Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Yaşar Eyice

YUNAN DEMİYORUM!

‘Kara Kış’ı bir yana, sıkıntı ve üzüntüleri diğer yana bırakırsak güzel bir hafta sonu diliyorum…

Önce tarihimizden bir yaprak açayım:

Belki biliyor, ya da duymuşsunuzdur:

Bizim ünlü süvari birliğimizin çavuşu Yakup idi…

Yakup Çavuş’la İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşundan sonra (Dikkat ederseniz Yunan demiyorum. Çünkü Yunan bir maşa idi. Arkada daha neler vardı, neler?’ yapılan söyleşide şunları söylemişti:

‘Düşman yalnız Yunan gâvuru değildi ki yavrum;

İngiliz’i vardı, Fransız’ı vardı, İtalya’sı vardı, Rusya’sı vardı, Ermeni’si vardı!

Bir de bunlara yardım eden bizim bazı hocalar vardı!

Şeyhler vardı, ağalar vardı, hainler vardı!

Vardı da vardı!

Çok şükür, bizim bir Allah’ımız vardı!

Bir de Mustafa Kemal Paşamız!’

Şimdi içimizde ‘hain’ yok mu?

Bunu herkes biliyor ve söylüyor…

‘İşbirlikçi’ de diyebiliriz, böylelerine…

Yine hepimiz biliyoruz:

‘Bazı insanlar çift karakterlidir!

Bir tarafı ‘ahlak abidesiyim!’ diye bağırırken, diğer tarafı ‘şerefsizliğin’ kitabını yazmaktadır.

Yine anımsatayım:

‘Türküm diyemeyenlerin, bir süre öne sürdükleri jargonları ‘Osmanlı Torunuyum’ demekti…

Osmanlı bir ailedir…

Türk ise bir ırktır!

Irkını inkâr edene ise söylenen şudur:

‘Soysuz!’

Bu arada son padişahın torunu Neslişah Hanım benim yakından tanıdığım bir sultandır…

Neslişah Hanım da, her zaman açık ve net ‘Biz Atatürkçüyüz!’ demektedir.

Bir ara bu konuyu gündemine alan, Aydın Bilgin sayesinde Türk basınına kazandırılan, Giritli Veli Ağabey’in oğlu Yılmaz Özdil de uzunca makalesinde konuyu çok güzel bir şekilde değerlendirmişti.

İnsan kalbinde ne taşırsa dünyayı öyle görür.

İnsan yüreğinde ne taşıyorsa karşısındakine onu verir.

İnsan aklında ne taşıyorsa hayatına onu katar…

 

*- ASIL PERİŞAN EDEN

 

Kurt büyümekte olan yavrusuna hayatı öğretiyormuş;

Bir tepeye çıkmışlar!

Aşağıda yayılan koyun sürüsünü göstermiş ve anlatmış:

‘Bak yavrum, şu gördüklerin koyundur!

Etleri çok lezizdir, yakalaması da kolaydır.’

Yavru Kurt lafa girmiş ve çobanı göstererek, onun kim olduğunu ne yaptığını sormuş,

Kurt, ‘çobandan uzak durmasını, elindeki değneğin çok can yaktığını’ sıkı sıkı tembihlemiş…

Bu sırada yavrukurdun dikkatini sürünün köpeği çekmiş!

– Şu bize benzeyen bir şey var orada, o ne yapıyor?..

Kurt, derin bir ‘offf!’ çekmiş ve anlatmış;

‘Ahh Yavrum;

Bizi asıl perişan eden işte o!..

Bize benzeyip de, bizden olmayandır!’

 

*- NEDEN?

 

İstiklal Mahkemesi Hâkimi Şeyh Sait’e sorar;

– Neden isyan ettin?

Cevap;

– Din elden gidiyordu!

Kayıtlara göre, Hakim yine soruyor:

– İstanbul 5 yıl İngiliz, Fransız ve İtalyan işgali altında kaldı, o zaman neredeydin?

Cevap; Yok!…

Dün neyse bugün de o…

Daha önce de belirttiğim gibi ‘vatan haini’ her zaman olmuştur, olacaktır da…

Bizim görevimiz ise halkın deyişi ile ‘uyanık’ olmaktır…

Yazımı Dostoyevski’nin şu deyişi ile bitireyim:

‘Yanlış trene bindiğinizde ilk istasyonda inmeye çalışın!

Çünkü mesafe ne kadar artarsa, dönüş maliyeti de o kadar artar!’

Bir kamyonetin arkasında şunlar yazılıydı:

‘Küçük hesaplardan bahsetmeyin bana!

Ben onları ‘bahşiş!’ bıraktım;

Karakteri fakir olanlara!’

YUNAN DEMİYORUM!
Yaşar Eyice

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

TÜMÜ