Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Sosyal Medya

Başkan Soyer'den yerli ve milli çıkışı

Başkan Soyer, İstanbul’da düzenlenen Tarımsal Kalkınma Zirvesi’nde ‘Başka Bir Tarım

Başkan Soyer, İstanbul’da düzenlenen Tarımsal Kalkınma Zirvesi’nde ‘Başka Bir Tarım Mümkün-İzmir Tarımı’ temalı sunum gerçekleştirdi. Başkan Tunç Soyer, “Yerli ve milli olmak sözde değil özde olması gereken bir meseledir. Tarımın doğduğu topraklarda tarımı  yok etmeyi başarıyorsunuz. Tarımın binlerce yıldır yapıldığı bu topraklarda Anadolu Tarımı’ndan  geriye eser bırakmıyorsunuz. Kimse kusura bakmasın tarım şirketleri daha da büyüsün, daha fazla ithal tohum satsın diye topraklarımızın kuraklaşmasına ve halkımızın yoksullaşmasına asla göz yumamayız. Partimiz ve belediyelerimiz Türkiye tarımını bu zor durumdan kurtaracak” dedi.

DEMOKRAT GÜNDEM-  İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç  Soyer, yanlış tarım politikaları nedeniyle kuraklaşan topraklar, yoksullaşan halk ve köylerini-tarlalarını terk ederek şehirlere göç eden köylülerin, çiftçilerin durumunu anlattı. 

Ardından büyükşehir belediyesinin hayata geçirmeye başladığı Başka Bir Tarım Mümkün-İzmir Tarımı temasının neleri kapsadığını, neler yapıldığını ve yapılacağını sıraladı. Konuşmasının son bölümünde eleştirilerini de sıralayan Başkan Soyer, eleştirisini iktidar partisinin ‘Yerli ve Milli’ olma sloganı üzerinden gerçekleştirdi.

YERLİ VE MİLLİ OLMAK SÖZDE DEĞİL ÖZDE OLMASI GEREKEN BİR MESELEDİR

Başkan Soyer, “Kır ve kent birbirinden koparsa ikisi de kendi içine çöker, kuraklaşır, yoksullaşır. İzmir tarımının tüm ülkemizde köylerimizin ve çiftçilerimizin dertlerine derman olacağına inanıyorum. Yerli ve milli olmak sözde değil özde olması gereken bir meseledir. Bir ülke düşünün tarlaların ve köylerin boşalmasına seyirci kalıyorsunuz, yabancı tohumlara teşvik veriyorsunuz, her şeyi inşaat kültürüne kurban ediyorsunuz. Tarımın doğduğu topraklarda tarımı  yok etmeyi başarıyorsunuz. Tarımın binlerce yıldır yapıldığı bu topraklarda Anadolu Tarımı’ndan  geriye eser bırakmıyorsunuz. Memleketin her yerini ithal tohumlara boğuyorsunuz. Yabancı tohumlar memleketi istila ederken, topraklar çoraklaşıyor, göller birer birer kuruyor, yer altı suları kayboluyor. O ülkede tüm bunlar olurken yerli ve milli olmak hamaseti yapmaya devam ediyorlar” diye konuştu.

""

TOPRAKLARIMIZIN KURAKLAŞMASINA VE HALKIMIZIN YOKSULLAŞMASINA ASLA GÖZ YUMAMAYIZ

Yaşanan sorunlara ve çiftçilerin, üreticilerin yalnız kalmasına, Türk tarımının bitmesine asla izin vermeyeceklerini vurgulayan Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, açıklamalarını, “Bizi biz yapan toprağımız, suyumuzdan daha yerli ve mille ne olur. Kimse kusura bakmasın tarım şirketleri daha da büyüsün, daha fazla ithal tohum satsın diye topraklarımızın kuraklaşmasına ve halkımızın yoksullaşmasına asla göz yumamayız. Partimiz ve belediyelerimiz Türkiye tarımını bu zor durumdan kurtaracak. Milletimizin efendileri, köylerimiz köktür, gelenektir, gelecektir. Toprağınız eksilmesin, bereketiniz tükenmesin, dağınız yıkılmasın. Daima yanınızdayız. İzmir daima sizin yanınızda olacak” şeklinde tamamladı.

İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI TUNÇ SOYER’İN KONUŞMASININ SATIR BAŞLARI:

En talihsiz kararlardan biri verildi. 16 bin köy kapatıldı ve mahalleye dönüştürüldü. Bu aynı zamanda tarıma verilen en büyük darbelerden biri oldu. O günden görmüştük. Mücaledemiz bu fotoğrafla başladı. Seferihisar’da Geleceğin Köyleri projesini yaptık. Kısa sürede tüm Türkiye’ye yayıldı. Kapatılan köylere karşı tepkimizi haykırdık ve mücadelemizi başlattık. Köyler mahalle haline gelmemeli. Tarım çöker dedik. Ne yazık ki haklı çıktık. Yasanın çıktığı günden bu yana 9 yılda Türkiye tarımı zarar gördü, örselendi, küçüldü. Köylerimiz boşaldı. Şehirlerdeki milyonar sağlıklı ve ucuz gıdadan mahrum kaldı. Bereket yerine kuraklık ve yoksulluk başladı.

TOHUMDA DIŞA BAĞIMLI HALE GELİNCE TÜM AYAKLAR DA DIŞA BAĞIMLI HALE GELİYOR VE…

Yoksulluk ve kuraklıkla mücadele etmek için yeni bir  tarım politikası oluşturduk. İzmir Tarımı ile adım adım bunu uyguluyoruz. Öncelikle Türkiye topraklarını 20 yılda kuraklaştıran tarım nasıl bir şey sizinle onu paylaşmak istiyorum. Hakim tarım politikasının özünde tohumu değiştirmek yatıyor. Tohumu değiştirdiğiniz anda aslında her şeyi değiştiriyorsunuz. Tohumda dışa bağımlı hale gelince tarım ekonomisinin tüm ayakları dışa bağımlı oluyor. Tohumu yetiştirmek için gerekli gübre ve kimyasal zehirleri de dışarıdan satın alıyor. Bu da giderek girdi maliyetlerini büyütüp köylüyü borç batağına sokuyor, toprağını kuraklaştırıyor.

""

ÇİFTÇİ, ÜRETİCİ TARLASINI SATIP ŞEHRE GÖÇÜYOR, TARLAYI BÜYÜK TARIM ŞİRKETLERİ SATIN ALIYOR

Çiftçi altında ezildiği girdi maliyetleri nedeniyle cebinden de oluyor,  tarlasını satarak şehre göçüyor. O tarlayı kim alıyor? Elbette büyük tarım şirketleri.  Bir gecede kağıt üzerinde kapatılan 16 bin köy fiilen de kapatılıyor. Küçük üreticiden endüstriyel tarım şirketlerine doğru el değiştiriyor. Biz İzmir’de tohumu değiştiriyoruz. İthal tohumlar yerine yeniden atalık tohumlarını, yerli hayvan ırklarını destekliyoruz. İlk kez tohum takas şenliği düzenleyerek başlamıştık. Şimdi bu tohumları kullananan üreticilerimize alım garantisi veriyoruz, çok daha yaygınlaşmasını sağlıyoruz. Küçük üreticilerimizi destekliyoruz. Kooperatifleri güçlendiriyoruz. Piyasa koşullarında rekabet edebilmelerini sağlıyoruz. İsteyen her köylümüzün doğduğu yerde doymasına imkan veriyoruz.

TÜRKİYE TARIMI KEPENK AÇAN BİR FABRİKAYA BENZİYOR

İzmir Tarımı’nın yarattığı bu değişimin tam merkezinde tarımsal stratejik planlamamız yatıyor. Çiftçimizin kaderine terk edilmediği bir gelecek kurmak. Köylümüz neyi ne kadar ekecek, üretirken ne kadar para harcayaka, ne kadar su harcayacak, ürününü kime kaç liradan satacak, ödemesini ne zaman alacak? Köylümüz şu anda bu soruların cevabını bilmiyor.

İÇİNDE NE ÜRETİLDİĞİ BELLİ OLMAYAN FABRİKA OLUR MU?

Türkiye tarımı kepenk açan bir fabrikaya benziyor. İçinde ne üretildiği belli olmayan fabrika olur mu? Olamaz. Çaresiz tarlasını terk edip şehre geliyor. Köylü doğduğu yerde aç kalıyor. Onların yerine holdingler yerleşiyor. Kültürümüzü de doğamızı da yıkıp geçiyor. Tarımsal planlama sistemimizde bereket ekonomisi inşa etmeye çalışıyoruz. Bu elbette mümkün. Tüm gelişmiş tarım ülkeleri bunu böyle yapıyor.

""

İZMİR TARIMI BİR PLANLAMA STRATEJİSİ ORTAYA KOYUYOR

İzmir tarımı geliştirme merkezi yepyeni bir kurum. İzmir tarımı için kısa, orta ve uzun soluklu strateji planları yaparak Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyoruz. İzmir tarımı bir planlama stratejisi ortaya koyuyor. Ürün planlamasında çiftçimize yüksek gelir getiren, yerel tohum ve ırkları yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. İzmir tarımı eko sistemi ile AB Yeşil Mutabakat ile uyumlu yerel kuralları dizayn ediyoruz. Ayni yardımlar, alım satım garantileri ve üretimi doğrudan destekliyoruz. Tohum aşamasından başlayıp son tüketiciye kadar uzanan tüm süreçleri destekliyoruz. Satış ve pazarlamayı da planlayarak ürünlerin katma değerini büyütüyoruz.

GELECEĞİN TÜRKİYE’SİNİN TARIMINI ŞİMDİDEN İZMİR’DE İNŞA ETMEYE ÇALIŞIYORUZ

Tarım Bakanlığına 2021 bütçesinden ayrılan pay sadece yüzde 3.9. öte yandan İBB’nin 2021 yılında tahsis ettiği toplam miktar ise 720 milyon lira. Yani bütçemizin yüzde 8’i. Böylelikle chpnin tarım politikasını eksiksiz uygulayarak geleceğin Türkiye’sinin tarımını şimdiden İzmir’de inşa etmeye çalışıyoruz.

SUYU AZ TÜKETEN STRATEJİK ÜRÜNLERİ DESTEKLİYORUZ

İzmir tarımı eko sistemi altı halkadan oluşuyor. Ürün planlaması, tarımsal destek, alım satım garantisi, tarımsal yatırım ve pazarlama, kırsal turizm, izleme ve değerlendirme. Su kaynaklarının yüzde 77’si yani dörtte üçünden fazlası tarımsal sulamada kullanılıyor. Aşırı su kullanımının ana nedeni aşırı su tüketen silajlık mısır gibi yabancı tohumların desteklenmesi. Ne kadar sulama yatırımı yaparsanız yapın ürün deseni hatalı olduğu sürece su ihtiyacını karşılamamız asla mümkün olmayacak. Bu nedenle yer altı suları yüzlerce metre aşağı indi. Kuraklık artıyor. Suyu az tüketen stratejik ürünleri  destekliyor, suyu azaltmayı hedefliyoruz.

ÜRETİCİLERLE ÜRETİM ANLAŞMALI SÖZLEŞME YAPIYORUZ

İhracat yapılabilecek kadar iklimle uyumlu beş ürün sınıfı belirledik. Yakında bu ürünlere deniz tuzunu da ekleyeceğiz. Tarımsal ürünlerin envanterini oluşturmak ve on yıllık planlama için ekip kurduk. Tarım haritasını hazırlıyoruz. İzmir tarımı ilkeleri ile uyumlu 3681 üretici ile sözleşmeli üretim anlaşması yaptık. Yaklaşık on bin çiftçiyle yapacağız.

""

ÇİFTÇİLERE AYNİ YARDIMIN YANISIRA ÜRÜN VE HAYVAN DESTEĞİ

Tarımsal destek kapsamında iki yeni tarımsal eğitim kurumunun kurulumunu başlattık. Bu iki kurum bilgi ve tecrübelerini geliştirecek. İlki Bademler deki İzmir Tarım Okulu. Diğeri İzmir Tarım Teknolojileri Üniversitesi. Tarım Lisemiz açılacak. İzmir tarımını geliştirme merkezinde, 3 başlıkta ücretsiz eğitim vereceğiz. Karlılığı yüksek ve usuy tas… tasarım ve markalaşma, son olarak ihracat ve satış. Tarımsal destek kapsamında birçok ayni yardım gerçekleştirdik. 28 köyde 93 hayvan içme suyu göleti yaptık, 25 milyon harcadık. Statih kaplama kapladık. Ürünlerin on iki ay boyunca pazara ulaşması için arazi yollarına 286 milyon liralık yatırım yaptık. 2494 küçük baş hayvan, 268 Anadolu mandası hibe ettik. 75 milyon liralık hibe desteği oluşturduk. Bal ve polen üretimi için 5538 arı kovanı hediye ettik. 40 çeşit yerel tohumun üretimini gerçekleştirdik.

BÜYÜKŞEHİRİN YAPTIKLARINI ANLATTI

Alım satım garantisi kapsamında 61 kooperatiften aracısız ürün üretimi yaparak 337 milyon liralık destek sağladık. BAYSAN tarafından alınması planlanan 7 milyon 500 koyun, 5 milyon keçi sütü olmak üzere 12 milyon 500 bin litre süt alacağız. İzmir tarımı ürünlerini işlemek için üç büyük yatırım gerçekleştiriyoruz. Ödemiş et işleme fabrikası, bayındır süt işleme fabrikası, Bergama meyve ve sebze kurutma şoklama fabrikası olacak. Günlük altı ton et eşleme kapasitesine sahip tesisi 9 milyon yatırımla bu ay içinde açıyoruz. Üreticimizden yılda 85 milyon liralık et alıyoruz, 75 kişiye istihdam sağlıyoruz. Bayındır’da günlük yüz ton süt işleme fabrikasını kuruyoruz. Temel atma törenini geçtiğimiz Pazar günü genel başkanımızın katılımıyla gerçekleştirdik. 120 kişiye istihdam sağlayacağız. Yılda toplam 110 milyon liralık ürün alacağız. Küçük üreticilerimizi desteklemek için Halkın Bakkalları ağını kurduk. Bu kanal ile yaklaşık 3 milyon liralık ürün aldık kooperatiflerden ve doğrudan tüketiciye ulaştırdık.

TERRA MADRA İLE KÜÇÜK ÜRETİCİLERE DÜNYA GIDA İHRACAT KAPISINI AÇACAĞIZ

Markalaşma ve e ticaret tecrübesi olmayan üreticilerimizi dünyaya açmaya başladık. Olivetech, Ekoloji İzmir, Terra Madra fuarlarımızla küçük üreticilerimizi doğrudan ihracatçı haline getirmeye başlıyoruz. Terra Madra ile İzmir’den Türkiye’nin tüm küçük üreticilerine dünya gıda ihracat kapısını açacağız. Beşinci ayak, izleme değerlendirme. Bu çalışmamızı girişimcilik merkezimizde yürütüyoruz. Son aykata kırsal turizmi destekliyoruz. Kırsal havza planlaması yapıyoruz. Hangi faaliyete ne şekilde izin verileceğini, süreç içinde tasarlıyoruz. Kırsal turizm planları altı pilot bölgfe için hazırlanıyor.

YERLİ VE MİLLİ OLMAK SÖZDE DEĞİL ÖZDE OLMASI GEREKEN BİR MESELEDİR

Kır ve kent birbirinden koparsa ikisi de kendi içine çöker, kuraklaşır, yoksullaşır. İzmir tarımının tüm ülkemizde köylerimizin ve çiftçilerimizin dertlerine derman olacağına inanıyorum. Yerli ve milli olmak sözde değil özde olması gereken bir meseledir. Bir ülke düşünün tarlaların ve köylerin boşalmasına seyirci kalıyorsunuz, yabancı tohumlara teşvik veriyorsunuz, her şeyi inşaat kültürüne kurban ediyorsunuz. Tarımın doğduğu topraklarda tarımı  yok etmeyi başarıyorsunuz. Tarımın binlerce yıldır yapıldığı bu topraklarda Anadolu Tarımı’ndan  geriye eser bırakmıyorsunuz. Memleketin her yerini ithal tohumlara boğuyorsunuz. Yabancı tohumlar memleketi istila ederken, topraklar çoraklaşıyor, göller birer birer kuruyor, yer altı suları kayboluyor. O ülkede tüm bunlar olurken yerli ve milli olmak hamaseti yapmaya devam ediyorlar.

TOPRAKLARIMIZIN KURAKLAŞMASINA VE HALKIMIZIN YOKSULLAŞMASINA ASLA GÖZ YUMAMAYIZ

Bizi biz yapan toprağımız, suyumuzdan daha yerli ve mille ne olur. Kimse kusura bakmasın tarım şirketleri daha da büyüsün, daha fazla ithal tohum satsın diye topraklarımızın kuraklaşmasına ve halkımızın yoksullaşmasına asla göz yumamayız. Partimiz ve belediyelerimiz Türkiye tarımını bu zor durumdan kurtaracak. Milletimizin efendileri, köylerimiz köktür, gelenektir, gelecektir. Toprağınız eksilmesin, bereketiniz tükenmesin, dağınız yıkılmasın. Daima yanınızdayız. İzmir daima sizin yanınızda olacak. 

 

Başkan Soyer'den yerli ve milli çıkışı
Demokrat Gündem