Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Sosyal Medya

Deniz Göktaş için İstanbul Barosu’ndan çağrı: ‘Derhal serbest bırakılmalıdır’

Komedyen Deniz Göktaş’ın politik eleştiriler içeren stand-up gösterisinin ardından gözaltına alınması hukuk ve sanat dünyasını ayağa kaldırırken, İstanbul Barosu’ndan jet müdahale geldi: “Bu uygulama hukuka aykırıdır, Göktaş derhal serbest bırakılmalıdır.”

Komedyen Deniz Göktaş’ın politik eleştiriler içeren stand-up gösterisinin ardından gözaltına

Sahne performanslarında politik ve toplumsal taşlamalarıyla tanınan ünlü komedyen Deniz Göktaş, son gösterisinin yayınlanmasının ardından ani bir kararla gözaltına alındı.

Göktaş’ın gözaltına alınma haberi kamuoyunda infial yaratırken, hukuki cepheden ilk ve en sert tepki İstanbul Barosu Kültür ve Sanat Komisyonu’ndan geldi. Komisyon, yayınladığı acil kodlu yazılı açıklamada, komedyen hakkında yürütülen soruşturma ve gözaltı işlemlerinin hiçbir hukuki zemini bulunmadığını savunarak, sanatçının hiçbir şart öne sürülmeksizin derhal salıverilmesi gerektiğini ilan etti.

“Nefret Saiki Yoksa Şaka Suç Oluşturmaz”

Deniz Göktaş’ın gözaltına alınmasına dayanak gösterilen video kaydını ve gösterinin içeriğini masaya yatıran İstanbul Barosu Kültür ve Sanat Komisyonu Yürütme Kurulu, söz konusu mizahi unsurların suç unsuru taşımadığını net bir dille belirtti.

Politik mizahın toplumları dinamize eden yapısına dikkat çekilen kurumsal açıklamada, doğrudan şu ifadelere yer verildi: “Gösteri, Kültür ve Sanat Komisyonu yürütme kuruluzca izlenip değerlendirilmiş, şakalar özelinde ve bununla beraber tüm genel ‘politik mizah’ bağlamında eğer ki bir şakanın amacının basit bir ifadeyle ‘şaka yapmak’ olduğu, nefret yahut kutuplaştırma içeriği ve nefret saiki taşımadığı gözle görünür şekilde açık ise suç oluşturmayacağını; hatta aksine her türlü politik siyasi yahut düşünsel eleştirinin, güldürü ve neşe yoluyla sunulmasının içinde bulunduğumuz toplumu tarihin diyalektiğinde ileri taşıyacağını belirtmek kurumsal sorumluluğumuz kapsamındadır.”

Politik Mizah Özgürlüğün Merkezi Göstergesidir

Baro çatısı altında faaliyet gösteren komisyon, mizahın ve eleştirinin anayasal sınırların uzağında, önemsiz bir detay gibi konumlandırılamayacağını vurguladı.

Sanatın ve özellikle de politik güldürünün, bir ülkenin demokrasi seviyesini ölçen en hassas terazi olduğu aktarılan metinde, politik mizahın işlevi şu çarpıcı cümlelerle savunuldu: “Politik mizah, iktidarın gerçek hassasiyetlerini, hukukun görünmez sınırlarını ve özgürlük söyleminin hangi noktada daraldığını, yanı sıra bir hukuk düzeninin hangi değeri koruduğunu, hangi eleştiri biçimine tahammül edebildiğini ve hangi noktada geri çekildiğini gösteren merkezi bir gösterge olması ile özel bir ifade biçimidir.”

Geniş Sınırlama Kavramları Siyasi Baskıyı Kurumsallaştırıyor

Göktaş’ın gözaltı süreciyle birlikte Türkiye’deki ifade ve basın özgürlüğünün önündeki sistemsel engelleri de masaya yatıran İstanbul Barosu, anayasal hakların soyut gerekçelerle tırpanlandığını iddia etti.

Anayasa’da güvence altına alınan temel hakların, ucu açık ve yoruma dayalı kavramlarla bypass edildiğini savunan komisyon, yargı ve kolluk kuvvetlerinin pratiklerine yönelik eleştirilerini şu sözlerle noktaladı: “Hakkın kullanımının sınırlandırılması veya cezalandırılmasının soyut ve subjektif sebeplerle mahkeme, kolluk, savcılık gibi makamların iradesinde gerçekleştirilmesi, kişiler için güvensiz bir ortam yaratmaktadır. Milli güvenlik, kamu düzeni ve genel ahlak gibi geniş kavramların sınırlama gerekçesi olarak kullanılması siyasi baskıyı kurumsallaştırmaktadır.”

İlginizi çekebilir: Şam’da bombalı saldırıya Dışişlerinden kınama

Demokrat Gündem