Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Ömer Faruk ELBEK
Ömer Faruk ELBEK

‘Ömer Faruk’ olmak

Dedemin adı Ömer Faruk’muş. Babam da, geleneğin bilindik ağır etkisiyle, isim dediğin nesilden nesile akar diyerek benim de ismimi Ömer Faruk yapmış. Bir yanda babasına olan sevgisi, diğer yanda erkek egemen feodal kültürün görünmez eli, daha kundakta bebeğin üstüne yükünü bırakmış. Hani, doğduğun anda soyadından önce kimliğine döşenen bir kader şeridi gibi…

Psikiyatr Yankı Yazgan, ismini hatırlayamadığım bir kitabında ya da yazısında çocuklara verilen isimlerin hayatlarını nasıl biçimlendirdiğini anlatır. Benim hikâyem de biraz öyle. Fakat psikanaliz kadar mahalle sosyolojisi de var işin içinde.

İslami hassasiyeti yüksek muhafazakâr insanlar ismimi ilk duyduğunda ağızlarından, göğüsten gelen bir ma-a-şallah dökülürdü. Belli ki ismim, henüz ben hiçbir şey yapmadan, karakterimle ilgili bir kredi açıyordu. Sonraları anladım ki “Ömer Faruk” duyunca maşallah çeken dünyaya mesafeli duran başka bir aidiyet, Ömer ismiyle farklı duygular taşıyormuş. Çocuklukta fark etmediğim bir mesafe varmış meğer. 

Büyüyünce bazı arkadaşlarım Ömer isminin onlarda bambaşka duygular uyandırdığını doğrudan söylediler de ben o sırada konunun siyasal ve tarihsel derinliğine muttali değildim. Yani bu mesele üzerine okumalarım yoktu daha…

İsmini duyunca hafif irrite oldum diyenlerden, “Zaten adı üstünde, adamın ismi Ömer” diyerek beni bir kalıba dökenlere kadar uzanan o geniş çizgide, iki tarafın da beni ismimin içine hapsetme gayretini izleyerek büyüdüm. Düşünün, ben daha kendimi anlatmaya başlamadan, ismim çoktan siyasal ve tarihsel bir tartışmanın içine girmişti. 

Ömer ve Faruk, yan yana geldiklerinde, sanki açıklama gerektiren bir paket. Bazılarının zihninde saygı, bazılarında rahatsızlık, bazılarında tarihsel travma, bazılarında tartışma. Oysa sadece bir çocuk, misket oynayan, düşüp dizini kanatan, çikolata için pazarlık eden sıradan bir çocuk. Ama isim, kapıları çalıp içeri girmeye hazır ve nazır, bekliyor adeta…

Zamanla şunu fark ettim ki bu da ismimdeki faruk sıfatından kaynaklanıyor sanırım. Adım bir kimlik kartı değil, daha çok bir ön yargı tetikleyicisi. İsmim farklı kesimleri ajite etmeye yarayan bir tepkimenin katalizörü adeta.

Birisi, memnun oldum Ömer Faruk dediğinde aslında şunu demek istiyor olabilir mesela, seni tanımadan önce seninle ilgili birkaç tahmin yaptım!  Bu da insana tuhaf bir sorumluluk yüklüyor. Sanki hayat boyu aynı cümleyi tekrar etmek zorundasın. Ben sandığınız kişi değilim, izin verin önce kendimi anlatayım.

Bir yandan da işin komik bir tarafı da yok değil… Toplumdaki bütün çatışmaları çözemem elbet, ama ismimle hepsine az çok malzeme olurum. Kimseyi memnun edemeyen, herkeste başka bir şey çağrıştıran bir ismin sahibisin sonuçta. Ortada duran ya da duramayan ama hiçbir yere tam oturmayan bir sandalye gibi.

Bugün dönüp bakınca, ismimle tuhaf bir barış yaptığımı görüyorum. Evet, içinde tarih var, içinde güç ilişkileri, kültürel hafıza ve feodal izler var. Ama aynı zamanda çocukluğum, düşlerim, kırgınlıklarım ve kahkahalarım da o ismin harflerine tutunmuş bekliyor. İşin en saçma tarafı ise şu, bunca gürültülü tartışmanın tam ortasında, kimliğin en sade ve savunmasız gerçeği duruyor. Ben, ismime rağmen değil, ismimle birlikte sadece insan kalmaya çalışıyorum.

Çünkü aslında mesele ne Ömer ne de Faruk… Mesele, asırlar önce yaşanıp bitmiş, tozlu raflara kalkmış siyasal hırsları bugün birçok insanın ismi üzerinden hortlatmaya çalışmak. 1400 yıl önceki bir kavgayı, bugün bir çocuğun kimlik kartında sürdürmeyi rasyonalize etmek, kelimenin tam anlamıyla bir akıl tutulması. İnsanları birer etiket gibi paketleyip, ismine göre peşinen yüceltmek veya mahkûm etmek, bu sığ ve zorba zihniyet, modern dünyanın neresinden bakarsanız bakın aslında tek bir şeyi temsil ediyor. Bireyi yok sayan gizli bir faşizmi!

Bunca etiketin, bu arkaik kavgaların ve isimlerin üzerine boca edilen anlamların arasında, özgür iradeye ve insan onuruna yapılan bu saldırıyı fark etmek bile bir özgürleşme. Geri kalan her şey, toplumun bir çift kelime üzerine kurduğu o yorgun ve zoraki metrajlı film…

Kısa Açıklama:

Metindeki isim gerilimi, erken dönem İslam tarihindeki siyasi ve ahlaki tartışmaların bugün hâlâ bazı isimlere yüklediği sembolik anlamlarla ilgilidir. Aynı figür, farklı yorum geleneklerinde kimi zaman adalet fikrinin simgesi, kimi zaman da tarihsel kırılmaların hatırlatıcısı olarak anlatılır. Bu nedenle bazı isimler, daha sahibi konuşmadan, toplumsal hafızada bir tartışmanın içine çekilebilir.

Ömer Faruk ELBEK – Y. Maden Mühendisi / İş Güvenliği Uzmanı

Ömer Faruk ELBEK

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

TÜMÜ