Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

Okul saldırılarında kritik soru: Ceza mı rehabilitasyon mu?

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan okul saldırıları Türkiye’yi yasa boğarken, gündemin merkezine “cezalar artırılsın” talebi oturdu.

Ancak Meclis Komisyonu’na sunulan veriler; suça sürüklenen çocukların yüzde 80’inin şiddet mağduru, yarısının ise eğitimden kopmuş olduğunu gösteriyor.

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan okul saldırıları Türkiye’yi yasa boğarken, gündemin

Kahramanmaraş’ta bir ortaokul öğrencisinin gerçekleştirdiği saldırı, suça sürüklenen çocuklara yönelik adalet sistemini tartışmaya açtı.

Adalet Bakanlığı’nın temmuz ayında Meclis’e sunması beklenen yeni düzenlemede; ağır suçlara karışan çocukların yetişkinler gibi yargılanması, yaş sınırının 12’ye çekilmesi ve ailelere yaptırım getirilmesi gibi radikal değişiklikler konuşuluyor.

Ancak uzmanlar, tek başına ceza artırımının “toplumsal öfkeyi dindirse de suçu önlemediği” konusunda uyarıyor.

VERİLERLE SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK PROFİLİ

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklar Komisyonu’nun cezaevlerindeki 607 çocukla gerçekleştirdiği kapsamlı anket çalışması, çocukları suça iten faktörlerin anlık tercihler değil, derin bir yoksunluk silsilesi olduğunu çarpıcı verilerle ortaya koydu.

Araştırma sonuçları, suça sürüklenen çocukların büyük bir çoğunluğunun ağır bir şiddet sarmalı içinde büyüdüğünü kanıtlar nitelikte.

Çocukların yüzde 81’i aile içinde, yüzde 59’u ise sosyal çevresinde şiddete maruz kaldığını beyan ederken, bu travmatik tablonun eğitimden kopuşla daha da derinleştiği görülüyor.

Veriler, çocukların yüzde 48’inin okul hayatının dışında kaldığını ve yüzde 87 gibi ezici bir çoğunluğunun cezaevine girmeden önce bir işte çalıştırıldığını göstererek, erken yaşta başlayan ekonomik yükümlülüğün risklerini gözler önüne seriyor.

Bağımlılık tuzağının da çocukları çevrelediği ankette; sigara kullanım oranının yüzde 83, uyuşturucu kullanımının yüzde 52 ve alkol kullanımının yüzde 47 seviyelerine ulaştığı kaydedildi.

Bu ağır tablo çocuklarda ciddi bir psikolojik yıkıma yol açarken, ankete katılanların yüzde 69’u üzüntü nedeniyle kendine zarar verdiğini, yüzde 37’si ise çözümü evden kaçmakta bulduğunu ifade etti.

Komisyonun sunduğu bu veriler, suça sürüklenen çocuklar için koruyucu ve önleyici sosyal politikaların aciliyetini bir kez daha gündeme taşıdı.

‘CEZALAR ÇOCUKLAR İÇİN CAYDIRICI DEĞİL’

Çocuk adaletinin temel ilkesinin “çocuğun yüksek yararı” olduğunu hatırlatan Avukat Şahin Antakyalıoğlu ve FİSA Çocuk Hakları Merkezi’nden Ezgi Koman, “Çocuğa daha erken ceza vermek toplumu daha güvenli yapmaz; aksine eğitimden kopuş, damgalanma ve daha fazla tekrar suç üretir. Mesele sadece ceza hukukunun değil; sosyal politika, eğitim ve kamusal bakım rejiminin konusudur” dedi.

SİSTEM NEDEN TEKRARI ÖNLEMİYOR?

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in paylaştığı verilere göre, suça sürüklenen çocukların yüzde 72’si daha önce de adli sistemle temas etmiş. Buna rağmen sistemi tekrarı önlemede başarılı bulan yargı mensuplarının oranı sadece yüzde 14.

Hâkim ve savcılar; yüksek iş yükü, deneyim eksikliği ve kurumlar arası koordinasyon kopukluğunu en büyük engeller olarak görüyor.

TARTIŞMANIN EKSENİ NERESİ OLMALI?

Kamuoyunda yükselen sesler okullarda polis-asker görevlendirilmesini ve hapis cezalarının artırılmasını istese de uzmanlar asıl çözümün erken müdahale mekanizmalarında olduğunu vurguluyor.

Tartışmanın “faili cezalandırmak” yerine “çocuğu suça sürükleyen koşulları ortadan kaldırmak” (yoksulluk, şiddet, eğitimden kopuş) üzerine kurulması gerektiği belirtiliyor.

Kaynak: (T24)

İlginizi çekebilir: AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı’dan 23 Nisan mesajı

Okul saldırılarında kritik soru: Ceza mı rehabilitasyon mu?
Demokrat Gündem