DEMOKRAT GÜNDEM-DOSYA HABER-(PERSPEKTİF)-ÜÇÜNCÜ BÖLÜM-Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Türk Medeni Kanunu’nda yer alan ve boşanan eşe süresiz yoksulluk nafakası verilmesini öngören düzenlemeyi iptal etmesi tartışmaları da beraberinde getirdi.
AYM’nin ‘süresiz nafakanın iptali’ kararını gazetemize değerlendiren sosyolog Zeliha Bürtek, tartışmanın salt nafakanın süresine sıkıştırılmasına karşı çıkarak, kadınların yaşam güvencesi ve haklarının korunmasının öncelikli mesele olduğunu söyledi.

Sosyolog Zeliha Bürtek, Demokrat Gündem için kaleme aldığı değerlendirmede nafaka tartışmasının ötesine geçerek, kadınların yaşam hakkı, toplumsal aktörlerin görünmezleşmesi ve kamusal sorumluluklar üzerine dikkat çeken görüşlerini paylaştı.
Kararın kadınların ekonomik güvencesi üzerindeki etkileri tartışılırken, Sosyolog Zeliha Bürtek konuya farklı bir pencereden yaklaşıyor.
Bürtek’e göre tartışma yalnızca nafakanın süresi üzerinden yürütülemez. Öncelikle kadınların yaşam hakkının, güvenliğinin ve geleceğinin nasıl korunacağı sorusunun yanıtlanması gerekiyor.
Anayasa Mahkemesi’nin boşanma sonrası yoksulluk nafakasının süresiz olarak bağlanmasına imkan tanıyan düzenlemeyi iptal etmesi, kadın haklarından aile hukukuna kadar geniş bir tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.
Kararı savunanlar bunun yıllardır dile getirilen bir eşitsizliği giderdiğini savunurken, eleştirenler özellikle ekonomik olarak kırılgan durumdaki kadınların geleceğine ilişkin kaygılarını dile getiriyor.
Bürtek, nafaka üzerinden yürütülen güncel tartışmanın, kadınların yaşam hakkı, toplumsal-ekonomik güvenceleri ve kamusal alandaki varlığına ilişkin daha temel soruları görünmez kıldığını düşünüyor.

Demokrat Gündem’in sorularını yanıtlayan Bürtek, “Bir kadının geleceğini ve yaşamının teminatını sağlamadan alınan kararları tartışmak psödo (sahte) siyasetten öteye gidemez” diyerek, nafaka tartışmasının ötesinde, devletin yaşamı koruma yükümlülüğünü ve toplumsal aktörlerin giderek görünmezleştiği bir düzende hakların nasıl savunulabileceğini sorguluyor.
Sosyolog Zeliha Bürtek’e göre asıl tartışılması gereken konu bundan çok daha büyük.

Bürtek, kadınların yaşam hakkının, güvenliğinin ve geleceğinin yeterince korunamadığı bir ortamda, nafaka tartışmasının eksik kaldığını düşünüyor. Ona göre bugün sorulması gereken temel soru, devletin ve kurumların kadınların yaşamını hangi araçlarla koruyabildiği.
İŞTE O YAZI; İYİ OKUMALAR:
“Her konuda ‘genel çerçeve kırıldı’ üzerinde yaşadığımız topraklarda.
Bütünlük adına hiçbir şey kalmadı, kavramların için boşaltıldı ya da alışık olunmayan içeriklerle dolduruldu.
Toplumun aktörleri tanıdık, bildik rollerini hem yerelde hem de hukuken yitirdi. hukuken çünkü hukuk nedenini bilmediği suçlara ceza, sorumlu arıyor.
Toplumun kendi varoluşunu yitirdiği yerde aktörler yani çocuk, ebeveyn, kadın, yaşlı her bir temsil artık siyaseten , kamusal alanda var olamıyor.
Aktörlerin yok edildiği, yok sayıldığı bir devlet düzeninde yok sayılan aktörün geleceğini konuşmak tam bir absürdlüktür.
Mantığın dilin kurallı yapısının dışında başka bir şekilde kullanıldığı güncel siyasetin birer kazanım, iyileşme etkisinde aldığı kararları tartışmak, aktörlerin yok oluşuna sebepleri görmezden gelerek, bir kadının boşanma, kendi istediğiyle ayrılma ya da bir ilişkinin kararını almasında şiddetin merkezinde yer alırken, kadının geleceğini, yaşamının teminatını sağlamadan konuşmak,
Psödo (sahte, düzmece) siyasetten öteye gidemez.
Haklar doğuştan ve yasal olmak üzere iki türdür. yaşam hakkını lütüfkar bir siyasetin kazanımı olarak veren mevcut devlet dili yaşatamadığı, koruyamadığı aktörlerinin hangi yaşam sürecine ne amaçla dahil olmaktadır?!
Burada sorulacak tek soru vardır;
Alınan kararların eleştirisine, kazanamın, kayıplarına bu stratejik dile kurban gitmeden şu soru sorulmalı;
Sizler, yaşamı hangi araçlarla hangi tarafsız dille koruyabiliyorsunuz, korumayı düşünüyor musunuz?
Korumak, geleceğin teminat altına alınmasının asla siyaset dilinin, kamuyu oluşturan kurumların dillerinin içinde olmadığı bir yapıda, siz hangi hakla hangi kaygıyla, sözde kaygıyla tatminkar olmayan kararlar alabiliyorsunuz?
Soru ortak sorulmadıkça, gerek muhalefet, gerek kadın çalışmaları yapan stk’lar gerek genel kaygıyı özele indirgeme çabasındaki tüzel kişiler bugün siyasi dilin yapmaya çalıştığına hız, biçim, katkı vermekten öteye gidemeyecektir.
Bu toprakların geldiği yer eşik noktası;
Alınan kararlar mevcuttaki iyiyi yok edebilecek, hırsın, kurnazlığın hızını artırabilecek oyunlar, hamleler üzerinde ilerlediğinden yeni olan herşeye ilk önce kaynağından, geçmişinden alınan yolun sonuçları tartışıldıktan sonra bakılmalı. Yeni konular konuşulmalı.
Yoksa farkında olunmadan herkes iyi niyetle de olsa niyetin sapkın, yoldan çıkartan sözde iyileştirici oyunlarının tarafları olmaktan öteye gidemeyecektir.
Yeninin değil, kayıpların, kazanımların, geçmişin tarafsızca objektif konuşulması zorunludur. Kadınlar, çocuklar ölüyor, öldürülüyor. Erkin kontrol etmesi gereken noktalardan uzaklaşması, toplumu oluşturan aktörlerin acımasızca yok oluşuna engel olamayacaktır.
Önce yaşam hakkı, bu hakkın korunması. eşit, adaletli dayanakta. Sonra değişim konuşulmalı.”
İlginizi çekebilir: Anayasa Mahkemesi ‘süresiz nafakayı’ iptal etti: Gözler gerekçeli karar ve Meclis’te
İlginizi çekebilir: TKDF Başkanı Canan Güllü’den AYM’nin ‘süresiz nafaka’ kararına sert tepki: ‘Kadınlar yoksulluğa terk edilecek’
İlginizi çekebilir: Ekonomist Güldem Atabay’dan süresiz nafaka iptali tepkisi