DOLAR 32,4376 0.02%
EURO 34,5171 -0.03%
ALTIN 2.486,420,14
BITCOIN 2054273-2,49%
İzmir
26°

KAPALI

üst menü altı

BAŞKAN TUNÇ SOYER'E ZİYARETİMİZ VE SOHBETİMİZDEN BAŞLIKLAR

Demokrat Gündem Gazetesi’nin (www.demokratgundem.com) İzmir merkezli olarak yazılı ve dijital haber portalı olarak yayın hayatına başlamasının 2. Yılına günler kala sistemi oturtup ekibimizi de artık kurmanın verdiği mutlu ruh haliyle çalışmalarını yakından takip ettiğimiz İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tunç Soyer’i makamında ziyaret ettik. Gazetemiz, İzmir basın sektöründe yazılı, görsel ve dijital tüm platformlarda verdiğimi düşündüğüm 22 yıllık emek yoğun hizmetin ardından tarafımdan kuruldu. Martin Luther King’in ünlü ‘Benim bir hayalim var’ (I have a dream) şeklindeki cümlesi sanırım benim için de geçerli. Medya sektöründe de kadınların karar verici mekanizmalardaki sayısının azlığı hepimizin maalesef malumu.

ABONE OL
23 Mayıs 2023 00:52
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Demokrat Gündem Gazetesi’nin (www.demokratgundem.com) İzmir merkezli olarak yazılı ve dijital haber portalı olarak yayın hayatına başlamasının 2. Yılına günler kala sistemi oturtup ekibimizi de artık kurmanın verdiği mutlu ruh haliyle çalışmalarını yakından takip ettiğimiz İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tunç Soyer’i makamında ziyaret ettik.

Gazetemiz, İzmir basın sektöründe yazılı, görsel ve dijital tüm platformlarda verdiğimi düşündüğüm 22 yıllık emek yoğun hizmetin ardından tarafımdan kuruldu. Martin Luther King’in ünlü ‘Benim bir hayalim var’ (I have a dream) şeklindeki cümlesi sanırım benim için de geçerli. Medya sektöründe de kadınların karar verici mekanizmalardaki sayısının azlığı hepimizin maalesef malumu.

Kadın gazetecilerin sektörde emek yoğun çalışmasına karşın karşılaştıkları fiziksel olmasa da psikolojik ve ekonomik mobbingleri bizzat ve yoğun yaşamış bir kadın gazeteci olarak, benim hayalim ise liyakat ve yeterliliğime artık kanaat etmişken ve meslek büyüklerimce de sıkça  kendi yolumda ilerleyerek kadın gazetecilerin ağırlıklı olarak çalıştığı bir gazeteyi kurmak, hayata geçirmekti.

Gazetecilik bir ekip işi ve de günümüz koşullarında oldukça pahalı. Arkasına herhangi bir kişi ya da kurumun sponsorluğu ya da desteğini almadan kendi öz kaynaklarıyla yola çıkmanın zorlukları ise ortada. Bu deliliği, riski göze almak ise gerçekten de biraz delilik çokça cesaret gerektiriyordu. Yola çıkmadan önce Büyükşehir Belediye Başkanımızla kısa bir sohbette kendisine hazırlığımdan bahsetmiş ve manevi desteğini sunmasından kıvanç duymuştum.

İşte ikinci yıla girerken sistemi oturtup ekibimizi kurduktan sonra kendisini ziyaret etmek de şart oldu. Aradım telefonla.. ‘Başkanım sizi ekibimizle (yazarlarımızdan gelebilecek durumda olanlarla birlikte) ziyaret etmek isteriz’ dediğimde de ‘mütevazi ve içten’ duruşunu koruduğunu görmek beni ziyadesiyle mutlu etti.

Gazeteciliğin meşakkatli yolculuğunun ardından başlayan bir diğer zorlu yolda tüm haber kaynaklarımıza eşit, mesafeli, saygılı duruşumuzdan ödün vermeden Demokrat Gündem Gazetesi’ni basın yayın dünyasına kazandırdık. Sayın Tunç Soyer’i ve çalışmalarını da yakından takip ettik, gönderilen bültenleri de değerlendirdik, yeri geldi sorumuzu da sorduk, her önemli çalışmasında da bizzat bulunduk.

Haber merkezindeki editörümüz Barış Korba, Aykut Polatlı, muhabirimiz Melisa Gönen, stajyer muhabirimiz Zeynep Darılmaz; yazarlarımızdan Özgün Utku, Prof. İrfan Palalı ve Avukat Murat Fatih Ülkü ile birlikte odasına kabul edildik ve samimi bir sohbetle karşılandık. Yaşar Eyice, Yaşar Aksoy ve diğer yazarlarımız kent dışında olduğu için gelemediler diye de ekleyelim. Onların da selamını ilettik.

9 Eylül kutlamalarının ardından kendisine yönelik iktidar kanadından gelen sert eleştirileri ‘sırtlayan’ ve duruşundan taviz vermediğini gördüğümüz Sayın Tunç Soyer, Brüksel dönüşünde bizlerle önce izlenimlerini paylaştı.

""

Kısa bir üre önce Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından her yıl verilen Avrupa Ödülü’nü de alan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tunç Soyer, İzmir’in AB’de en üst düzeyde kabul görmesinden duyduğu memnuniyeti paylaştı.

9 Eylül İzmir’in kuruluş ve kurtuluş kutlamalarında 2 milyonu aşkın İzmirlinin de katılarak büyük destek verdiği Tarkan konserinde yaptığı konuşma sırasında adeta topa tutulan, Osmanlı’yı hedef aldığı eleştirilerine maruz kalan Sayın Soyer, duruşundan geri adım atmadı ve her platformda aslında ne anlatmaya çalıştığını paylaştı.

SOYER 9 EYLÜL KUTLAMALARININ YANSIMASINI ORDU VE BRÜKSEL İZLENİMLERİYLE BİRLİKTE PAYLAŞTI

Ordu’da büyükşehir belediye başkanlarıyla yapılan toplantı sonrasında dolaştığı kent sokaklarında karşılaştığı izlenimlerini bizlerle paylaşan Başkan Soyer,

“Brüksel’den dün akşam döndüm. İki hafta önce de Ordu’daydık.  Büyükşehir Belediye Başkanları olarak belli aralıklarla buluşuyoruz. Toplantımız bittikten sonra da çıkıp sokakları gezdik. Esnaf ziyareti yaptık. Girdiğimiz caddelerde inanılmaz bir ilgiyle karşılandık. 9 Eylül için teşekkür edenler, arkanızdayız diyenler… Çok etkilendik.

“BU HİKAYE DÜNYANIN HER YERİNDE İZLENMİŞ, HERKESTE BENZER ETKİYİ YARATMIŞ”

Brüksel’de tanıtım ofisini kurmuştuk. O zamandan beri her yıl gelişmeleri öğrenmek için mutlaka giderim. 10 yılın meyvesini son bir buçuk günde topladık diyebilirim. Hakikaten şunu gördüm; bu hikaye sadece Türkiye’de değil dünyanın her yerinde izlenmiş. Herkeste benzer bir etki yaratmış. Ben bu etkiyi iki şeye bağlıyorum, birincisi gerçekten kalabalıklardan korkuyorlar. Bunun için de konserler, festivaller yasaklanıyor. İkincisi de uzun zamandan beridir tarihi yeniden yazmak istiyorlar. Bu yeni tarihte bize öğretilen değerler yok, bugün ışığına çıktı. 2 milyon insanın bir araya geldiği konserde önemli bir kırılma yaşandı.  Bu enerjiye çok ihtiyaç vardı. Rasyonalite kayboldu, kızgınlıkla hareket ediliyor” dedi.

“HERKESİN MAZERETİ OLABİLİR AMA İZMİR’İN HİÇBİR MAZERETİ YOK”

İzmir’in misyon ve vizyonuna, Türkiye halklarına duyduğu güveni sözlerinden ve davranışlarından net bir biçimde okuyabildiğimiz Sayın Soyer, sohbetimizde de bunları tekrar aynı inanç ve kararlılıkla dile getirdi:

“Bu memleketin dinamizmine kadim kültürüne insanının basiretine, sağduyusuna inanmak lazım. Başka bir alternatif çözüm gelmeyecek. Biz kendi kendimize bu çözümleri üreteceğiz. En çok da İzmir’in üretmesi gerekiyor. Çünkü herkesin bir mazereti olabilir. Ama İzmir’in hiçbir mazereti yok. İzmir başarmak mecburiyetinde, en iyisini ortaya koymak mecburiyetinde. Biz bu sorumlulukla çalışıyoruz.

“2 MİLYON İNSAN 9 EYLÜL’DE BİRARAYA GELDİ, BU ASLINDA BİR ÇIĞLIKTI”

40 yılı aşkın bir süredir Türkiye’de aydınlar direnir, haklar gasp edilir, yoksulluk artar bütün bunlar 40 senenin hikayesidir. Son 20 senede iyice arttı. 2006-2007’de kişi başına düşen gelirde bir artış yaşandı. Şimdi bunun da gerisine düştük. Yoksulluk derinleşti, baskılar arttı, özgürlükler sınırlandı. Bunların hepsi doğru ancak 9 Eylül’de 2 milyon kişi bir araya geldi. Bu aslında bir çığlıktı. Toplumlar aynı doğadaki gibi enerji biriktirir. Biz doğada biriken enerjiyi görmeyiz ama bir deprem olarak ortaya çıkar. Toprağın altında birikmiştir o enerji, bir depremle ortaya çıkar. Toplumlarda bunun ortaya çıktığını görüyoruz, örnekleri var.

“TOPLUMLARDA BİRİKEN ENERJİ ORTAYA ÇIKACAĞI ANI BEKLER”

Toplumlarda biriken enerji ortaya çıkacağı anı bekler. Bu toplumda da o enerji birikti. İstedikleri yasayı getirsinler, istedikleri baskıyı kursunlar, istedikleri sınırlamayı getirsinler halkın gücü önünde hiçbir güç durmamıştır. Üstelik Türkiye ne Ukrayna ne Macaristan ne de Suriye’dir. Türkiye dünyanın en büyük ülkelerinden biridir. Hiç kimse burada dinamiklerin kendi başına bir yerlere gitmesine, kendi içine kapanmasına izin vermez.

“BU KUTUPLAŞTIRMA BAŞKA BİR ÜLKEDE YAŞANSAYDI ÇOKTAN İÇ SAVAŞ ÇIKMIŞTI”

Binlerce yıllık kadim bir kültürden söz ediyoruz. Eğer bu ülkede yaşanan kutuplaştırma politikaları herhangi bir Ortadoğu ülkesinde yaşansaydı çoktan iç savaş çıkmıştı. Bu kadar kötü dile, bu kadar ayrıştırıcı siyasete rağmen böyle bir şey yaşamıyoruz. Çünkü bu ülkede binlerce yıllık bir kültür var.”

“İKTİDARIN DEĞİŞMESİNİ İSTEYENLER YENİ BİR REİS GÖRMEK İSTEMİYOR”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tunç Soyer ile sohbetimizde elbette yaklaşan genel seçime dair de sohbet ettik.

Altılı Masayı, Millet İttifakı’nın şansını ve Cumhurbaşkanı adayının kim olacağına dair tartışmaları da konuştuk.

“HERKESİN BEKLENTİSİ BU SİSTEMİ DEĞİŞTİRECEK BİRŞEY; KEMAL BEY DE BU NEDENLE EN BAŞ ADAY”

CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığıyla ilgili parti ve toplumdaki beklentisinin, yansımasının ne olacağına dair değerlendirme yapan Başkan Soyer, “Gerek 6’lı masa gerekse de iktidarın değişmesini isteyenler yeni bir reis görmek istemiyor. Dolayısıyla herkesin beklentisi bu sistemi değiştirecek bir şey. Kemal Bey de bu nedenle belki en baş aday. CHP’li belediye başkanı olarak genel başkanımızın Cumhurbaşkanı olmasını elbette isteriz ama kararı 6’lı Masa verecek” yanıtını verdi.

BAŞKA BİR TARIM MÜMKÜN İLE BAŞLAYAN HİKAYE MODEL OLUYOR, SES GETİRİYOR

Sayın Soyer ile sohbetimizde konu elbette Seferihisar’da başlayan ‘Başka Bir Tarım Mümkün’ mottosuyla İzmir genelinde de yürüttüğü kooperatifleşme, tarım politikaları ve destekleri hakkında oldu.

Yazarlarımız Sayın Soyer’e, kentte çoban haritasından küçük ve büyük baş hayvan ve yem desteklerine kadar bir dizi projeyi adım adım kararlılıkla hayata geçirmekten geri durmamasının kırsalda büyük beğeni ve takdir topladığını iletti.

CHP’Lİ BAŞKANLAR İZMİR’DE KASIM AYINDA YAPILACAK TARIM FUARI’NDA TARIM POLİTİKA VE EYLEMLERİNİ ANLATACAK

Tüm bu çalışmaların CHP’nin iktidar olması durumunda ülke geneline yaygınlaşabilmesi için neler yapılabileceğine dair sorumuza sayın Soyer, 5-6 Kasım’da İzmir’de CHP kurmaylarının ve CHP’li belediye başkanlarının da katılacağı Tarım Fuarı’nın düzenleneceği yanıtını verdi ve anlattı:

“CHP, 5-6 Kasım’da burada bir Tarım Fuarı düzenleyecek. Türkiye’nin her yerindeki CHP’li belediyeler tarım politikaları doğrultusunda yaptıklarını burada sergileyecekler. Hem birbirimizden ilham alacağız hem de İzmirliye ‘CHP’li belediyeler tarımla ilgili ne yapıyorlar?’ bunu sunma fırsatı bulacağız. Bizim de bütün gayemiz tarımla ilgili yaptıklarımızın arkasındaki temel ana fikir, sadece İzmir için değil Türkiye için bir gelecek modeli yaratmak. Ben bunu Seferihisar’dayken de gördüm, Türkiye’nin en büyük tarım zaafiyeti planlamanın olmaması.

“TARIM ADINA YAPTIKLARIMIZIN TÜRKİYE’YE MODEL OLMASINI İSTİYORUZ”

Üreticiyi tamamen kendi kaderine terk etmişiz. Ne üreteceğini, nereye satacağını, ne kadara satacağını bilmiyor, hiçbir şey bilmiyor. Tamamen kulaktan dolma bilgiyle, komşusundan gördükleriyle, duyduklarıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Bu mutlaka değişmesi gereken bir şey. Tarımda bir planlama şart. Devletin hangi ürünlerin nasıl, nerede, ne kadar yetiştirileceği konusunda yönlendirici olması lazım. Ürünlerin yer altı sularıyla uyumlu bir tarım politikası, strateji gerekiyor. Biz tarım adına yaptıklarımızın Türkiye için bir model olması amacını taşıyoruz.”

Buraya kadar okuma sabrı gösterdiğiniz için teşekkür ederiz. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tunç Soyer’e gerçekleştirdiğimiz ziyaretten ve sohbetten umutlu ayrıldık. Türkiye’nin kararlı, misyonu ve vizyonu doğrultusunda hareket eden, nezaket ve samimiyetini yitirmemiş yöneticilere ne kadar ihtiyacı olduğunu sayın Soyer’in şahsında bir kez daha görmekten mutlu olduk. Keşke her yer İzmir gibi olsa… Tunç Soyer gibi yöneticilerin sayısı daha da artsa…

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP