Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), 22’si Avrupa Birliği (AB) üyesi olmak üzere toplam 27 Avrupa ülkesinin gelir dinamiklerini inceleyen “Vergi Ücretleri 2026” raporunu kamuoyuna duyurdu.
Rapor, Avrupa ülkeleri arasında sadece kağıt üzerindeki brüt maaşlarda değil, yaşam maliyetleri işin içine girdiğinde ortaya çıkan net alım gücünde de muazzam yapısal farklar olduğunu kanıtladı.
BRÜT MAAŞTA TEK LİDER: İSVİÇRE 100 BİN EURO’YU AŞTI
Nominal yıllık ortalama brüt maaş listesinin zirvesinde, dünyada 100 bin Euro sınırını aşabilen nadir ülkelerden biri olan İsviçre 107.000 Euro ile ilk sırada yer aldı.
İsviçre’yi takip eden İskandinavya ve Benelüks ülkelerinden İzlanda, 85.950 Euro ile listenin ikinci sırasına yerleşti.
Avrupa Birliği (AB) üyeleri arasında liderliği göğüsleyen Lüksemburg’da yıllık ortalama brüt maaş 77.844 Euro olarak kayıtlara geçerken, Danimarka 71.961 Euro ve Hollanda 69.028 Euro ile Avrupa’da en yüksek kazanç sağlayan ilk 5 ülke arasında yer buldu.
BÜYÜK EKONOMİLERDE “İKİ KATI” FARKI: ALMANYA ZİRVEDE
Avrupa’nın endüstriyel ve ekonomik motoru sayılan 5 büyük devlet kendi içinde kıyaslandığında, Kuzey ve Güney Avrupa arasındaki gelir adaletsizliği dikkat çekici boyutlara ulaştı.
Açıklanan son verilere göre Almanya ve Birleşik Krallık’taki ortalama bir işçinin kazancı, İspanya’daki meslektaşının iki katını aşmış durumda.
En yüksek yıllık kazanca sahip ülke 66.700 Euro ile Almanya olurken, onu 65.340 Euro ile Birleşik Krallık yakından takip etti.
Fransa’da ortalama bir işçinin yıllık kazancı 45.964 Euro seviyesinde kalırken, listenin alt sıralarında yer alan Güney Avrupa ülkelerinden İtalya’da bu tutar 36.594 Euro, İspanya’da ise 32.678 Euro olarak kayıtlara geçti.
AB’NİN GELİR TABANI: SLOVAKYA SONUNCU
Avrupa Birliği sınırları içinde en düşük yıllık brüt maaşı alan ülke 19 bin 590 Euro ile Slovakya oldu.
Rapordaki 22 AB üyesinden 9’unun (Macaristan, Letonya, Çekya, Portekiz, Polonya dahil) yıllık 25-30 bin Euro sınırının altında kalması, birlik içindeki Doğu-Batı kopukluğunu doğruladı.
SATIN ALMA GÜCÜ DEVREYE GİRİNCE KARTLAR YENİDEN DAĞITILDI
Fiyat düzeyi farklılıklarını ortadan kaldıran Satın Alma Gücü Paritesi (SGP) denkleme dahil edildiğinde, nominal tablodaki uçurumların daraldığı görüldü. Yaşam maliyetlerinin ucuz veya pahalı olması, ülkelerin refah sıralamasını adeta altüst etti.
Bu değişimle birlikte nominal bazda, yani enflasyon ve maliyetler hariç tutulduğunda listenin en son sırasında yer alan Türkiye, yaşam maliyetlerinin hesaba katıldığı satın alma gücü listesinde büyük bir rekor kırarak 9 basamak birden fırladı ve 18. sıraya yerleşti.
Diğer yandan Almanya, satın alma gücü performansıyla 7. sıradan 2. sıraya fırlayarak refahını perçinlerken, nominal tabloda 2. sırada bulunan İzlanda, aşırı yüksek yaşam maliyetleri nedeniyle satın alma gücü bazında 9. sıraya geriledi.
Benzer bir düşüş yaşayan Estonya ise 20. sıradan 25. sıraya gerileyerek listede en çok refah kaybı yaşayan ülke oldu.
MAAŞ FARKLARININ ARASINDAKİ 3 TEMEL SIR
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) uzmanları, Avrupa’daki bu derin makasın temel nedenlerini üç başlıkta özetledi. İlk olarak, finans, yapay zeka ve yüksek teknoloji odaklı ekonomilerin yarattığı sektörel katma değer, bu alanlardaki taban maaşların çok daha yüksek olmasını sağlıyor.
İkinci olarak, toplu pazarlık ve sendikalaşma oranının güçlü olduğu ülkelerde sendikal güç, taban ücretleri doğrudan yukarı iten bir etki yaratıyor.
Son olarak ise maliyet endeksi, yani ülkedeki genel fiyat seviyelerinin yüksekliği, işverenleri nominal ücretleri artırmaya zorlayan en önemli faktörler arasında yer alıyor.
İlginizi çekebilir: Orta Doğu’da şartlar savaşı: ABD’den İran’a masaya oturmak için 5 koşul