Belirtmiştim;
Önümüzdeki 48 saat içinde herşey belli olur, diye…
Çarşamba’ya az kaldı…
64 kilometre uzunluğundaki Rus askeri konvoyu, dün yapılan müzakere görüşmelerine rağmen Kiev’e doğru yola çıktı.
Amerikalılar da Avrupalılar da masa başından kalkmıyor, başlarını kaldırmıyorlar.
Son yıllarda sonuçlanan bir savaş gördünüz, duydunuz ya da biliyor musunuz?
Bilerek ve isteyerek sürdürülüyor…
Dünya yeniden şekillenecek mi?
Rusya bu konuda önemli bir güç mü?
Yalnız bir nokta önemli;
İsviçre 200 yıldır ilk kez taraf oldu, Ruslara karşı AB ülkeleri gibi açıklama yaptı.
Olan kime oluyor?
Söyleyeyim:
Hep halka…
Ukrayna halkı ateş ve abluka altında…
Nasıl dinler dünyanın bir bölgesinden çıktıysa, savaşlar da yine belle bir bölgesinden ya da bölgesindekiler tarafından çıkarılıyor…
Savaşı ve krizi çıkaranlar kimler?
Bakın bu konuda İTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Celal Şengör ne diyor?
*- BU KADAR BASİT Mİ?
Prof. Şengör, ‘Stephen Norton kim?’ başlıklı yazısında şöyle diyor:
‘Ortada bir cinayet vardır ve bir cinayetin iki tarafı olur:
Katil ve katledilen.
Peki durum bu kadar basit midir?
Bunun cevabını Dame Agatha Christie’nin ölümünden hemen önce yayımlanan son romanı Curtain: Poirot’s Last Case’de (Perde: Poirot’nun Son İşi) aramalarını öneriyor, Prof. Şengör…
Ben de anımsatayım:
*-
Dame Agatha, bu son romanında bir otelde işlenen beş cinayeti ele alıyor.
Cinayetler birbirinden ilişkisiz gibi görünmekle beraber Poirot hepsinin ortak bir yönünü keşfetmekte gecikmiyor.
Cinayetleri işleyen ve ölen belli olduğu halde kimsenin fark etmediği başka bir faktör daha vardır:
Stephen Norton isimli, kır saçlı, sakin görünümlü, dürbünüyle kuşları izleyen bir müşteri, psikolojik ikna yöntemleriyle, aslında bu cinayetleri işleten kişidir.
Bu iyi niyetli, efendi adamın böyle bir şey yapabileceği kimsenin aklından bile geçmemiştir.
Poirot bu adamı yasal yollarla durdurmanın, yeni cinayetlerin önüne geçmenin, imkânsız olduğunu görür ve kendisi de ölümcül bir hastalığın pençesinde olduğundan, adamı bizzat öldürmeye karar verir.
Bunu yaptıktan sonra yakın dostu Yüzbaşı Hastings’e durumu anlatan bir mektup bırakır ve olayın hemen arkasından vefat eder…’
Yani:
Romanın Rusya-Ukrayna çatışmasına benzerliği, öldürmeye yeltenen ve ölmek üzere olan belli olduğu halde, tarafları karşılıklı silâhlı mücadeleye iteleyen kimdir, sorusunun cevabıdır.
Sovyetler Birliği çöktükten sonra ABD, NATO’yu kullanarak tamamen Rusofob, yani Rus düşmanı, bir politika izleyip Rusya’yı batıdan NATO ile, doğudan da Taliban ve benzeri Müslüman hareketleriyle kuşatma altına almaya çalışmaktadır.
Eski demirperde ülkelerini derhal NATO üyesi yapmakla kalmayıp, SSCB’den ayrılan Baltık ülkelerini de hemen NATO şemsiyesi altına almıştır.
SSCB 1962 senesinde Küba’ya füze sistemleri yerleştirmeye kaltığı zaman başkan John F. Kennedy, Rusya’yı nükleer savaşla tehdit etmiş, büyük İngiliz matematikçi ve filozof Lord Bertrand Russel’dan yaptığının insanlık düşmanlığı olduğunu, tüm dünyayı tehdit ettiğini söyleyen sert bir telgraf almıştı.
Halbuki o dönemde İstanbul yakınlarında Alemdağ’da Amerikan roketleri yerleştirilmişti bile.
Ben çocukluktan çıkmak üzere olduğum bu zamanda gözümle gördüğüm bir olayı da anlatayım:
Amerikalılar ya da NATO Bornova’dan geçirdiği füzeleri Kemalpaşa dağlarındaki gizli mağaralara götürüp yerleştirmişti.
Daha düne kadar oralara gitmek yasaktı…
Nedense İzmir’i hiçbir zaman dikkate almayan İstanbul medyası ve Ankara bürokrasisi bundan da hiç söz etmiyor.
Araya girmişken yine belirtmeden geçemeyeceğim:
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de, İtalya’daki ‘Akdeniz Şehirleri’ toplantısına katıldı ve konuşma yaptı.
Siz bir satır da olsa Ulusal diye adları sayılan medya kuruluşlarından bir cümle söz edildiğini gördünüz, duydunuz mu?
Şimdi devam edeyim:
Bu satırları yazarken Ruslar füze ile Harpov’un belediye binasını bir roketle uçurdular…
Artık bundan sonraki yorumları siz yapın!
Az önceki yazımı, konuyu tamamlayayım:
Yani SSCB’nin yaptığı ABD’nin yaptığına bir karşılık vermekten ibaretti. Lord Russell o zamanki SSCB politbüro başkanı Kruşçov’a da bir telgraf yollayarak Amerikan kışkırtmalarına cevap verilmemesinin insanlığın geleceği açısından önemini vurgulamıştı.
Lord Russell bir telgrafı da zamanın Birleşmiş Milletler genel sekreteri U Thant’a yollayarak ABD’nin kınanmasını tavsiye etmişti.
Sorun, Rusların son derece akılcı bir davranış sonucu geri adım atmalarıyla o zaman çözülmüştü.
Bakalım Ruslar Ukrayna’da geri adım atacak mı?
*-ULUSLARARASI TECAVÜZ
Konuyu tamamlamak için geriye, eski günlere gidip Prof. Şengör’ün ağzından anlatayım:
Ancak 1990'ların başında, Sovyetler Birliğinin çözülme sürecinde ve hem öncesinde hem de sonrasında, ABD’nin muhtelif nedenlerle dünyanın çeşitli noktalarında başlattığı uluslararası tecavüz hareketleri durmadı: Viet-Nam’da gene Kennedy’nin emriyle artan Amerikan bombardımanı sonucu 30.000 ile 182.000 sivil öldürülmüştür.
ABD, Afganistan’da tüm dünyanın başına belâ olan Taliban’ı yarattı ve bu ülkeyi ancak İlk Çağ’da görülen bir cehâlet ve sefâletin içine itti. Sonra, artık herkesin yalan olduğunu öğrendiği sözde istihbarat ile Irak’ı işgal etti, pek çok günahsız insanın ölmesi, yersiz yurtsuz kalması yanında insanlığın en eski kültür öğelerinin korunduğu müzelerin tahrib olmasına, yağmalanmasına yol açtı.
Suriye’de PKK uzantısı örgütlerle iş birliği yaparak bizim güney sınırımızı duyarsızlaştırdı.
Arkasından NATO’nun Rus sınırlarına kadar genişlemesini sağladı ve Ukrayna’da Rus yanlısı iktidarın devrilmesi için hem maddî hem de politik eğitim yardımı sundu. NATO üyesi olduğumuz halde, Kıbrıs’ta öldürülen Türkleri dörtlü garanti antlaşması (Treaty of Guarantee veya Treaty of Nicosia, 1960) çerçevesinde korumaya kalktığımız zaman bize ambargo uyguladı.
Şimdi de, bir NATO üyesi olduğumuz halde bize vermediği silâhların yerine konulabilecek Rus yapımı S-400 füzelerini aldığımız için, parasını ödediğimiz savaş uçaklarını bize vermiyor, daha da yaptırım uygulamaktan bahsediyor ve bir yandan da durmadan stratejik dostluğumuzdan dem vuruyor. İnsanın sorası geliyor: Yahu, hani düşmanımız olaydın ne yapacaktın? (Aslında ne yapmak istediğini FETÖ olaylarıyla gösterdi. Ordumuzu hallaç pamuğu gibi atan o organizasyonun göstermelik başı hâlâ ABD korumasındadır, unutmayalım!)
*- RUSYA’NIN ERİŞEBİLDİĞİ REZERVLERİ NEREDE?
Rusya'nın Ukrayna'ya girmesinden sonra ABD ve Avrupa ülkeleri peş peşe yaptırım kararlarını açıkladı.
18 Şubat itibarıyla Rusya Merkez Bankası'nın 643 milyar dolarlık rezervi vardı.
Josep Borrell, 27 Şubat’ta G7 ülkelerinde bulunan Rusya Merkez Bankası rezervlerinin dondurulacağını duyurmuştu.
Peki Putin'in Rusya'nın rezervlerini hangi ülkeye kaydırdı?
Rusya’nın erişebildiği rezervleri nerede? İşte Putin'in gizli kasası
Rusya 2014'ten bu yana rezervlerinde doların payını azaltırken, önemli bir kısmını ise Çin'e kaydırmıştı.
Batılı ülkeler, Rusya Merkez Bankası rezervlerinin yaklaşık yarısına erişimini dondururken, bankaya ait rezervlerin önemli bir kısmı da ülkede ve Çin’de bulunuyor.
*- LİDERLER ARASINDAKİ FARK
Sabri Özün milli yüzücülerimizden…
Kardesi Sadri Özün de öyle…
Anneleri ve babaları İzmir’de öğretmen idiler…
Namık Kemal Lisesi’nde Hikmet Özün Beden Eğitimi Öğretmenlerimizden biriydi…
Sabri Özün Amerika’da yaşıyor, bildiğim kadarıyla çok önemli bir firmanın da başında…
Bir video göndermiş:
Judada Siyah Kuşaklı olan Rusya Devlet Başkanı Putin spor salonunda bir Rus çocuğunu yanına çağırıyor ve nasıl rakibini yeneceğini gösteriyor.
El ve ayaklarını nasıl kullanacağını…
Çocuk da gösterileni yapıyor ve dev gibi rakibini yere vuruyor!
Ve İzmirli Sabri Özün’ün videosunda Gazi Mustafa Kemal Görülüyor!
Kara tahtanın başında Türk çocuklarına okuma yazmayı anlatıyor ve gösteriyor…
İşte aradaki fark!
Bu farkı anlamak için okumaya yazmaya, fakülte mezunu almaya da gerek yok!
Sizce hangi lider daha güçlü…
Kalemi ve bilgiyi hiç kimse, hiçbir güç yenemez…
Bunu Gazi Mustafa Kemal Atatürk çok yıllar önce göstermiş…
Ha sahi videonun devamı da var..
Ama Zülfi yâre dokunacağı, belki de ikilik yaratabileceği düşüncesi ile sözünü etmeyeceğim…
Ama benim gibi sizin de şaşıracağınız bir haberi paylaşayım:
Ukrayna'dan Rus askerlerine çarpıcı bir teklif geldi!
Dedikleri şu:
‘Silahı bırakırsanız size para vereceğiz!
Şaka değil, Ukrayna, silah bırakan Rus askerlerini affedeceğini açıklayıp para teklif etti.
Teklif Ukrayna Savunma Bakanı Oleksii Reznikov tarafından duyuruldu.
İngilizler de yıllar önce Araplara ‘altın’ vaat edip, atalarımızı çöllerde arkadan vurdurmuşlardı.
Bu konuda çok anlatım var…
Ben en iyisi İzmirli bir gencimizin Koray Halkapınar’ın ‘güç üzerine’ şu sözlerini de sizinle paylaşayım:
‘Bu hayatta şunu öğrendim:
Ne olursa olsun, oluruna bırakacaksın!
Fazla düşünmek, fazla sevmek, fazla önemsemek her zaman seni yaralar, yıpratır!
Ne kadar az düşünüp, umursamaz davranırsan o kadar güçlüsün!
Ve duygularını ne kadar az belli edersen o kadar değerlisin!’
Acaba?
Ben de ilave ediyorum:
Her şeyin fazlası zararlıdır!
İnsan hayatı ‘kırk yama’ gibidir!
Her anına bir hatıra yamarsın;
Ve biriktirirsin; acını, mutluluğunu…
Buna da ‘tecrübe!’ dersin…
Şimdilik bu kadar…
YORUMLAR