Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Müjdat Çalış
Müjdat Çalış

Sevilmeyi Sevenler Günü

Bazı günler takvimde değil, vitrinlerde yaşar. 14 Şubat onlardan biridir. Aşkın değil; onaylanmanın yıldönümüdür. Sevmekten çok sevilmenin, hissetmekten çok gösterilmenin bayramı: Sevilmeyi Sevenler Günü.

Eskiden aşk, iki insan arasında yaşanan ve kimseye hesap vermeyen bir duyguydu. Şimdi ise kamusal bir performans. Kalp emojileriyle ölçülen, restoran rezervasyonlarıyla teyit edilen, çiçek faturalarıyla belgelenen bir his. Aşkın varlığı değil, kanıtı önemlidir.

Kanıt yoksa duygu da yok sayılır. Çünkü çağımızda görünmeyen, yaşanmamış kabul edilir.

Sevilmeyi seven insan, aslında sevdiğini değil, sevildiğini teyit etmek ister. Çiçeğin kendisi değil, fotoğrafı kıymetlidir. Yemeğin tadı değil, paylaşımı. Hediyenin anlamı değil, markası. Böylece aşk, iki kalp arasındaki bir sır olmaktan çıkar; iki profil arasındaki etkileşime dönüşür.

Aşkın dili eskiden mektuptu; şimdi algoritma. Bir zamanlar beklemek vardı; şimdi bildirim. Kalp çarpıntısı yerini “görüldü” bilgisine bıraktı. İnsan sevdiğini düşünürken değil, paylaştığını kontrol ederken heyecanlanıyor. Çünkü asıl soru şudur: “Beni seviyor musun?” değil; “Beni herkesin önünde seviyor musun?”

Sevilmeyi Sevenler Günü, modern narsisizmin en romantik kılıfıdır. Hediyeler çoğaldıkça güvensizlik azalmaz; yalnızca estetikleşir. İlişkiler kırılganlaştıkça jestler büyür. Büyük jestler, küçük sadakatlerin üzerini örter. Sevginin yerini teminat, teminatın yerini kampanya alır. Aşk bile indirimli satılır; üstelik “son gün” ibaresiyle.

Bu günde ışıklar, yalnız olanlar üzülmesin diye değil; çiftler görünür olsun diye yanar. Çünkü yalnızlık artık bir durum değil, bir kusur gibi pazarlanır. Oysa belki de yalnızlık, insanın kendisiyle kurduğu en dürüst ilişkidir. Gösterilmez; dolayısıyla kimseyi ikna etmek zorunda değildir.

İroni ağırdır: Sevilmeyi en çok sevenler, sevmeyi en az öğrenenlerdir. Çünkü sevmek risk ister; sevilmek garanti arar. Sevmek vermektir; sevilmek almaya alışmaktır. Sevmek bir fiildir; sevilmek bir sonuç. Biz, sonuçlara tapan bir çağın çocuklarıyız.

Belki de 14 Şubat’ta en radikal eylem, kimseye bir şey kanıtlamamaktır. Çiçeği değil duyguyu büyütmek; fotoğrafı değil sessizliği paylaşmak. Sevmenin gösteriye dönüşmediği, sevilmenin ölçülmediği bir alan açmak.

Ama bu pek mümkün görünmüyor. Çünkü Sevilmeyi Sevenler Günü’nde en çok satılan şey çikolata değil; tasdiktir. Ve tasdik, modern insanın en pahalı ihtiyacıdır.

YAZARIN SON YAZISI: İyi kapının kulu

Sevilmeyi Sevenler Günü
Müjdat Çalış

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

TÜMÜ