Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Sosyal Medya

ABD ve İran anlaşmaya vardı: Hürmüz’de kilit açılıyor

Aylardır süren askeri çatışmaları ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukayı sona erdirecek çerçeve anlaşmada mutabakat sağlandı; küresel piyasalarda petrol fiyatları sert şekilde geriledi.

Aylardır süren askeri çatışmaları ve Hürmüz Boğazı'ndaki ablukayı sona erdirecek

Amerika Birleşik Devletleri ile İran İslam Cumhuriyeti, bölgedeki askeri çatışmaları kalıcı olarak sonlandırmayı hedefleyen bir çerçeve anlaşmaya vardı. Mutabakat kapsamında, küresel petrol ve doğalgaz sevkiyatının en kritik geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’nın yeniden uluslararası deniz trafiğine açılması ve ABD’nin İran limanlarına yönelik uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması kararlaştırıldı. Gelişmenin ardından dünya piyasalarında petrol fiyatları adeta çakıldı; Brent petrolün varil fiyatı ilk saatlerde yüzde 4, ABD tipi ham petrol (WTI) ise yüzde 4,6’nın üzerinde değer kaybetti. Asya borsalarında ise yükseliş dalgası dalga yayıldı.

Trump Sosyal Medyadan Duyurdu: “Motorlarınızı Çalıştırın”

Tarihi gelişmeyi ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Truth Social hesabı üzerinden yaptığı “İran İslam Cumhuriyeti ile anlaşma artık tamamlandı” paylaşımıyla duyurdu. Hürmüz Boğazı’nın cuma günü resmen açılacağını belirten Trump, küresel deniz ticaretine “Dünyanın gemileri, motorlarınızı çalıştırın. Petrol akmaya başlasın” sözleriyle seslendi.

Trump’ın bu ilanından hemen önce, müzakerelerde arabuluculuk rolünü üstlenen Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de tarafların ortak paydada buluştuğunu teyit etti. İsviçre’de hazırlanacak resmi mutabakat zaptının önümüzdeki cuma günü taraflarca imzalanması planlanıyor.

Tüm Cephelerde Silahlar Susuyor: 60 Günlük Kritik Süreç

Pakistan Başbakanı Şerif, varılan mutabakatın Lübnan dahil olmak üzere bölgedeki tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sonlandırılmasını kapsadığını açıkladı. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreterliği de bir bildiri yayımlayarak, İran ve müttefiklerinin dahil olduğu cephelerdeki tüm askeri faaliyetlerin pazartesi gecesi itibarıyla tamamen durdurulacağını ilan etti.

Öte yandan, şubat ayı sonunda başlayan çatışmalarda çoğunluğu İran ve Lübnan’da olmak üzere binlerce kişi yaşamını yitirmişti. Son haftalarda İsrail ile Hizbullah arasındaki karşılıklı saldırılar, masadaki en büyük tıkanma noktalarından birini oluşturuyordu.

Nükleer Program ve 25 Milyar Dolarlık Bakiye Masada

Çerçeve anlaşmanın en hassas halkası olan İran’ın nükleer programı ve uranyum zenginleştirme faaliyetleri ise ileri bir tarihe ertelendi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, ateşkesin yürürlüğe girmesiyle başlayacak 60 günlük süreçte, ekonomik yaptırımların kaldırılması ve nükleer programın geleceği dahil daha kapsamlı bir metnin müzakere edileceğini belirtti.

Uluslararası kulislerde, İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarının akıbeti en zorlu pazarlık alanı olarak görülüyor. Ayrıca üst düzey bir İranlı yetkili, taslak metinde ABD tarafından dondurulan 25 milyar dolarlık İran varlığının serbest bırakılmasının yer aldığını iddia ederken; Washington kanadı bu adımın ancak taahhütlerin tam olarak yerine getirilmesiyle mümkün olabileceğini savunuyor.

Washington’da ‘Taviz’ Tartışması ve Kongre Barajı

Anlaşma, ABD iç siyasetinde ve Cumhuriyetçi Parti tabanında farklı seslerin yükselmesine neden oldu. Eski ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, Trump yönetimini savaş öncesi statüko karşılığında İran’a büyük tavizler vermekle eleştirdi ve nükleer programın sınırlandırılmasına dair net bir güvence alınmadığını ileri sürdü.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise çatışmaların bitmesini memnuniyetle karşıladığını ancak nükleer müzakerelerin sıkı takipçisi olacaklarını vurgulayarak, “ABD yasalarına göre İran’la yapılacak herhangi bir nükleer anlaşma Kongre’nin incelemesine ve oylamasına sunulacaktır” hatırlatmasında bulundu. ABD medyasında, tırmanan akaryakıt fiyatlarının iç politikada Trump yönetimi üzerinde ciddi bir seçmen baskısı oluşturduğu, hamlenin arkasında bu ekonomik rahatsızlığın da yattığı belirtiliyor.

Trump ile Netanyahu Arasında “Lübnan” Görüş Ayrılığı

Tel Aviv yönetimi anlaşmaya dair henüz resmi bir pozisyon ilan etmezken, taraflar arasında tam bir uzlaşı olmadığı gözleniyor. İsrail’in pazar günü Lübnan’a düzenlediği saldırıların hem Trump hem de Tahran yönetiminin tepkisini çektiği, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Trump arasında özellikle Lübnan’daki operasyon serbestisi konusunda görüş ayrılığı bulunduğu kaydedildi.

İsrail’in N12 televizyonunun aktardığına göre Trump, pazar günü Netanyahu ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirerek barış planının detaylarını aktardı. New York Times’a verdiği mülakatta ise Netanyahu için “çok zor bir adam” nitelendirmesini yapan Trump, İsrail’in nükleer güce sahip bir İran’la karşı karşıya kalmasını engellediğini savunarak Netanyahu’nun kendisine teşekkür etmesi gerektiğini ifade etti.

Avrupa cephesinden ise sürece destek geldi. Birleşik Krallık, Almanya, Fransa ve İtalya ortak bir açıklama yayınlayarak, İran’ın nükleer faaliyetlerini sınırlandırmaya yönelik doğrulanabilir adımlar atması durumunda yaptırımları kaldırmaya hazır olduklarını duyurdu. İngiltere Başbakanı Keir Starmer da Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün önemine dikkat çekerek, “İran’ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmaması gerekiyor” açıklamasında bulundu.

Demokrat Gündem