Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

ABD-SDG ortaklığı sona mı eriyor? Barrack’tan tarihi “Şam” çıkışı!

Özel Temsilci Tom Barrack’tan şok açıklama: “SDG artık birincil ortağımız değil. Kürtler için tek yol birleşik Suriye devletine tam entegrasyondur.”

Özel Temsilci Tom Barrack'tan şok açıklama: "SDG artık birincil ortağımız

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Haseke’de Şam yönetimi ile SDG arasında sağlanan uzlaşmanın ardından çarpıcı bir açıklama yaptı. Barrack, SDG’nin IŞİD karşıtı birincil güç olma işlevinin ortadan kalktığını belirterek; Kürtlerin haklarını birleşik bir Suriye devletine entegre olarak araması gerektiğini vurguladı.

Suriye sahasında yıllardır devam eden ABD-SDG denklemi, Ahmed el-Şara liderliğindeki yeni Şam yönetiminin devreye girmesiyle köklü bir değişim sürecine girdi. Haseke’de varılan ve saat 20.00 itibarıyla yürürlüğe giren anlaşmaya göre, SDG lideri Mazlum Abdi’nin Suriye Savunma Bakan Yardımcılığı için aday önereceği bildirilirken, ABD’li diplomattan “Esad sonrası geçiş dönemine uyum” mesajı geldi.

“SDG’nin birincil güç olma amacı ortadan kalktı”

ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, sosyal medya üzerinden yaptığı kapsamlı açıklamada, 2019 yılına kadar IŞİD’e karşı en etkili kara ortağı olan SDG ile kurulan ilişkinin gerekçesinin artık değiştiğini savundu. Barrack, Şam’ın artık sorumluluk almaya hazır olduğunu şu sözlerle ifade etti: “Suriye artık IŞİD’i Yenme Küresel Koalisyonu’na katılan ve terörle mücadelede ABD ile iş birliğini işaret eden bir merkezi hükümete sahip. Bu durum, ortaklığın gerekçesini değiştiriyor; SDG’nin sahada birincil IŞİD karşıtı güç olma amacı büyük ölçüde ortadan kalktı. Çünkü Şam, artık IŞİD tesisleri ve kamplarının kontrolü de dahil olmak üzere güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye hem istekli hem de hazır durumda.”

Kürtler için “entegrasyon” reçetesi

Barrack, Kürtlerin Beşar Esad döneminde reddedilen vatandaşlık hakları, dil özgürlüğü ve kültürel kimlik gibi taleplerinin ancak birleşik bir Suriye devleti içinde kalıcı hale gelebileceğini savundu. Suriye Hükümeti ve SDG liderliğiyle yürütülen görüşmelerin detaylarını paylaşan Barrack, ABD’nin bu geçişi aktif olarak kolaylaştırdığını belirtti.

Anlaşmanın kritik maddeleri ve yol haritası

18 Ocak’ta imzalanan entegrasyon anlaşması, bölgede barışçıl bir geçiş sürecini tesis etmek adına oldukça somut ve kapsamlı bir yol haritası sunuyor. Bu yeni dönemde en çok tartışılan ve üzerinde durulan başlık, SDG savaşçılarının bireysel düzeyde Suriye ulusal ordusuna eklemlenmesini öngören askeri entegrasyon süreci oldu. Askeri kanattaki bu değişime paralel olarak; ekonomik ve stratejik açıdan hayati önem taşıyan petrol sahaları, barajlar ve kritik sınır geçişleri gibi altyapı tesislerinin yönetimi de kademeli olarak Şam yönetimine devredilecek. Güvenlik mimarisindeki en hassas halkayı ise El-Hol ve El-Şaddadi gibi binlerce IŞİD mensubunun ve ailelerinin tutulduğu yüksek riskli hapishaneler oluşturuyor; varılan mutabakat uyarınca bu tesislerin tüm kontrol ve sorumluluğu da artık resmen Şam’ın otoritesine bırakılıyor.

ABD’nin önceliği: “Uzlaşma ve ulusal birlik”

Washington’ın Suriye’de uzun vadeli bir askeri varlık peşinde olmadığını hatırlatan Tom Barrack, önceliklerinin IŞİD kalıntılarını tamamen bitirmek ve “ayrılıkçılığı veya federalizmi onaylamadan” ulusal birliği ilerletmek olduğunu vurguladı. Entegrasyonun Kürt dili ve kültürünün (Kürtçe eğitim, Nevruz kutlamaları vb.) anayasal güvence altına alınması için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Barrack, alternatifin istikrarsızlık ve IŞİD’in yeniden doğuşu olabileceği uyarısında bulundu.

Demokrat Gündem