Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Yaşar Eyice

SOKAKTAKİLERİ DİKKATE ALMALIYIZ!

Düşünebiliyor musunuz?

İzmir’de değil, ülkemizde, yani Türkiye’de her dört emekliden biri ‘seyyar satıcı’, biri de ‘esnaf olayım!’ diyor ve batıyor…

Hiçbir iş karşıdan göründüğü kadar kolay değildir…

Ama emekli ne yapsın?

Birikimi varsa ‘esnaf’ oluyor bir noktada piyasanın dengesini bozarken, kendi de halkın ifadesiyle sıfırı tüketiyor.

Sokaklarda 6 milyonu aşkın ‘seyyar satıcı’ var…

Pandemi nedeniyle yerleşik esnafın bir kısmı da seyyarlığa geçiş yaptı.

Yakın zamanda babasına yardım için ‘balık satan’ çocuğun ağlayışını, yakarışını anımsıyorum…

Adam bilmem kaç yıllık dükkânının kapısını ‘balık tezgâhını’ kurmuş, ev halkının aç kalmaması için…

Bunda da işi yüzüne buluşturmuş, yakalanmış…

Kime üzülelim?

Evladın haline mi, babanın haline mi?

Yoksa zabıtanın haline mi?

Tek tek konuşun, Nasreddin Hoca’nın hikâyesindeki gibi hepsi haklı…

Ama önümüze hep madalyonun diğer yüzü çıkıyor!

Bir ara Kemeraltı seyyardan geçilmiyordu…

Bir araştırma yapıldı ve ‘merdivenaltı’ denilen üreticilerin sanayicilerin bir kısmı olduğu gibi, bazılarının belli bir gelir karşılığı bunlara göz yumduğu ve hatta kapı önlerini kiraya verdiği bile ortaya çıkmıştı..

Bakalım bu yazdıklarımı hatırlayan çıkacak mı?

İzmir’de seyyar satıcılık da ‘mafya’ dediğimiz veya isimlendirdiğimiz kişilerin hükmü altında idi…

Köklü İzmirli olsanız bile bunu becermeyi bir yana bırakalım, zabıtadan önce sizi kara bıyıklı, kötü Türkçesi adamlar buluyor, ‘yasak!’ diyorlardı…

Ama yasağı delmenin yolunu da, gecekondu ağaları gibi nasıl olacağını belirtiyorlardı.

Belediye Başkanı Yüksel Çakmur, ‘Bana oy vermesinler’ diyerek bunları hayatını ortaya koyarak, büyük bir mücadele ile kaldırmıştı.

Hiç unutmuyorum;

‘Yaşlı bir kadın seyyardan domates mi alıyordu, yoksa şeftali mi?’

Kese kâğıdına koymak için aldığında, esmer satıcı eline öyle bir vurdu ki herhalde 100 metreden sesi duyulmuştur…

Bu arada ‘seçmek yok!’ diyordu…

Nedenini hatırlayanlar olacaktır?

Seyyar satıcı nerede çürümüş ya da halkın ifadesiyle hayvanların bile yemeyeceği dip ürünleri araya sıkıştırmayı çok iyi beceriyorlardı.

Tabii bunların hepsi geride kaldı.

Ve şimdi bu seyyarların yerini emekli memur ve işçiler aldı…

Şimdi size bazı rakamlar vereyim:

Sokaklardaki 6 milyon seyyar esnafı, yıllık 374 milyar liralık bir ticaret hacmine sahip.

Söyledikleri şu:

‘Kayıt altına alınırsak devletimizin de vergi gelirleri artar; biz de güvenceli bir işe kavuşuruz. Merkezi ve yerel yönetimleri bu konuda harekete geçmeye çağırıyoruz!’

Türkiye genelindeki tüm şirketlerin yüzde 91,3’ünün mikro işletmelerden oluştuğunu belirtirsek, kendi nam ve hesabına çalışan seyyar esnaf sayısının ise 6 milyon gibi büyük bir rakam olduğunu da görürüz.

Ve bunların da yıllık 374 milyar liralık bir katma değer sağladıklarını da unutmamamız lazım.

Özetle:

Mikro işletmelerdeki istihdamın 3’te 1’ini seyyar satıcılar oluşturuyor. Buna karşın kayıt altına alınmıyor, dolayısıyla bunlar kredilerden de faydalanamıyor.

Onların da isteği şu:

‘Biran önce kayıtlı hale gelip belediyelerimize ve devletimize vergi vermek!’

Böylece aleyhlerindeki önemli bir yük de ortadan kalkmış olacak…

Önemli bir kayıtdışı ortadan kalkacak…

Bunları aklıma getiren de, insanlarımızın aç kalmamak için seyyar satıcılığına başlamaları…

Sokak ekonomisinde; seyyar satıcıların yanında, sanatçılar da var, başka sanat erbabları da…

Artık Ankara’nın bu konuda da 2021’de doğru ve önemli kararlar vermesi gerekiyor…

Çocukluğumuz sokaklarda, sokak satıcıları ile geçiyordu…

2,5 kuruşu salatalık turşusu ile suyunu bir bardak içinde içtiğimizi anımsıyorum.

At arabalı bahçıvanları hatırlayanlar da olacaktır.

Zeki Müren’in ‘Bahçevan’ filmi hala hafızalarımızda, şarkısıyla birlikte…

Yaşar Eyice

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

TÜMÜ