DOLAR 32,1808 0.14%
EURO 35,0272 0.14%
ALTIN 2.424,25-0,20
BITCOIN 2182484-0,85%
İzmir
22°

AÇIK

Seyhan Kurtman

Seyhan Kurtman

27 Ocak 2021 Çarşamba

DAHA İYİSİNİ YAPABİLİRİZ

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Merhaba. Kanserle mücadele eden hastalar ile yakınlarına umutlu bir ses, dayanışma ve toplumun kanser hastalıklarına dikkatini çekme amacıyla Demokrat Gündem’de Yolculuk Notları adıyla yazdığım ilk yazı, sizlerden yoğun destek aldı. Lenf kanseri (lenfoma) tedavim ve kemik iliği nakli sonrası iyileşme sürecim devam ederken, dayanışma gösteren tüm dostlar ve okuyuculara, içten dilekleri, yorumları için sonsuz teşekkür ederim. İyi ki varsınız. Sevgi ve dayanışmamız inanıyorum ki hepimize güç veriyor.

İKİ KAREDEN YANSIYANLAR                 

Yukarıdaki iki fotoğrafı, yaşam, umut, barış ve doğanın güzel bir yansıması olduğunu düşünerek sizinle paylaşmak istedim. İzmirliler bilir, Karşıyaka-Alsancak vapurunda yolculuğa martılar eşlik eder ve atılan gevrek kırıntılarını yakalamaya çalışır. Geçen yıl Ocak ayında çektiğim bu fotoğraf, martıların İzmir’in sert kış rüzgârına rağmen bir kaç kırıntıya ulaşmak için vapurun çevresindeki çabalarını yansıtıyor. Geçtiğimiz günlerde Kuşadası’nda çektiğim ve ilçenin simgesi olan heykel fotoğrafı ise gökyüzüne açılan bir elin içinden salınan barış güvercinlerini bize gösteriyor.

BİR YILIN ACI BİLANÇOSU 
Bu umutlu fotoğraflar Ege’nin muhteşem denizini, doğasını, rengini martılar ve barış güvercinleriyle birlikte yansıtıyor. Olumlu özelliklerine karşın iki fotoğraf, geçen yılın Ocak ayı ile bu yılın Ocak ayı arasında dünyanın alt üst olan son bir yılını da hatırlatıyor. Dünya, 21. yüzyılın vebası olarak nitelenen Covid-19 salgınıyla son bir yılda korkunç bir süreci yaşıyor. Türkiye’de açıklanan verilere göre 25 bin, dünyada ise 2 milyondan fazla insan koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirdi. Pandemi, ölümlere, ağır işgücü ve ekonomik kayıplara, eğitimde aksamalara, sosyal ilişkilerin neredeyse bitmesine neden oldu. Dünyada, kanser, doğal afetler, cinayetler, kazalar ve son bir yılda Covid-19 nedeniyle kaybettiğimiz insanlar varken, umut belki de fazla iyimser bir dilek; aynı zamanda insanı daha iyi bir gelecek hayaline ulaştıran önemli dirençtir. Her şeye rağmen yine umut, yine sevgi, insana yakışan iyilik ve dayanışmayla anlamlı bir yaşam yolculuğundan vazgeçmemeliyiz. Bu karanlık günlerden aydınlığa yine hep birlikte çıkacağız.

DÜNYA KANSER GÜNÜ                     

Yaşadığımız bu süreçte sağlıklı bir hayatı seçmek de bizim elimizde. Kanser hastalığıyla mücadele eden biri olarak sağlıklı yaşam için yapabileceğimiz şeyleri bir kez daha vurgulamak istiyorum. 4 Şubat Dünya Kanser Günü yaklaşıyor. Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre, günümüzde kanser hem dünya hem ülkemiz için ölüm nedenleri arasında kalp damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer alıyor. Dünya genelinde yaklaşık her altı ölümden biri, ülkemizde ise her beş ölümden biri kanser nedeniyle gerçekleşiyor.

Kanserden ölümlerin yaklaşık üçte biri; tütün kullanımı, yüksek beden kitle indeksi (fazla kilolu ya da şişman/obez olma), yetersiz meyve ve sebze tüketimi, yetersiz fiziksel aktivite ve alkol tüketimi gibi başlıca beş davranışsal risk faktöründen kaynaklanıyor. Oysa günümüzde kanser hastalıklarının yüzde 30 hatta yüzde 50’ sinin bu riskler ortadan kaldırıldığında önlenebilir olduğu belirtiliyor. Uzmanlar erken tanı konmuş ve uygun şekilde tedavi edilmişse, birçok kanser hastalığının iyileşme olasılığının da yüksek olduğunu ifade ediyor.

Dünya Kanser Günü ilk kez 2005 yılında, ülkemizin de yakın işbirliği içerisinde olduğu Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü (UICC) tarafından düzenlendi. Her yıl 4 Şubat Dünya Kanser Gününde, milyonlarca ölüme neden olan ve pek çoğu önlenebilir kanser hastalıklarına karşı toplumsal bilinci artırmak amacıyla tüm dünyada kampanyalar düzenleniyor.

Tütün kullanımı, kanser gelişimi yönünden en önemli risk faktörü olup kansere bağlı ölümlerin yaklaşık yüzde 22’sinden sorumlu. Akciğer kanserinin yanı sıra mesane, böbrek, pankreas, mide, serviks (rahim ağzı) kanserlerinden de sorumlu olduğu bilinen tütün kullanımı, hangi yaşta olursa olsun terk edildiğinde kişinin yaşam kalitesi ve yaşam süresinde önemli bir fark yaratıyor.

BAĞIMLILIKLARA MAHKÛM  DEĞİLİZ                 

Kanser teşhisiyle birlikte sigara bağımlılığından kurtulan biri olarak, sağlıklı nefesin, zihnin ve bedenin eşsiz bir hediye olduğunu anladım. Bize zarar veren hiçbir bağımlılığa mahkûm değiliz. Kanser geçmişte söylendiği gibi artık amansız bir hastalık ve kader değil. Günümüzde tedavi olanaklarının artmasıyla başarılı sonuçlar alınıyor. Kanser hastalıklarından korunmak için zararlı bağımlılıkları bırakarak sağlıklı bir yaşamı seçebiliriz. Umutlu yarınlar ve daha sağlıklı kuşaklar için bu bilinçte olmalıyız. Nasıl ki martılar yaşamak için bir kırıntıya, güvercinler ise umutlu bir çabayla barışa kanat çırpıyorsa; bizler de daha sevgi dolu, iyi bir dünya ve sağlıklı toplum için  birbirimize kulak verebilir,  birlikte daha fazlasını yapabiliriz.

Devamını Oku

Yolculuk notları

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Her koşulda yaşamı seçin…

İnsan kanser olduğunu öğrenince, hangi yaşta olursak olalım sıkça sarıldığımız çocuk şımarıklığından sıyrılıp bir anda büyüyor. Lenf kanseri teşhisi konulduğunda ilk hissettiğim buydu. Aylarca süren kemoterapiye iyi yanıt alıp, her şeyin geride kaldığına inanırken, hastalığın iki yıl sonra geri geldiğini görünce büyümenin pek de iyi bir şey olmadığını anladım. Hayatımın son üç yılına etki eden kanseri düşününce büyümek yerine artık çocuk sevinçlerine ve umutlarına daha fazla sarıldığımı söylemeliyim.

İlk yazıya kanser hastalığı gibi ağır bir konudan başlamak herkesi biraz buruklaştırıp uzaklaştırabilir farkındayım ama yaşamımı değiştiren yeni yolculuğum buradan geçince sizinle böyle tanışmayı, kendi gerçeğimin içinden ses vermeyi, yaşadıklarımıza bir nebze sizi de ortak etmeyi diledim. Bu köşede elbette hayata dair her şeyi paylaşacağız, konuşacağız ama muhtemeldir ki ilk yazılarım insanlığın, sizlerin şifalandırıcı ellerine bıraktığım mektuplar gibi olacak. 2017 yılının Ağustos ayında, 5-6 yıldır vücuduma yayılan Foliküler Lenfoma olduğum anlaşıldı. Teşhis konulduğunda mesleğimi 20 yıldır farklı kuruluşlarda yapan ve meslek örgütlerinde görev alan aktif bir gazeteciydim. Kanser gibi sinsi bir hastalık ortaya çıktığında, bedensel ve ruhsal açıdan başka bir hayat başlıyor. Benim için de öyle oldu ve  çok sevdiğim mesleğime de ara vermek zorunda kaldım. Bir çok hasta gibi ilk şoku atlatıp ardından kabullenmeyle aylarca süren ağır kemoterapi tedavisinde bu yeni hayatla yüzleştim. Kanser, geldiği anda hastalar ve aileleri için yaşamla ölüm arasındaki o ince ayrımı sarsıcı şekilde yüze çarpıyor. O andan itibaren hastalar ve aileleri, sağlıklı bir nefes için daha bazen aylar bazen de yıllarca süren zorlu bir mücadeleye adım atıyor. Ameliyatlar, kemoterapi ya da radyoterapi gerektiren farklı tedavi süreçlerinde hastalar ve yakınları en ağır sınavlardan geçiyor. Günler ve aylar boyu tek odağımız bedensel ve psikolojik zorluklarla sağlığımıza yeniden kavuşmak oluyor. Hastalar ve yakınları, hastalığın gerilemesi ve yok edilmesi için umuda dört elle sarılır.  Kanser, sadece hastalık değil, büyük bir sarsılma, bir yandan da o ana kadar belki de böylesine zorunlu kalmadığımız güçlenme, direnç ve yeni doğan bir bebek gibi yaşama tutunma çabası. İyileşme için zorunlu ağır ilaçlar onlarca yan etkiye neden olurken, ailelerin, dostların moral desteği hastalar için dayanılan güçlü bir omuz olur. En küçük bir umut, hastayı yaşama daha çok bağlar. Kanserle mücadele, umudun, sabrın, moralin, dayanışmanın iyileştirici etkisine en çok ihtiyaç duyduğumuz zamanlardır. Tedaviye yanıt alınan fiziksel iyileşmenin ardından, zihinsel ve psikolojik açıdan dönüşümlerle hastalar ve yakınları için hayatın kanserden önce ve sonra diye ikiye ayrıldığını söylemek ise abartı olmaz. Benim için de kanserle mücadele sağlıklı bir beden ve zihni korumak için bilinç sıçraması, yeni öğretiler kazandıran hayatımı sil baştan yenilediğim başlangıç oldu. Kanser hastalıkları dünya genelinde ne yazık ki nice hayatların yok olduğu yıkıcı acılara neden olurken, hayata tutunan insanlar ise sevdikleriyle yarınları hayal edebilme umuduna daha fazla sarılıyor. Yaşam için, gelecek için umuda ihtiyacımız var.

Geçen yıl tekrarlayan Lenfoma hastalığım ile yeniden başlayan yoğun kemoterapi ve hastalığa en etkili tedavi yöntemi olması amacıyla yapılan kemik iliği nakli (kök hücre nakli) sürecini henüz bir kaç ay önce tamamladım. Pandemi, kanser hastaları yüksek risk grubunda olduğu için daha fazla korunma gerektiren bir dönem. İyileşme ve Covid19 pandemi sürecinde ben de bir çeşit karantinadayım ve insanlık için yine umuda sarılıyorum.

İzmir basınının yeni soluğu olan ve ülkemizin basın özgürlüğü mücadelesinde iz bırakacağına inandığım Demokrat Gündem, yenilikçi ve çoğulcu yayıncılığıyla çağın hastalığı kabul edilen kanserle mücadelede umuda dair ses olma imkanı verdi. Bu duyarlılığı nedeniyle tüm bu süreçlerde yanımda olan sevgili dostum ve meslektaşım Halide Demir’e bir kez daha teşekkür ederim. Sağlıklı aldığım her nefes için her gün hayata teşekkür ettiğim iyileşme yolculuğumda, hastalar ve yakınlarına mücadelelerinde küçük bir umut bile verebilmek beni daha mutlu ediyor. Toplumun artan kanser hastalıklarına daha duyarlı olması, hastaların yaşadığı bedensel, ruhsal zorluklarla empati kurması ve sağlıklı yaşamın kaybedilmeden ne kadar değerli olduğunun anlaşılmasına da umarım biz de katkı sağlayabiliriz. Kanserle mücadele eden hastalar, yakınları, iyileşmemiz için gece gündüz büyük bir özveriyi ortaya koyan sağlık çalışanları ve bizlere omuz olan tüm dostlara adadığım bu yazılar, hayatın sağlıklı, sevgi dolu, insani, erdemli, doğayla iç içe, aydınlık, umutlu, yan yana bir anının bile aslında ne kadar değerli olduğunu sizlere hatırlatacak. İsimleri buraya sığdırmak mümkün değil ama doktorum, ülkemizin ve uluslararası camianın en önemli hematoloji/onkoloji uzmanlarından Prof. Dr. Yener Koç ve ekibine sağlığımızı yeniden kazanmamız bizleri hayatta tutmak için verdikleri emekler için sonsuz teşekkür ederim. Sağlık çalışanları iyi varsınız. Bu yazıyı yazdığım sırada gazeteci meslektaşımız Sevim Gözay’ın lenf kanseri nedeniyle hayatını kaybettiği haberi geldi. Değerli meslektaşımızın vefatı ailesi gibi bizleri de derinden sarstı. Çok acı bir kayıp. Hepimizin başı sağolsun. Kanser can almaya devam ediyor ancak bize düşen kendimizden, yaşamaktan vazgeçmemek ve yine, inatla birbirimize, umuda, o çocuk sevinçlerine, yaşama sarılmak. Lütfen sağlıklı kalın ve her koşulda yaşamı seçin.

Devamını Oku