Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Müjdat Çalış
Müjdat Çalış

Çocuğun Elindeki Silah ve Yetişkinin İflası

Kocaman insanların öldürücü silahlar üretip kitle katliamları yaptığı bir dünyada, küçücük çocukların silaha sarılıp büyükleri taklit etmesini neden garipser insan? Bu garipseme bir çelişki değil; içimizde hâlâ çalışan o cılız ama dirençli etik refleksin kanıtıdır.

Mesele yalnızca bir “taklit” meselesi değildir. Çocuk, dünyayı olduğu gibi yansıtan pasif bir ayna değil; dünyanın nasıl olması gerektiğine dair elimizde kalan en çıplak beklentidir. Yetişkinlerin kurduğu düzen şiddeti normalleştirmiş, onu ideolojiler ve yasalarla paketlemiş olabilir. Çocuk söz konusu olduğunda içimizde başka bir ölçü—kadim bir terazi—devreye girer.

Sterilize Edilmiş Şiddet ve Çıplak Gerçeklik

Yetişkinlerin dünyasında şiddet, “savunma sanayii”, “stratejik denge” ve “jeopolitik gereklilik” gibi steril kavramların arkasına saklanır. Kravatlıdır, düzenlidir, hesaplıdır. Bürokratikleştikçe görünmezleşir.

Bir çocuk eline silah aldığında bu görünmezlik dağılır. Yetişkinin kavramlarla örttüğü “öldürme eylemi” bütün makyajını kaybeder. Çocuk silahı nefretle değil, çoğu zaman dünyayı anlamlandırmaya çalışan bir oyun ciddiyetiyle tutar. Sarsıcı olan da budur: Yetişkinin ideolojik kılıflarla estetize ettiği vahşet, çocuğun elinde ham ve çıplak bir dehşete dönüşür.

Kolektif Suç ve Umudun İpoteği

Karl Jaspers’ın sözünü ettiği “metafizik suç” görünür hale gelir. Çocuk, henüz düzenin suçlarına ortak olmamış varlıktır. Onun silaha sarılması, yalnızca bireysel bir davranış değil; kolektif bir geleceğin şimdiden kaybedildiğinin işaretidir.

Çocukluğu şiddetten arınmış bir yeryüzü ihtimali olarak düşünmek isteriz. Bir çocuğun elinde silah görmek, yalnızca bir anlık sarsıntı değil; geleceğin yetişkinler tarafından ipotek altına alınışının sembolüdür.

Kendi Yansımasından İrkilmek

Hannah Arendt’in “kötülüğün sıradanlığı” kavramı burada yeni bir eşik kazanır. Yetişkinin sıradanlaştırdığı kötülük, çocuk tarafından yeniden üretildiğinde bir anda dayanılmaz bir görünürlük kazanır.

İnsan kendi kurduğu dünyanın mantığını kabul edebilir. O mantığın sonuçlarını bir çocuğun yüzünde görmek ise katlanılması zor bir hakikat üretir. Garipseme buradan doğar: Çocuğun eylemine değil, o eylemde kristalleşen kendi vahşetimize irkiliriz.

Sonuç: Aynayı Kırmak mı, Üzerimizi Düzeltmek mi?

Belki de bu çağın en büyük trajedisi, çocukların silaha sarılması değildir. Asıl trajedi, yetişkinlerin kendi elleriyle kurdukları bu düzenin bir çocukta vücut bulmasına hâlâ şaşırabiliyor olmasıdır.

O irkilme anı bir eştir: Ya aynayı kırıp yeni bir dünya kurma cesaretine dönüşür ya da kısa süreli bir vicdan sızısına indirgenir. Çoğu zaman yaptığımız gibi üzerimizi düzeltip yolumuza devam edersek, o ayna kırılmaz—yalnızca daha da berraklaşır.

Ve bir gün, o aynada yalnızca çocukları değil, bütünüyle kendimizi görürüz.

Çocuğun Elindeki Silah ve Yetişkinin İflası
Müjdat Çalış

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

TÜMÜ