On parmağında 10 marifet!
Herhalde bu sözü Meslektaşım Aydan Tuncayengin için söylemişler.
Koltuklarının altına bir değil birçok karpuzu sığdıran da o…Gazeteci, yazar, araştırmacı, eğitmen, danışman, risk yöneticisi, Pedagog, gezgin, gurme, kooperatifçi, yönetim danışmanı…
Bunlar ilk aklıma gelenler…
Güçlü mizahi duygusu olan sorgulayıcı bir insan da diyebiliriz Aydan Tuncayengin için…
Hep şunu söyler;
‘Atatürk, bilim ve akıl rehberim!…’
Ağzından düşmeyen de şu görüştür:
‘Değişimin külfetine katlanmayan, gelişimin nimetlerinden faydalanamaz!’
Şimdi bunları neden yazdım?
Çünkü; Aydan Tuncayengin’in yaş günü idi…
Genelde bir şekilde bildiğim ve öğrendiğim yaş günlerini boş geçmem…
Öyle ki o kişinin öz'elliklerine göre bir iki satır karalamaya çalışırım…
Sevgili Aydan Tuncayengin’e de bir kutlama yazısı gönderdim!
Ama şöyle bir cevap aldım:
‘Doğum günümde kazazedeyim!’
Şaşırdım…
Ne diyeceğimi bilemedim, ama ‘Başına gelenleri öğrendim!
“Fuar İzmir’de ‘tuzak’ gibi bir kaza!”
Hepimizin başına gelebileceği için anlatmak, paylaşmak istedim…
Herhalde benim gibi ya da Aydan Hanım gibi sizler de sorgulayacaksınız, ‘Bu işin sorumlusu kim?’ diye…
İşçi mi, başındaki ustası mı?
Ya da daha üsttekiler, yani yöneticiler mi?
İnsan hayatı bu kadar önemsiz mi?
Falan filan…
Soruların sonu yok!
*- İYİ Kİ GÜVENMİŞ!
Gözbebeğimiz Fuar İzmir’de düzenlenen FIRST Robotics Competition (FRC) uluslararası robot yarışlarını izlemeye gider Aydan Tuncayengin…
Geleceğin bilim insanları İzmir’de yarışıyordu.
Liseli öğrencilerin tasarladığı robotların olduğu etkinliğe yoğun ilgi vardı. Sezonun ilk etkinliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenmişti.
Etkinliğe, Türkiye, Polonya ve Kazakistan’dan 35 takım katılmıştı. Heyecan yüksekti.
Yarışmada pota benzeri bir hazne vardı. Terminalden topları alan robotlar şut atıyordu.
Yarışmacı gençlerin hedefi birincilik olsa da dereceye girip ABD’deki yarışmalara katılmaya hak kazanıp, orada ülkemizi temsil etmekti.
“Ben de onlar kadar heyecanlıydım çünkü geleceğin ‘Bilim İnsanlarını’ izliyordum!” diyor Aydan Hanım…
Gelmişken, bir de İzmir Mobilya Fuarı MODEKO’nun 2 kattaki B holünü gezmek ister.
Hali kaplı zeminde güvenli bir şekilde yürürken sağ ayağı bir boşluğa girer, bileği burkulur ve dengesi bozulup yüzüstü, zemine sert bir şekilde düşer.
Yerde acı içinde kıvranırken ambulans çağrılır ve gelir.
Bu arada davetliler arasından tıp öğrencisi bir genç, öğrendiklerini tatbik etmeye, yani kırık çıkık, ya da iç kanama var mı bunu öğrenmek için muayene etmeye çalışır.
Kolu tutmayan ve yerinden kalkamayan Aydan Tuncayengin’e, ambulansla gelen Acil Tıp Teknisyeni soğutucu sprey sıkarak ağrılarını geçici hafifletmek ister.
Konu da belirttiğim gibi anlaşılmıştır:
Halının altındaki zemin oynak ve çukurdur.
Yani onarım yapılmadan, şap dökülmeden, zemine halı döşenmiş, geçilmiştir.
Adeta bir tuzak kurulmuştur!
Tekerlekli sandalye ile önce ambulansa oradan da hastaneye götürülür.
Gaziemir Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesinin acil servisinde doktor, ‘Burası pandemi hastanesi neden hastayı buraya getirdiniz, hastaya PCR testi yapılmak zorunda ve sonuç çıkana kadar 8 saat burada kalması gerekiyor” demez mi?
Bu sözler ikinci bir şok olur..
Acil servisinin tüm yatakları da dolu olduğu için sandalyede bekler, röntgen ve temografi sonuçlarının çıkması için…
Kısa zamanda 4 saatte sonuç belli olur, burkulma ve çarpma kaynaklı hasar gören bağ yapıları nedeniyle ayağının üzerine basmaması gerektiği belirtilir.
Kaza kaynaklı son durumu izah edeyim;
Ayak bileğimde burkulma kaynaklı hasar gören bağ yapıları, diz kapaklarımın çarpması sonucu oluşan ağrı ve şişlikler, sol el bileğimin dokularında oluşan kanama, şişlik, yanma ve yüksek şiddette ağrı…
Sol kolum ve omzumda şiddetli ağrı, hareket edememe, güç kaybı, göğüs bölgemde çarpma kaynaklı ağrı, morarma, bedensel olarak hareket edememe, yatılı bakım ve iş kaybı…
Umarım kimsenin başına gelmesin…
‘Zor dostum zor!’ dedim, bir de ‘geçmiş olsun’ dileklerimi iletebildim…
YORUMLAR