DOLAR 32,2994 -0.03%
EURO 35,1236 0.49%
ALTIN 2.398,86-0,66
BITCOIN 2190296-2,55%
İzmir
42°

AÇIK

üst menü altı
Demokrat Gündem’den İzmir ve Türkiye’nin yoksulluk dosyası: Derin Yoksulluk ağı Koordinatörü Önder Uçar ile özel röportaj

Demokrat Gündem’den İzmir ve Türkiye’nin yoksulluk dosyası: Derin Yoksulluk ağı Koordinatörü Önder Uçar ile özel röportaj

Derin Yoksulluk Ağı Araştırma & Savunu Koordinatörü Dr. Önder Uçar, Demokrat Gündem Gazetesi'ne verdiği özel röportajda ‘derin yoksulluğa’ dair soruları yanıtladı.

ABONE OL
31 Mayıs 2024 14:55
Demokrat Gündem’den İzmir ve Türkiye’nin yoksulluk dosyası: Derin Yoksulluk ağı Koordinatörü Önder Uçar ile özel röportaj
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Derin Yoksulluk Ağı Araştırma & Savunu Koordinatörü Dr. Önder Uçar, Demokrat Gündem Gazetesi’ne verdiği özel röportajda ‘derin yoksulluğa’ dair soruları yanıtladı.

DEMOKRAT GÜNDEM-HABER MERKEZİ-(YELİZ ŞENYERLİ)-Önder Uçar; kavram olarak derin yoksulluğu, yoksulluğa dair Türkiye’deki gözlemlerini, acil sorunları ve yapılması gerekenleri anlattı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK),2023 yılına ilişkin “Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri”ni Nisan ayında açıkladı.

Medyan gelirin yüzde 60’ı dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre hesaplanan yoksulluk oranı, son yılda 0,1 puan artarak yüzde 21,7 olarak gerçekleşti.

İZMİR’DE YOKSUL SAYISI 950 BİNE ÇIKTI

İzmir’e odaklanıldığında, 2022’de yüzde 21,3 olan yoksulluk oranı, 2023’te yüzde 20,7’ye gerileyerek düşüş gösterdi. Ancak bu düşüşe rağmen, yoksul sayısında artış yaşandı. Yoksulluk sınırının altındaki İzmirli sayısı 932 binden 950 bine çıktı. Bu da 18 bin İzmirlinin daha gelirinin yoksulluk sınırının altına düştüğünü gösteriyor.

İZMİR YOKSULLUK SINIRININ EN YÜKSEK OLDUĞU KENTLERDEN

İzmir, yoksulluk sınırının en yüksek olduğu kentlerden biri olarak öne çıktı. 2022’de ülke genelindeki yoksulluk rakamı 35.024 TL iken İstanbul’da bu rakam 46.505 TL, İzmir’de ise 40.572 TL oldu.

EN YOKSUL KESİM DAHA DA YOKSULLAŞIRKEN; EN ZENGİN KESİMİN GELİRİ ARTTI

Yüzde 20’nin geliri ise yüzde 5,2’lik bir dilime denk geliyor. Bu oran, en zengin yüzde 20’lik kesimin gelirinin yüzde 50,1’ine karşılık geliyor. Bu durum, en yoksul kesimin daha da yoksullaşırken en zengin kesimin gelirinin arttığını gösteriyor. 2023 yılı itibariyle en yoksul yüzde 20’lik kesimin yıllık hane halkı kullanılabilir geliri 46.014 TL iken, en zengin yüzde 20’lik kesimin geliri 444.478 TL olarak kaydedildi.

yoksulluk

Verileriyle Türkiye ve İzmir’de giderek artan yoksullaşma ve yoksul sayısının nedenleri, neler yapılabileceği, iktidar ve yerel yönetimlere düşen sorumlulukların neler olduğu hakkındaki röportajımızı değerlendirmenize sunuyoruz…

ÖNDER UÇAR RÖPORTAJININ SORU VE YANITLARI ŞU ŞEKİLDE:

DEMOKRAT GÜNDEM –( YELİZ ŞENYERLİ): Türkiye’nin en derin meselelerinin başında yoksulluk geliyor. Öncelikle bir kavram olarak nedir bu derin yoksulluk?

ÖNDER UÇAR: Derin yoksulluk, insanların en temel hakkı olan ihtiyaçlarını karşılayamaması durumudur. Bu, sadece basit bir gelir eksikliği değil, aynı zamanda eğitim, sağlık hizmetleri, temiz su, barınma gibi temel hizmetlere erişim eksikliğini de içerir. Derin yoksulluk, bireylerin başı dik bir yaşam sürememesine, çeşitli toplumsal dışlanmalara ve fırsat eşitsizliğine neden olur.

yoksulluk

“ORTA SINIFLAR YOKSULLAŞIYOR”

D.G: Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ), 2024 Nisan ayına ilişkin açlık sınırını 17 bin 725 lira ve yoksulluk sınırını 57 bin 736 lira açıkladı. Asgari ücretin 17 bin 2 lira, en düşük emekli maaşının 10 bin lira olduğu süreçte, derin yoksulluk meselesine dair araştırma ve gözlemlerinizi paylaşır mısınız?

Ö.U: Asgari ücretle geçinmeye çalışan birçok ailenin, temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı, orta
sınıfların yoksullaştığı koşullardayız. Yaklaşık iki ayda bir web sitemizde saha gözlem notları hazırlıyor ve yoksulluktan en çok etkilenen kırılgan grupların anıldıkları günlerde, onların sorunlarına odaklanan raporlar yazıyoruz.

Bu notlar ve raporların hazırlanması süreçleri, bizleri de her seferinde etkiliyor. Sahadan topladığımız nicel ve nitel veriler, yetersiz beslenme, eğitimden kopma ve sağlık hizmetlerine erişim eksikliğinin git gide daha da yaygınlaştığını ortaya koyuyor.

“ACİL ÖNLEMLER ALINMALI”

D.G: Enflasyonla birlikte yaşam maliyeti de artıyor. Gıda enflasyonu yıllık yüzde 77,55’e
çıktı. Dört kişilik bir ailenin aylık mutfak masrafı 17 bin 725 lira yani açlık sınırı. Artan giderlerden biri de kira… Türkiye özelinde en pahalı kiralar Muğla, İstanbul, Antalya, İzmir ve Çanakkale olsa da ülke genelinde vatandaşı zorluyor. Hal böyleyken vatandaş, nasıl ayakta kalacak?

Ö.U: Vatandaşların ayakta kalabilmesi, bize çoğu zaman benimsetilmeye çalışıldığının aksine
kendi ellerinde olan veyahut toplumun kendi olanaklarıyla altından kalkabileceği bir şey değil. Hem yerel yönetimlerin, hem merkezi yönetimin acil önlemler alması gerekiyor. Sosyal yardımların artırılması ve yeniden yapılandırılması, istihdam olanaklarının artırılması ve asgari ücretin yaşam maliyetine uygun hâle getirilmesi şart.

yoksulluk

“MESEM’İN LAĞVEDİLMESİ GEREK”

D.G: Derin yoksulluk, en fazla kadın ve çocukları etkiliyor. Çocuk yoksulluğu, aynı zamanda başta kız çocukları olmak üzere çocukların ve gençlerin eğitim hayatından çekilmelerine yol açıyor, çocuk işçiliği sorununu da doğuruyor… Bu noktada çözülmesi gereken acil sorunlar ve yapılması gerekenler nedir? Türkiye, İzmir ve Ege Bölgesi’ndeki çocuk ve kadın yoksulluğuna dair paylaşabileceğiniz veriler var mıdır?

yoksulluk

Ö.U: Çocuk yoksulluğu, eğitimden kopma ve çocuk işçiliği gibi sorunlara ve yoksulluğun yeni kuşaklara devredilmesine sebebiyet veriyor. Bir süredir Derin Yoksulluk Ağı olarak içerisinde bulunduğumuz Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu, bu sorunların çözülmesinde olmazsa olmaz niteliğindeki eğitimde ücretsiz ve sağlıklı beslenme programlarının uygulanması için faaliyetlerine başladı.

Bunun yanında çocuk sömürüsünün bir vasıtası hâline gelen ve çocuk işçi ölümlerine de sebebiyet vermeye başlayan Mesleki Eğitim Merkezi’nin (MESEM) lağvedilmesi, bunun yanında kadınlara, özellikle de yalnız annelere yönelik ekonomik destek ve güçlendirme programlarının artırılması gerekmektedir.

“BÖLGELER ARASI YOKSULLUK EŞİTLENMİYOR”

D.G: Bölgeler arasındaki derin yoksulluk oranı sizce giderek eşitleniyor mu?

Ö.U: Ne yazık ki bölgeler arasındaki derin yoksulluk oranları giderek eşitlenmiyor. Büyükşehirlerde yoksulluk oranı daha yüksekken, kırsal bölgelerde de yoksulluk derinleşiyor. Bölgesel eşitsizliklerin giderilmesi için yerel kalkınma projelerine ve bölgesel ekonomik desteklere ihtiyaç var.

“YARDIMLAR, GEÇİCİ ÇÖZÜMLER SUNAR”

D.G: Yardım yerine dayanışma çok daha doğru ve yerinde değil mi? Siz de bu noktada dayanışmanın büyütülmesi için uğraşı veriyorsunuz… Neden yardım değil dayanışma? Nefret söylemi ve ayrımcılıktan bahsediliyor; yoksullara yönelik nefret ve ayrımcılık da söz konusu değil mi? Yani onlara yönelik bir ‘ötekileştirme’, ‘öteki olarak bakma’ durumu giderek normalleşiyor mu ya da normalleştiriliyor mu?

Ö.U: Dayanışma, “hayırseverliğin” ötesine geçen ve toplumsal eşitliği ve adaleti hedefleyen bir
kavram. Yardımlar, geçici çözümler sunarken hak temelli dayanışma, kalıcı değişimler yaratır. Maalesef, yoksullara yönelik ötekileştirme ve ayrımcılıklar oldukça yaygın. Çeşitli kimlikler ve yoksulluk, birbirinin hem sebebi hem sonucu olmuş durumda. Empati ve dayanışma, bu kısır döngüyü kırma amacını da barındıran bir kavram.

“DERİN YOKSULLUK, SİYASET ÜSTÜ OLMAYA YAKIN”

D.G: Düzenli olarak saha çalışmaları yapıyor, raporlar hazırlıyorsunuz. Bu raporları, iktidardaki partinin ilgili ve yetkili birim ve kişilerine gönderiyor musunuz?

Ö.U: Çalışmalarımız web sitemizde erişime açık olarak mevcut. Amacımız; çalışmalarımızın tüm
politika yapıcılar tarafından dikkate alınması ve yoksullukla mücadele konusunda etkili adımlar atılmasını sağlamak. İstisnasız her şey politik de olsa, ‘siyaset üstü’ olmaya derin yoksulluk kadar yakın çok az sorun vardır.

yoksulluk

Dolayısıyla her bir politika yapıcının alakasına mazhar olmak, derin yoksulluk koşulları içerisinde yaşayan insanların hayatlarındaki en basit -ama kalıcı ve hak temelli- bir iyileşmenin şartlarını birlikte oluşturmaya çalışmak, bizleri mutlu eder.

“UZUN VADELİ POLİTİKALAR VE DAYANIŞMA GEREK”

D.G: Sizce Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, derin yoksullukla mücadelede yeterli mi?
Yoksullukla mücadelede dağıtılan yardımlar mı kıstas alınmalı? Yoksa amaç ve hedef; yoksullukla dayanışma içinde mücadele ile yoksulluğu ortadan kaldırmaya, sosyal yardıma ihtiyaç duymayacak kesimlerin oranını artırmaya yönelik mi olmalı?

Ö.U: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının mevcut çabaları elbette yeterli değil. Yoksullukla
mücadelede sadece yardımlar değil, aynı zamanda uzun vadeli politikalar ve dayanışma içinde hareket edilmesi gerekiyor.

“ACİL EYLEM PLANI’NA İHTİYACIMIZ VAR”

D.G: Türkiye’de iktidarın derin yoksullukla mücadelede sosyal yardımları artırma dışında
bir Acil Eylem Planı hazırlaması ve bunu ilgili paydaşlarla yapması gerektiği vurgulanıyor. Bu konuda düşünceniz nedir?

Ö.U: Kesinlikle, sosyal yardımların artırılması önemlidir ancak yeterli değildir. Derin yoksullukla
mücadele amaçlı ve kapsamlı bir Acil Eylem Planı’na ihtiyacımız var. Böyle bir plan ilgili tüm paydaşlarla birlikte uygulanmalı.

yoksulluk

“TÜM BELEDİYELER, ÇOK BÜYÜK SORUMLULUKLA KARŞI KARŞIYA”

D.G: İktidarda farkındalık uyandırma-birlikte çalışma-harekete geçmelerini sağlama noktasında NGO’ların dışında muhalefet partileri neler yapmalı, yerel yönetimlere derin yoksulluk, çocuk ve kadın yoksulluğu ile mücadelede düşen sorumluluklar nelerdir? Salt istatistiki verileri açıklama yerine neler yapılmalı?

Ö.U: Bugün yerel seçimlerin bu şekilde neticelenmesinin sebepleri arasında istisnasız herkesin
yoksullaşmayı en tepeye koyduğu bir konjonktürde tüm belediyeler, çok büyük sorumlulukla
karşı karşıyalar. Bu sorumluluk yerelde yoksullukla mücadele programlarını uygulamak,
sosyal desteklerde yaratıcı çözümler üretmek ve yerel düzeyde dayanışmayı teşvik etmektir.

İlginizi çekebilir: Açlık ve yoksulluk sınırı belli oldu

En az 10 karakter gerekli
Tüm Yorumlar (1)


HIZLI YORUM YAP