Yeterlilik kişisel bir özelliktir.
Gereklilik ise toplumsal bir ihtiyaçtır.
Roman toplumunun siyasal ve toplumsal hayatındaki temsil meselesini yalnızca kişilerin hangi göreve geldiği üzerinden okumak eksik kalır.
Bir Romanın önemli bir siyasi, kamusal veya kurumsal göreve gelmesi; o kişinin kişisel başarısının ötesinde, Roman toplumunun görünürlüğü, özgüveni ve sosyal statüsü açısından da anlam taşır.
Cemal Bekle’nin Cumhurbaşkanı tarafından AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu’na (MKYK) asil üye olarak atanması da bu açıdan okunabilir.
Bu görevin Romanlar açısından olumlu etkisi, yalnızca “bir Roman daha önemli bir görev aldı” cümlesiyle sınırlı değildir.
Çünkü toplumlar, kendilerine ait insanların nerelerde ve hangi sorumluluklarla temsil edildiğine bakarak kendi toplumsal konumlarını da yeniden değerlendirir.
Bir Romanın yüksek düzeyde bir siyasi karar mekanizmasında yer alması;
“Biz de oradayız.”
“Biz de karar süreçlerinin parçası olabiliriz.”
“Bizim içimizden çıkan insanlar önemli sorumluluklar üstlenebilir.”
duygusunu güçlendirebilir.
Bu nedenle sosyal statü, Roman toplumu açısından yalnızca bireysel bir başarı meselesi değildir. Aynı zamanda toplumsal görünürlüğü ve aidiyet duygusunu güçlendiren bir sembolik güçtür.
Üstelik bu mesele herhangi bir siyasi partiyle sınırlı değildir.
AK Parti’de bir Romanın MKYK gibi üst düzey bir yapıda görev alması ne kadar önemliyse, CHP’de, DEM Parti’de, MHP’de, İYİ Parti’de veya diğer siyasi yapılarda Romanların karar alma mekanizmalarında gerçek sorumluluklar üstlenmesi de Roman toplumu açısından aynı temel ihtiyaca işaret eder.
Romanların yalnızca seçmen olarak değil, karar verici, temsilci ve politika üreticisi olarak görülmesi.
Burada asıl mesele “hangi parti?” sorusundan önce, “ROMANLAR SİYASETİN NERESİNDE ?” sorusudur.
Çünkü sosyal statü görünür oldukça, toplumsal algı da değişir.
Bir Romanın milletvekili olması, belediye başkanı olması, parti yönetiminde yer alması, genel merkez düzeyinde sorumluluk üstlenmesi veya kamu politikalarının hazırlanmasına katkı sunması; her defasında Roman gençlerine yeni bir ihtimal gösterir.
Bu nedenle Roman siyaseti yalnızca sayısal temsil üzerinden de okunmamalıdır.
Temsilin niteliği, görevin düzeyi ve karar süreçlerine erişim kapasitesi de önemlidir.
Türkiye’nin Romanlara yönelik güncel strateji belgelerinde de katılım, sosyal içerme ve farklı paydaşların sürece dahil edilmesi önemseniyor; 2026-2030 II. Aşama Eylem Planı da sivil toplumun ve diğer paydaşların sürece katılımını açıkça öngörüyor.
Buradan çıkarılması gereken sonuç nettir:
Romanlar için artık yalnızca “bize ne yapılacak?” sorusu yeterli değildir.
Bir başka soruyu da sormak gerekir:
“Biz kararın neresinde olacağız?”
İşte yeterlilik ile gereklilik arasındaki fark burada ortaya çıkar.
Bir Romanın o görevi yapabilecek yeterliliğe sahip olması kişisel bir meseledir.
Ancak Roman toplumunun karar mekanizmalarında görünür, nitelikli ve etkili temsilcilerinin bulunması toplumsal bir gerekliliktir.
Bu nedenle Cemal Bekle’nin MKYK üyeliği Romanlar açısından yalnızca Cemal Bekle’nin kariyerinde yeni bir basamak olarak görülmemelidir.
Aynı zamanda Roman toplumunun sosyal statüsünün yükselmesine, görünürlüğünün artmasına ve genç kuşakların siyasal alandaki tahayyülünün genişlemesine katkı sağlayabilecek bir gelişme olarak da okunabilir.
Bu okuma yalnızca AK Parti için değil, Türkiye’deki bütün siyasi partiler için geçerlidir.
Çünkü Romanlar herhangi bir partinin yalnızca oy deposu değil;
siyasetin öznesi,
karar süreçlerinin paydaşı,
politika üretiminin aktörü
ve toplumun eşit yurttaşlarıdır.
Asıl mesele, Romanların siyasette bulunup bulunmaması değil;
hangi düzeyde, hangi sorumlulukla ve ne ölçüde karar süreçlerinin içinde olduklarıdır.
YETERLİLİK KİŞİSELDİR
GEREKLİLİK TOPLUMSALDIR
Roman toplumunun bugün ihtiyaç duyduğu şey, yalnızca başarılı Romanların çoğalması değil;
BAŞARININ TOPLUMSAL STATÜYE ,
STATÜNÜN GÖRÜNÜRLÜĞE ,
GÖRÜNÜRLÜĞÜNDE SİYASAL VE SOSYAL KAPASİTEYE DÖNÜŞMESİDİR.
YORUMLAR