önce ülkemizi, sonra partimizi, en son kendimizi düşünüyoruz. Çünkü biz, yüz yıl önce bu Cumhuriyet’i kuran, hangi bedellerle kurduğunu bilen ve bu birikimi geleceğe taşıma sorumluluğunu taşıyan bir siyasi geleneğin temsilcileriyiz.

“TRUMP’A BÜTÜN ÜMİTLERİNİ BAĞLAMIŞLAR”

Şimdi işte o Trump… Bir müttefik olarak Amerika’dan bahsetmiyorum. Bu iktidarın bağlandığı tek kutup; kendi ülkesinde de itibarı kalmayan, oyları yüzde altmışlara düşen, bu yıl bitmeden Amerika’da “topal ördek” olacağına şüphe olmayan Trump’a bütün ümitlerini bağlayan Erdoğan’dan bahsediyorum.

Dünyayı krize sokan Trump yönetimi, dünyada otoriter liderlerle çalışmayı tercih ediyor. Macaristan’da Orban’ı tutuyor, Suriye’de Şahra’ya kravat giydiriyor, İran’a “dini lideri belirlerken bana soracaksınız” diyor. Dünyanın neresinde bir otoriter varsa onu destekliyor.

Özel grup toplantısında konuştu: 'Dünyanın en yüksek beşinci enflasyonuyuz'
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, CHP TBMM Grup toplantısında gündemi değerlendirdi.

Sadece kendisi değil, dünyaya dayatmaya çalıştığı düzende teknoligarklar, yani teknoloji şirketlerinin zengin milyarderleri de nerede otoriter varsa onu destekliyor. Ama sen kimlerle yan yana düştüğüne bakarsan; Macaristan’da Orban’la birlikte, Hindistan’da Modi ile birlikte, Almanya’da aşırı sağla birlikte anılan bir tablo var.

“İKTİDAR AVRUPA’NIN SUNABİLECEĞİ FIRSATLARI GÖREMİYOR”

Öyle bir noktadayız ki Trump yönetimi Avrupa ile ayrışıyor, NATO’dan çıkmayı tartışıyor, kendi rekabet alanlarına yöneliyor. Böyle bir durumda herkes Türkiye’nin NATO’daki gücü nedeniyle öneminin artacağını, Avrupa’nın güvenlik kaygıları nedeniyle Türkiye’ye yeni fırsatlar doğacağını söylüyordu. Ama öyle olmuyor. Çünkü bu iktidar Avrupa’nın sunabileceği fırsatları göremiyor, Trump’ın çizdiği hattan çıkamadığı için değerlendiremiyor. Avrupa da bu nedenle Erdoğan’a mesafeli duruyor ve sürekli demokrasi, insan hakları ve tutarlılık hatırlatması yapıyor.

Dış politikada keyfileştirilen, şahsileştirilen ve Trump’a endekslenen bu yaklaşım yüzünden Türkiye Avrupa sisteminden dışlanıyor. Avrupa kendi savunmasını güçlendiriyor, Fransa ve Almanya Yunanistan’a açık destek veriyor. Yunanistan stratejik ortak ilan ediliyor.

“TÜRKİYE’NİN SAVUNMA EKSİKLİĞİ AÇIKÇA GÖRÜLÜYOR”

Rusya sözde nötr görünse de tutumu ortada. Çin ise Türkiye’ye mesafesini artırmış durumda. Bu iktidar dünyada meşruiyetini kaybetmiş durumda. Bu yüzden ABD’nin büyükelçisi, Antalya Diplomasi Forumu’nda “buralarda demokrasi işe yaramıyor, güçlü liderler lazım” diyebiliyor. Türkiye’yi Orta Doğu ülkeleriyle aynı kategoride değerlendiriyor. Buna karşı ise iktidardan güçlü bir tepki gelmiyor.

Şimdi daha somut örnekler… İran savaşı sırasında ülkemize füzeler atıldı. Rusya’dan alınan S-400’ler kullanılmadı, kullanılamadı. Oysa bu sistemler alınırken eleştirenlere “vatan haini” deniyordu. Bu kadar kritik bir günde S-400’ler devreye alınamadı. Türkiye’ye yönelik tehditlere karşı etkin bir savunma sağlanamadı. Sonuçta NATO çerçevesinde Amerikan savunma sistemleri devreye girerek bu füzeler engellendi.

Oysa daha önce “çelik kubbe” ihtiyacı dile getirildiğinde dikkate alınmamıştı. Bugün gelinen noktada Türkiye’nin savunma eksikliği açıkça görülüyor.

“TÜRKİYE AVRUPA GÜVENLİK MİMARİSİNİN DIŞINDA BIRAKILDI”

Türkiye, Avrupa güvenlik mimarisinin de dışında bırakıldı. Avrupa’nın güvenlik programı olan SEİF’e dahil edilmedi. Bu program Türkiye’ye önemli fırsatlar sunuyordu.

Özel grup toplantısında konuştu: 'Dünyanın en yüksek beşinci enflasyonuyuz'
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, CHP TBMM Grup toplantısında gündemi değerlendirdi.

Avrupa Komisyonu Türkiye’yi Rusya ve Çin ile aynı kategoride değerlendiriyor. Avrupa’nın güvenlik sisteminin dışında bir konuma itiliyor.

Antalya Diplomasi Forumu yapılıyor ama Avrupa Birliği ülkelerinden katılım yok denecek kadar az. Türkiye, farklı bir blokta anılıyor. Dün Erdoğan Avrupa Birliği’ne yönelik yeni mesajlar verdi. Oysa kısa süre öncesine kadar “Avrupa bitti” diyenler, şimdi Avrupa’nın öneminden bahsediyor.

“İRAN-ABD GÖRÜŞMELERİNDE TÜRKİYE YOK”

Rusya-Ukrayna savaşında Türkiye arabulucu olmak istediğini söylüyor ama görüşmeler başka ülkelerde yapılıyor. Türkiye’nin adı geçmiyor. İran-ABD görüşmelerinde de Türkiye yok. Artık kimse bu iktidarı stratejik ortak olarak görmüyor.

Doğu Akdeniz’de de benzer bir tablo var. Türkiye yalnızlaştırılmış durumda. ABD, İngiltere, Fransa, Mısır karşı cephede yer alıyor. Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkeler de Türkiye’nin yanında değil. Katar dahi Rum yönetimiyle enerji arama faaliyetleri yürütüyor.

Yunanistan bu durumu fırsata çevirerek adaları silahlandırıyor. Avrupa’nın desteğini arkasına alıyor.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti konusunda da ilerleme yok. Türk devletleri bile KKTC’yi tanımıyor, aksine Güney Kıbrıs’la ilişkilerini geliştiriyor. Suriye lideri Şahra, Güney Kıbrıs’a gidiyor ama KKTC’ye uğramıyor. Bu durum Türkiye’nin etkisini gösteriyor.

“FİLİSTİNLİLERİN OLMADIĞI BİR GAZZE PLANI…”

Filistin ve Gazze konusunda da tutarsız bir tablo var. Filistinlilerin olmadığı bir Gazze planı gündeme gelirken Türkiye bu süreçte etkili bir rol oynayamıyor. Gazze’ye yönelik uluslararası girişimlerde Türkiye yer alıyor ama Filistinlilerin haklarını savunan net bir duruş sergilenmiyor.

Son olarak yardım filosuna yönelik müdahalede, uluslararası platformlarda yapılan açıklamalarda Türkiye’nin de imzası bulunuyor. Bütün bu tablo, dış politikada ilkesizlik ve tutarsızlık eleştirilerini beraberinde getiriyor.

Şimdi Türkiye’de bizi en az destekleyen, siyasetçi olarak beni hiç sevmeyen bir AK Partili’nin vicdanına sesleniyorum. Böyle bir açıklama olacak. “İğrençsiniz” diyecek. Sumut’u destekleyenlere, oraya gidenlere “gösterişçisiniz” diyecek.

Örneğin bu açıklama bizim üyesi olduğumuz sosyalist enternasyonalden çıksa; Türkiye’de bu yazıdan sonra bütün televizyonlar, bütün gazeteler bir saat değil, bir gün değil, bir hafta, on gün bu işin üstünde tepinir mi, tepinmez mi?

“NE FİLİSTİN HASSASİYETİ NE MİLLİ DURUŞ VAR”

Ama bunu biz gösterene kadar ağzını açıp konuşan yok.

Buradan şu anlaşılıyor: Ne Filistin hassasiyeti vardır, ne milli duruş vardır. Sadece ve sadece Trump’a bağlanmış, umudunu ona bağlamış bir Erdoğan vardır. Başka hiçbir şey yok.

Milletimizin vicdanına seslenerek söylüyorum. İktidarın kim olduğundan bağımsız söylüyorum. Keşke bu anlatılanlar gerçek olsaydı. Keşke dış politikada bir başarı hikayesi olsaydı.

Çünkü Türkiye kazanırsa hepimiz kazanırız. Türkiye’nin dış politikadaki başarısızlığı, yalnızlaşması hiçbirimizin lehine değildir. Bir bütün olarak ülke kaybetmektedir.

Ayrıca bu bir satranç tahtasıysa; Yunanistan Ege’de ilerleyince, AK Parti seçimi kaybettiğinde o hamleler geri alınmayacaktır. Alınmış alınmıştır. Kaptırılmış kale kaptırılmıştır. Yaklaşmış tehdit yaklaşmıştır.

Kimse, uluslararası alanda Güney Kıbrıs’ın AK Parti döneminde elde ettiklerini, AK Parti gidince geri vermeyecektir. Oradan başlayacaksınız çalışmaya, oradan başlayacaksınız müzakereye, oradan başlayacaksınız yeniden kazanmaya çalışmaya.

O yüzden şu anda dış politikada bu Trump teslimiyeti, “Avrupa hasta adam, boş ver gitsin” anlayışı doğru değildir. Türkiye’ye Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten miras, İsmet Paşa’nın ilmek ilmek ördüğü bir denge politikası vardır. Erdoğan bu dengeyi terk etmiştir. Türkiye geçmişte Batı ittifakının bir parçasıyken aynı zamanda Rusya ile komşuluğunu denge içinde yürütmeyi başarmış bir ülkeydi. Bugün ise bir sarkaç politikası izlenmektedir. Ya Trump’la birlikte Putin’e karşı, ya Putin’le birlikte Amerika’ya karşı, ya da başka bir eksene savrulan bir politika söz konusu. Bu savrulmaların her biri Türkiye’ye ağır maliyetler getirmektedir.

“TÜRKİYE BU DAR KALIPLARA MAHKUM DEĞİL”

Sayın Bahçeli bu sıkışmışlığı görerek “Türkiye-Rusya-Çin ittifakı” önermektedir. Erdoğan Trump derken, Bahçeli Rusya ve Çin demektedir. Oysa burada söylenmesi gereken tek şey Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları ve çok yönlü dış politikasıdır.

Türkiye bu dar kalıplara mahkum değildir. Cumhuriyet Halk Partisi bu tabloyu toparlayacak birikime, liyakatli kadrolara ve Türkiye’nin menfaatlerini önceleyen bir dış politika anlayışına sahiptir.

Türk diplomasisinin en güçlü yönü denge politikasıdır. Bunu bir kez daha hatırlatıyoruz.

Sadece Trump’a bağlı tek kutuplu bir dış politika mümkün değildir. Dünya çok kutupluluğu konuşmaktadır. Aynı zamanda çok taraflılık, uluslararası iş birliği ve küresel sistemin korunması yeniden önem kazanmaktadır. Artık eski tarz pazarlıklar dönemi bitmiştir. Sığınmacı pazarlıkları, “bizi görmezden gelin, bize para verin” anlayışı sürdürülebilir değildir.

“CHP AB’YE TAM ÜYELİĞİ HEDEFLEMEKTEDİR”

Cumhuriyet Halk Partisi, Avrupa Birliği’ne tam üyeliği hedeflemektedir. Avrupa ile değerler, ekonomi ve savunma alanlarında ortaklık kurmayı savunmaktadır. Aynı zamanda Rusya ile dengeli ilişkiler, Çin ile doğru iş birlikleri ve Amerika ile kurumsal düzeyde güçlü ilişkilerin sürdürülmesi gerektiğini ifade etmektedir.

Bütün yumurtaları tek sepete koyan ve bu politikayla büyük kayıplar yaşayan mevcut anlayışın sürdürülebilir bir yönü kalmamıştır. Cumhuriyet Halk Partisi, değişim kurultayında bu dış politika vizyonunu açıkça ortaya koymuştur. Seçimlerde elde edilen başarının ardından bu yaklaşımı hayata geçirmek için çalışmalarını sürdürmektedir.

“BAKANLARINIZ BİZE BRİFİNG VERSİN DEDİK”

Dedik ki Türkiye’de ana muhalefet partisiyiz. Son seçimlerin birinci partisiyiz. Geleceğin iktidar partisiyiz. Ama yurt dışına gittiğimizde biz bugün Türkiye’de ana muhalefet, Avrupa’da Türkiye’nin partisiyiz. Dedik ki bakanlarınız, bizim bakanlarımıza ve gölge bakanlarımıza brifing versin. Eurofighter’ı biz anlatalım dedik, anlattık da. 19 Mart darbesi oldu, Almanya Eurofighter’dan Türkiye çıktı diye yazı yazdı.

Ekrem Başkan’dan mektup yolladık. Ben bizzat gittim, Alman şansölyesiyle görüştüm. Ardından şimdiki şansölye yardımcısı Lars ile, Alman Millî Savunma Bakanı’yla görüştük. “Bizi Eurofighter’dan çıkarmayın” dedik. F-35 meselesinde, S-400 meselesinde “aklımız çıktı” demedik. “Gelin bunu düzeltin, onarın” dedik. Made in Europe meselesinde Türkiye’de bütün büyükelçilikleri gezdik. Heyetlerimizi Strasburg’a gönderdik, yoğun temaslar yürüttük.

SEİF meselesinde, Avrupa için güvenlik işbirliği konusunda en doğru yerde durduk. Katıldığımız tüm toplantılarda “Türkiye SEİF’in bir parçası olmalıdır” diye anlattık.

Ama burada Avrupa’yı “kendine hayrı yok” diye küçümsediler. Şimdi kapısına gittiler, kapalı kapılar önünde selektör yapıyorlar: “Açın kapıyı, bizi görün” diye. Bu yüzden Cumhuriyet Halk Partisi, uluslararası düzeyde Trump düzenine teslim olmayacaktır. İsrail ve Amerikan planlarının uygulayıcısı olmayacaktır. Ama doğru ilişkiler de kuracaktır: Amerika’yla, Rusya’yla, Çin’le ve modern Avrupa’yla dengeli bir dış politika izleyecektir.

CHP iktidarında Türkiye, sadece Avrupa Birliği’nin adayı değil; Avrupa’yı güçlendiren, taşıyıcı kolonu olan, güçlü nüfusuyla ve genç yapısıyla Avrupa’nın en önemli aktörlerinden biri olacaktır.

“BARIŞI, DEMOKRASİYİ, AİHM VE AYM KARARLARININ UYGULANMASINI SAVUNUYORUZ”

Dış politikaya ilişkin önemli bir konu da “terörsüz ve demokratik Türkiye” meselesidir. PKK’nın silah bırakması, demokratikleşme adımları ve raporların ilgili bölümleri hep birlikte desteklenmiştir.

Bu mesele bir rekabet alanı değil, tarihi bir sorumluluk alanıdır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak barışı, demokrasiyi, AİHM ve AYM kararlarının uygulanmasını savunuyoruz.

“ATTIĞIMIZ HER ADIMDA ÖNCE DEVLETİ, SONRA PARTİMİZİ DÜŞÜNÜRÜZ”

PKK’nın silahsızlanması, Türkiye’de iç barışın sağlanması ve bölgesel istikrar için bu yaklaşımı sürdürüyoruz. Türkiye’nin hem komşularıyla hem dünyayla ilişkilerini, aynı zamanda iç işleyişini bilen bir partiyiz. Biz ne pazarlıklarla kurulan bir partiyiz, ne geçmişini inkar eden bir anlayıştan geliyoruz. Ne de dış politikasını günübirlik çıkarlarla şekillendiren bir yapıya sahibiz.

Attığımız her adımda önce Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, sonra partimizi, en son kendimizi düşünürüz.

Kimse bizi mevcut iktidarın çıkarcılığıyla karıştırmasın. Durduğumuz yer nettir. Bu parti iktidara yürümektedir ve her sorumluluğu almaya hazırdır.

“TÜRKİYE’DE İKİLİ HUKUK SİSTEMİ İŞLİYOR”

Türkiye’de ikili hukuk sistemi işliyor. AK Partili isen yargıdan sorgudan, hapisten mapisten muafsın. Muhalif isen işlemediğin suçtan, her türlü iftiradan sorumlusun.

Geçtiğimiz hafta İçişleri Bakanı çıkıp, “600’e yakın AK Partili belediye var, biz onlara da soruşturma izni verdik, CHP’den daha çok AK Partili belediye soruşturuluyor” dedi.

Millet de bunun üzerine “Peki neden birinin kapısına gidilmedi, neden bir gözaltı yapılmadı, neden tutuklama olmadı?” diye sorunca süreç hızlandı. Ardından Adalet Bakanı “yakında AK Partili belediyeler de olabilir” açıklaması yaptı. Bunun ardından Halfeti Belediyesi üzerinden bir operasyon yapıldı ve bazı gözaltılar gerçekleşti. Ancak burada önemli bir durum var: Bahsedilen kişi aslında belediye başkanı değil, kayyım olarak görev yapmış bir isimdi. Halfeti Belediyesi’ne kayyım atanmıştı. O dönem yapılan işlemler daha sonra tartışma konusu oldu.

“KOCA İBB DAVASINDA BÖYLE BİR KANIT YOK”

Halfeti’de belediyeyi DEM Parti kazandı. Yani ortada anlatıldığı gibi “AK Partili belediyeye operasyon” tablosu bulunmuyordu. Buna rağmen bazı basın organlarında “AK Parti’ye şafak operasyonu” başlıkları atıldı. Olay farklı bir çerçevede kamuoyuna sunuldu. Oysa AK Parti’li belediyelerde devam eden bazı davalar da bulunuyor. Örneğin Kırıkkale Keskin Belediyesi’nde görev yapan AK Partili başkan hakkında rüşvet iddiasıyla soruşturma yürütülüyor.

İddiaya göre bir müteahhit belediye başkanının hesabına 1,2 milyon lira EFT yapmış. Yapan müteahhit belli, alan belediye başkanı belli. Buz gibi kanıt. Koca İBB dosyasında böyle bir kanıt yok. Var mı başkanım? Böyle bir kanıt yok. Rüşvet verdiği iddia edilen rüşveti vermiş, belediye başkanının şahsi hesabına para girmiş. Savcı 6 yıl bilmem kaç ay ceza talep etmiş, bu bekleniyor.

“KAÇMA ŞÜPHESİ YOK; NEREYE KAÇACAK KESKİN BELEDİYE BAŞKANI?”

Ceza verilirse suçu ispatlanacak. Kaçma şüphesi yok; nereye kaçacak Keskin Belediye Başkanı? Her gün evinden belediyeye gidip gelmeye devam ediyor bugünlerde. Delil karartma şüphesi yok. Tutuksuz yargılama yasası var; işte ikili hukuk dediğimiz bu.

Ben “Keskin Belediye Başkanını niye tutuklamıyorsun?” demiyorum. Bu kadar kanıt onda varken o tutuksuz; ama bir tek kanıt olmaksızın, “duydumla gördümle” diyerek, hatta “hiçbir kanıt bulamadım, kendini iyi gizlemiş olabilir yine de tutuklayın” denilerek yürünüyor. Ekrem İmamoğlu’nda bunun yüzde biri varsa yüz kez atalım. Yok kardeşim, yok!

“HUNHARCA KÜRSÜYE SALDIRIYORLAR”

O kadar vicdanları kararmış ki… Ele ele o yazarı çizeri, ya bugünleri nasıl savunacaksınız kardeşim? Bir köşede Halfeti’yi koyuyor, AK Parti’ye de baskın var.

Bir köşede Türkiye Belediyeler Birliği seçimi yapılmış. Türkiye Belediyeler Birliği’nin iki yıl önce seçilmiş başkanı Ekrem İmamoğlu hukuksuzca tutuklanmış, yoksa orada başkan koltuğunda olacak. Çoğunluk CHP’de; Ekrem İmamoğlu, kendisini iki yıl önce seçen belediye başkanlarına ve diğer partilerin belediye başkanlarına nazik bir selamlama mesajı yolluyor.

Hunharca kürsüye saldırıyorlar, mesajı okutmuyorlar. Ertesi günü bakıyorlar ki mesaj dünyanın en naif, en demokratik mesajı. Ha bir de hapisten geliyor ya; Allah’tan korkun.

“15 BUÇUK MİLYON KİŞİNİN CUMHURBAŞKANI ADAYI…”

Hapisten geliyor, hapisten! Bir iftirayla, bir haksızlıkla; 15 buçuk milyon kişinin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul’un üç kez üst üste görev verdiği belediye başkanı, 12 metrekarede eşinden dostundan, anasından babasından ayrı bir selam yollamış, okutmamışlar. Mektubu görünce içeriğine değil de “Türkiye Belediyeler Birliği CHP’nin birliği mi, nasıl okuyormuş o mesajı?” diye tepki gösteriyorlar. Allah’tan korkun.

Bu memlekette parlamentoya gidiyoruz; bir partinin genel başkanı Cumhurbaşkanı olmuş, geliyor parlamentoda açılış konuşması yapıyor. Hakimlerin, savcıların kura töreninde kütür kütür siyaset yapıyor, CHP’ye çakıyor. Valileri, emniyet müdürlerini topluyor, somut siyasi parti rekabeti yapıyor. Generalleri diziyor, CHP’ye çakıyor, onlar kahkaha atıyor. Bundan hiç rahatsız olmayanlar, TBB’nin seçilmiş başkanı “içerideyim ama selam olsun arkadaşlara” mesajını okutunca saldırıyorlar.

Saldıranı kınayacaklarına “TBB divanı adil yönetilmelidir” diyorlar. O TBB’yi yıllarca yönettiler. İmkanların yüzde doksan sekiz buçuğunu AK Partili belediyelere, yüzde bir buçuğunu geri kalan bütün belediyelere dağıttılar. Biz geldik, TBB encümeni oluştururken bile AK Parti ve MHP’ye çıkardıkları belediye sayısı kadar temsil teklif ettik; utandılar, kabul etmediler.

Yeniden Refah var orada, DEM var, İYİ Parti var. Hep birlikte yapıyoruz. Oysa oyumuz tek başımıza yönetmeye, bütün encümeni almaya yetiyor. Biz gelmişiz, bütün partileri koymuşuz, adil eşit yönetmişiz. Bir mektup okuyacağız, saldırıyorlar.

“HUKUK HİÇ BU KADAR AYAKLAR ALTINA ALINMAMIŞTI”

Ben buradan bir Allah’ın adaletine, bir de yüce Türk milletinin vicdanına sığınıyorum. Cumhuriyet tarihinde hukuk hiç bu kadar ayaklar altına alınmamıştı. Yargı içinde çeteler kurdular. Siyasi talimatlarla büyük hukuksuzluklar yapıyorlar. Ödül olarak makamlar aldılar, servetler yaptılar.

İstanbul’dan kalkıp diğer 80 ile operasyon yapıyorlar. Kanuna göre işkence yapıyorlar; sekiz saat eli kelepçeli sevk yaptırıyorlar. Sırf belgeye imza atmadı diye İstanbul’dan Afyon’a sekiz saat kumanya diye kuru ekmeği koyuyorlar. Görüşme salonunda su vermiyorlar, yemek vermiyorlar. Tutukluları iftiracı olana kadar zulmediyorlar.

“SUDAN SEBEPLERLE GÖZALTI YAPIP TELEFON ŞİFRELERİNİ KAPIP…”

Öyle bir yozlaşmışlık var ki; sudan sebeplerle gözaltı yapıp kişilerin özgüveninden yararlanarak cep telefonlarının şifrelerini kapıyorlar. Elde ettikleri içerikleri yandaş basına sevk ediyorlar. Yahu cumhuriyet savcısısın sen! Orada dünyanın en mahrem bilgileri senin namusuna, devletine emanet. Ali Mahir Başarır’ın çocukluk arkadaşını yalan yere gözaltına aldılar.

“O GÖRÜNTÜLERDE ALNIMIZ AÇIK, BAŞIMIZ DİK, VEREMEYECEK TEK HESABIMIZ YOK”

Çocuk cep telefonu şifresini vermiş, oradan buldukları bir videoyla insanları eşleriyle oldukları ortamda ifşa edip “alem görüntüleri çıktı” diye servis ettiler. Alemin de alasını bilirsiniz, günahın da alasını bilirsiniz. O görüntülerde alnımız açık, başımız dik; ne ailemize ne milletimize veremeyecek tek bir hesabımız yok. Yanımızdaki eşlerimize “alem” diyerek yafta vurmaya çalışanın hesabını millet sandıkta görecek.

“MAAŞ ALARAK YANDAŞ BASINA ÇIKANLARA, ÜCRETİ KARŞILIĞINDA PARTİSİNİ TARTIŞANLARA; BIRAK SARAYLARA MERMER OLMAYI”

Maaş alarak yandaş basına çıkanlara, her akşam ücreti karşılığında partisini tartıştıranlara, umudunu şuraya buraya koyanlara söylüyorum: “İstiyorsan hakka varmayı, meslek edin gönül almayı. Bırak saraylara mermer olmayı, toprak ol bağrında güller yetişsin.”

“BÜTÜN ÖRGÜTE SESLENİYORUM; AYAĞA KALKTINIZ, YOK ARTIK OTURMAK”

Sarayın mermerlerinde oturanlara, saraydan medet umanlara, milletin ve delegenin vermediğini saraydan dilenenlere söylüyorum: Bu salona ve bütün örgüte sesleniyorum, ayağa kalktınız, yok artık oturmak! Hedef iktidar, hiçbir gün durmak yok. Hep beraber gidiyoruz. Alınacak iktidar. Millet korkmasın, milleti saracağız. Haysiyetsizlerin defterini düreceğiz. Yürüyelim arkadaşlar! Haydi bakalım, yolunuz açık olsun.

İlginizi çekebilir: Özlale’den TÜİK verileri için meclis hamlesi: “Gerçek enflasyon araştırılsın!”

Özel grup toplantısında konuştu: 'Dünyanın en yüksek beşinci enflasyonuyuz'
Demokrat Gündem