Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

Türkiye ekonomisini bekleyen 3 büyük tehlike

Davos Zirvesi’nde ilan edilen “yeni ekonomik düzen”, müttefiklik ilişkilerinin dahi ticaret savaşlarına kurban edildiği sert bir döneme işaret ediyor.

Davos Zirvesi’nde ilan edilen "yeni ekonomik düzen", müttefiklik ilişkilerinin dahi

Davos Zirvesi’nde ilan edilen “yeni ekonomik düzen”, müttefiklik ilişkilerinin dahi ticaret savaşlarına kurban edildiği sert bir döneme işaret ediyor. Ekonomist ve stratejistler, Türkiye’nin Avrupa ile Amerika arasındaki gerilimde bir tercihe zorlanabileceği uyarısında bulunurken; bu türbülansı atlatmanın tek yolunun yaptırım risklerini yönetebilen, şeffaf ve güçlü bir ulusal kapasite inşa etmekten geçtiğini vurguluyor.

Küresel sistemde dengeler altüst olurken, ticaret artık sadece bir alışveriş aracı değil, bir dış politika “silahı” olarak sahneye çıkıyor. Davos Zirvesi’ne damga vuran “ekonomik entegrasyonun silaha dönüştürülmesi” söylemi, Türkiye gibi bölgesel güçlerin ihracat, döviz ihtiyacı ve doğrudan yatırım girişleri üzerindeki risklerini artırıyor. Çok taraflı düzenin aşındığı bu yeni dönemde, Türkiye’nin ekonomik kırılganlıklarını aşmak için sadece para politikalarına değil, stratejik bir “milli kapasite” hamlesine ihtiyacı olduğu belirtiliyor.

Davos’ta Tarihi Uyarı: “Masada Değilseniz Menüdesiniz”

Zirvede konuşan Kanada Başbakanı Mark Carney’in “Bir geçiş döneminde değiliz, bir kopuşun tam ortasındayız” ifadesi, küresel sistemin yeni kurallarını özetledi. Büyük güçlerin ekonomiyi bir baskı unsuru olarak kullandığını belirten Carney, orta ölçekli güçlerin birlikte hareket etmemesi durumunda sistemin dışında kalacağını vurguladı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Avrupa’nın kendi stratejik kapasitesini güçlendirmesi gerektiğini savunurken, ABD Başkanı Donald Trump’ın ABD ekonomisini küresel sistemin tek belirleyici motoru olarak tanımlaması, Washington’ın ticaret kanallarını gerilim üzerinden yönetmeye devam edeceğinin sinyallerini verdi.

Sinan Ülgen: “Güvenlik ve Refah Arasında Sıkışma Riski”

Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM) Direktörü Sinan Ülgen, küresel kırılmanın bölgesel ekonomiler için maliyetleri yükselttiğini söylüyor. Ülgen’e göre Türkiye’yi zorlu bir denge sınavı bekliyor:

“Türkiye, Avrupa ile Amerika arasında bir tercihe zorlanabilir. Güvenliğini NATO ve dolayısıyla ABD’den sağlarken, ana ticaret partneri Avrupa. Bu iki aktör arasındaki gerilim, Türkiye için hem güvenlik hem de refah kaybı anlamına gelebilir. Akıllı bir denge politikasına her zamankinden fazla ihtiyaç var.”

[A high-quality image of a world map made of interconnected gold and silver circuits, glowing over a dark background, representing the fusion of global finance, technology, and geopolitical power struggles]

Prof. Evren Balta: “Şeffaf Bir Hat ve Ulusal Kapasite Şart”

Savunma harcamaları ve teknoloji kısıtlamalarının güvenlik boyutunu şekillendirdiğini ifade eden Prof. Evren Balta, ticarette artık “güvenilir tedarikçi” filtrelerinin devreye girdiğini hatırlatıyor. Balta, “Avrupa pazarına erişimi korumak için standart ve izlenebilirlik altyapısı güçlendirilmeli. ABD ile ilişkilerde ise yaptırım riskini yönetebilecek şeffaf bir hat kurmak, bu dönemin enkazının altında kalmamak için dirençli ve güçlü bir ulusal kapasite oluşturmak şarttır” değerlendirmesinde bulunuyor.

Prof. Erhan Aslanoğlu: “Ekonomik Araçlar Ana Sahne Oldu”

Avrupa’dan gelen tepkiler üzerine yeni vergilerden geri adım atılmasının, piyasaların bu süreçteki gücünü gösterdiğini belirten Prof. Erhan Aslanoğlu, ekonomik araçların artık küresel güç mücadelesinin ana sahnesi olduğunu vurguluyor. Aslanoğlu’na göre, Avrupa başta olmak üzere tüm aktörler yeni pozisyon arayışına girerken Türkiye’nin bu mücadelede nerede duracağı hayati önem taşıyor. (Cumhuriyet)

Demokrat Gündem