Mavişehir’deki evimden çıktım; alışveriş için araba ile Kipa’ya gidiyorum. Bugün hava bahara döndü. Kuzeybatıdan nazlı nazlı esen yel olmasa günü gömlekle geçirmek mümkün görünüyor.
Dostlar, seyir halide iken aniden yolun solundaki okulun İhata duvarından önüme bir top fırladı, beni de sert bir frenle durdurdu. Yanımda oturan arkadaşım eczacı İnci Hanım “ çocuklara topunu geri atıyım” diye arabadan inerken ben de dörtlüleri yakmış onu bekliyorum. Duvardan sadece 8-9 yaşında gibi kafaları görünen çoçuklar İnci’ye, “Allah razı olsun teyze, Allah ne muradın varsa versin “diye bağırıyorlar.
Şaşkınlık ve korku içinde aklımdan 8 yaşında çocukların jargonuna da Allah girmiş diyorum. Biraz evvel Ali’nin (sınıf arkadaşım Ali Günerli) paylaştığı bir davetiyeyi okumuş, insana bu kadar da olmaz dedirten ( grupTan Yüksel Zeybek öyle yazmıştı) şaşkınlıktan öte çaresizlik denizine düşmüş, kahrolmuştum.
Paylaşımdaki davetiyede 9 Eylül Üniversitesi Rektörü Nüket Hoter, Malatya’nın konteynır köylerinden birinde yaptırdığı mescidin açılışını duyurup ilgilenenleri davet ediyordu.
Değerli okurlar geçici bir dersane, bir sağlık birimi, bir kütüphane değil üniversitenin yaptığı, bir mescid.
Değerli dostlar İzmir’de, 9 Eylül Üniversitesi gibi uygar, Atatürkçü bir üniversitenin bu yaptığı doğru mu? Orada her şey tamam da mescid mi eksikti. Pes birader, pes ki ne pes. Bu kadar da olur mu?
Değerli dostlar topu yola kaçan 8 yaşında çocukları henüz eğitmek mümkün, zamanları var; ama bu duyuruya ne demeli?
YORUMLAR