Okul öncesi eğitimde fırsat eşitliği, ekonomik kriz ve yetersiz kamu yatırımları nedeniyle ağır darbe alıyor. Veli-Der tarafından 18 ilde binlerce veli ve öğretmenle yapılan araştırma, çocukların gelişiminde kritik öneme sahip olan kreş ve anaokulu sürecinin bir “lüks” haline geldiğini kanıtladı.
ÖZEL KREŞ FİYATLARINDA DEVASA MAKAS
Eğitim raporu, kamusal okul öncesi eğitim imkanlarının yetersizliğinin velileri ekonomik olarak zorlayıcı bir tercihe mahkum ettiğini çarpıcı rakamlarla ortaya koyuyor. Devlet okullarında yer bulamayan veliler için özel kreş ücretlerinin aylık 25.000 TL ile 50.000 TL gibi ulaşılması güç seviyelere yükselmesi, okul öncesi eğitimi birçok aile için lüks haline getiriyor.
Veriler, velilerin %70,4 gibi büyük bir çoğunluğunun çocuklarını kamu okullarına emanet etmek istediğini ancak kontenjan yetersizliği nedeniyle bu haktan mahrum kaldığını gösteriyor. Ekonomik yükün yanı sıra fiziksel erişilebilirlik de ciddi bir bariyer oluştururken, her 10 veliden 3’ü okullara ulaşım noktasında büyük zorluklar yaşadığını belirtiyor.
Bu tablo, kamusal eğitimdeki kapasite sorununun hem aile bütçelerini sarstığını hem de çocukların eğitime erişim hakkını coğrafi ve mali nedenlerle kısıtladığını kanıtlıyor.
RESMİ ANAOKULLARINDA KAN KAYBI
Eğitim raporundaki son veriler, okul öncesi eğitimde resmi anaokullarından alternatif kurumlara doğru belirgin bir yönelimi ve yapısal bir dönüşümü gözler önüne seriyor.
Raporun en çarpıcı verisi, resmi anaokullarında kayıtlı öğrenci sayısının %38,9 oranında sert bir düşüşle 482 bin seviyesine gerilemesi olurken; bu boşluğun daha çok dini ve yerel yönetim odaklı eğitim kanallarıyla dolduğu görülüyor. Özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı 4-6 yaş Kur’an kursları ile belediye ve dernek bünyesindeki okul öncesi kurumlara olan ilginin %24,9 artması, velilerin kurumsal tercihlerinde bir eksen kayması yaşandığını kanıtlıyor.
Öte yandan, resmi anaokullarındaki azalmaya karşılık ilköğretim bünyesindeki anasınıflarında yaşanan %26,1’lik kapasite artışı, okul öncesi eğitimin bağımsız binalardan ziyade ilkokul çatıları altında yoğunlaştığını ve fiziksel kapasitenin bu yöne kanalize edildiğini gösteriyor.
‘LAİK VE BİLİMSEL EĞİTİM TEHDİT ALTINDA’
Veli-Der, okul öncesi dönemde dini içeriklerin yaygınlaşmasının bilimsel eğitim hakkını zedelediği uyarısında bulundu.
Raporda, çocukların dikkat süresi ve sosyal becerilerinde okul öncesi eğitimin %96 oranında olumlu etkisi olduğu belirtilirken, bu imkanın sadece parası olana sunulmasının “yapısal bir suç” olduğu vurgulandı.
VELİ-DER’İN ÇÖZÜM ÇAĞRISI
Eğitim sisteminde köklü bir dönüşüm öngören bu öneriler, özellikle erken çocukluk dönemindeki fırsat eşitliğini ve akademik başarıyı temel alıyor. Bu kapsamda, okul öncesi eğitimin 5 yaş grubu için tamamen zorunlu hale getirilmesiyle ilkokula hazırlık sürecinin standartlaşması hedeflenirken, 3-4 yaş grubundaki çocuklar için eğitimin tamamen ücretsiz ve her kesim için erişilebilir kılınması planlanıyor.
Tüm bu hizmetlerin yalnızca Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bünyesinde toplanması, eğitimde çok başlılığın önüne geçilmesini ve denetlenebilir, çocuk merkezli müfredatların uygulanmasını amaçlıyor.
Bu modelle birlikte, erken yaştaki çocukların bilişsel ve sosyal gelişimlerinin bilimsel programlar ışığında desteklenmesi ve eğitimde kalitenin devlet güvencesiyle artırılması öngörülüyor.
İlginizi çekebilir: Halkın yüzde 58’i aynı cevabı verdi: Türkiye’nin en önemli sorunu ne?