Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Müjdat Çalış
Müjdat Çalış

Umut Bir Konumdur

Küskünlük, insanın içine kapanan bir yankıdır.
Umut ise çoğul bir sestir.

İnsan, emeğinin görünmediğini düşündüğünde kırılır. “Ne değişti ki?” sorusu, hayal kırıklığının en kısa formülüdür. Çaba vardır; fakat sonuç, sanki başkasının hanesine yazılmış gibidir. İşte tam bu noktada iki yol ayrılır: Ya insan küser ya da konumunu değiştirir. Küskünlük emeği değersizleştirir; konum değiştirmek ise emeği tarihe bağlar.

Sınıf bilinci tam da bu bağdır. Kişisel başarı ya da başarısızlık anlatısının ötesine geçer. “Ben başaramadım” cümlesini dağıtır; yerine “Biz inşa ediyoruz” cümlesini koyar. Bu romantik bir çoğulluk değil, maddi bir gerçektir. Hiçbir büyük iş tek başına yapılmaz. Her yükseliş, görünmeyen omuzların toplamıdır.

Hayal kırıklığı çoğu zaman hız beklentisinden doğar. Hemen sonuç görmek isteriz. Oysa inşa yavaştır; emek sabır ister. Süreç gösterişli değildir, gürültü çıkarmaz. Kalıcı olan da budur. Sabırsızlık umudu tüketir; dayanıklılık ise onu büyütür.

Bugünün dünyasında karamsarlık, entelektüel bir zarafet gibi sunuluyor; sanki umut safdillikmiş gibi. Oysa gerçekçilik, yıkımı teşhis etmek kadar yapma iradesini de taşımaktır. Yalnızca eleştirmek yarım bir bilinçtir; eleştiriyi eyleme bağlamak ise kurucu bir bilinçtir.

Küskünlük pasif bir protestodur.
Umut ise aktif bir üretimdir.

Üreten insan yalnız değildir. Üretim, bireysel bir gösteri değil; kolektif bir süreçtir. Bir tuğla tek başına anlamlı değildir; ama yan yana geldiğinde duvar olur. Bu basit gerçek, insanın kendi katkısını küçümseme eğilimini kırar. Küçük görünen emekler birikerek yön değiştirir.

Sınıf bilinci, insanın emeğini tarihsel bir yere yerleştirmesidir. “Benim yaptığım ne işe yarar?” sorusuna verilen en somut cevaptır. Çünkü tarih, tekil kahramanlıkların değil; örgütlü çabaların toplamıdır. Bu bilinç, hayal kırıklığını kişisel bir trajedi olmaktan çıkarır; onu kolektif bir öğrenmeye dönüştürür.

Elbette yıkımlar olacak: yanlış hesaplar, eksik kalmış girişimler, yarım kalmış hayaller… Ama yapıcı olan için yıkım son değildir. Çünkü yapma iradesi sürdükçe başlangıç imkânı da sürer.

Asıl mesele şudur: Küsmek mi, kurmak mı?

Küsmek kolaydır; insanı ahlaken rahatlatır. “Ben söylemiştim” demek tatmin edicidir. Ama kurmak zordur. Zaman ister, emek ister, başkalarıyla birlikte olmayı gerektirir. Egoyu törpüler, sabrı öğretir.

Umut bir duygu değildir; bir konumdur.
Ve o konum, yapıcı olmaktır.

Yapıcı kalan insan, hayal kırıklığını inkâr etmez; onu ham maddeye dönüştürür. Çünkü bilir: Gelecek, küslerin değil; kuranların elinde yükselecek.

Umut Bir Konumdur
Müjdat Çalış

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

TÜMÜ