Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Sosyal Medya
Abdullah Cıstır
Abdullah Cıstır

MALKARA MODELİ

Göçün, Ortak Yaşamın ve Kapsayıcı Demokrasinin Roman Temsiliyetine Dönüşen Hikâyesi.

Türkiye’de Roman temsiliyeti çoğu zaman bireysel başarılar üzerinden değerlendirilir.

Oysa Tekirdağ’ın Trakya’daki önemli ilçelerinden Malkara, bunun çok ötesinde bir deneyim sunmaktadır.

Burada söz konusu olan yalnızca bazı Roman adayların belediye meclisine seçilmesi değil, onlarca yıla yayılan, farklı siyasi partiler tarafından benimsenen ve toplum tarafından meşruiyet kazanan bir temsil kültürüdür.

İşte bu nedenle bu deneyimi “Malkara Modeli” olarak tanımlamak mümkündür.

Malkara’nın bu başarısını anlamak için yalnızca seçim sonuçlarına bakmak yeterli değildir. İlçenin tarihsel ve sosyolojik arka planını da okumak gerekir.

Malkara, Trakya’nın en önemli göç yerleşimlerinden biridir. Özellikle mübadele döneminde Balkanların farklı coğrafyalarından gelen insanlar bu topraklarda yeni bir hayat kurmuş, aynı mahalleleri, aynı sokakları ve aynı geleceği paylaşmıştır.

Romanlar da bu ortak yaşamın ayrılmaz bir parçası olmuş, yıllar içinde birlikte üretmiş, birlikte yaşamış ve ortak bir kent kültürü oluşturmuştur.

Bu tarihsel süreç, Malkara’da farklı kimliklerin birbirini dışlayan değil, birbirini tamamlayan bir toplumsal mozaik oluşturmasını sağlamıştır.

Belki de Roman temsiliyetinin uzun yıllar devam edebilmesinin en önemli nedenlerinden biri de bu ortak yaşam kültürüdür.

Çünkü temsil, yalnızca sandıkta değil; gündelik hayatın içinde kurulan güven ilişkilerinde de şekillenir.

Malkara Modeli’nin ilk ayağı, demografik gerçekliği doğru okumaktır. Uzun yıllardır Roman nüfusunun yaklaşık yüzde 10 bandında olması, Roman toplumunu yerel siyasetin doğal aktörlerinden biri hâline getirmiştir.

Bu gerçeklik göz ardı edilmeden siyaset yapılmış ve temsil, toplumsal yapının doğal bir sonucu olarak görülmüştür.

İkinci ayağı, Büyükşehir Yasası öncesindeki yerel seçim dinamikleridir. 2013 öncesinde seçimlerin kaderini büyük ölçüde ilçe merkezindeki dört mahalle belirliyordu. Roman mahallesi de bu denklemin en önemli unsurlarından biriydi.

Bu nedenle siyasi partiler için Roman seçmenin desteğini almak yalnızca seçim stratejisi değil, aynı zamanda güçlü bir siyasal zorunluluktu. Bu durum, Roman adayların belediye meclislerinde daha fazla yer bulmasına katkı sağlamıştır.

Ancak Malkara’yı farklı kılan nokta şudur:

Seçim zorunluluğuyla başlayan temsil, zamanla bir demokrasi kültürüne dönüşmüştür. Büyükşehir Yasası sonrasında seçim coğrafyası değişmesine rağmen Roman temsiliyetinin devam etmesi, bu kültürün kalıcı hâle geldiğini göstermektedir.

Üçüncü ayağı, partiler üstü temsil anlayışıdır.

Malkara’da Roman temsilciler farklı dönemlerde CHP, DYP, AK Parti ve başka siyasal gelenekler içinde görev almışlardır. Bu durum, Roman kimliğinin herhangi bir siyasi partinin değil, Malkara’nın ortak demokratik değerlerinden biri olarak görüldüğünü göstermektedir.

Dördüncü ayağı ise sürekliliktir. 1956’da İsmail Kurukel’in muhtar seçilmesiyle başlayan süreç; 1977’de aynı dönemde dört Roman belediye meclis üyesinin görev yapması ve sonraki yıllarda Hüseyin Kocabaş, Cafer Kocabaş,Dursun Sinek,Ali Atılgan, Demirali Pala, Hasan Baysak, Recai Örs, Dursun Kocabaş, Sami Adalı ve Yılmaz Küçük gibi isimlerle devam etmesi, artık bireysel başarılarla açıklanamayacak kadar güçlü bir kurumsal hafıza oluşturmuştur.

Malkara Modeli bize önemli bir gerçeği göstermektedir: Kapsayıcı demokrasi, yalnızca yasalarla kurulmaz; ortak yaşam kültürüyle, karşılıklı güvenle ve toplumsal aidiyetle inşa edilir.

Bu nedenle Malkara örneği, yalnızca Roman temsiliyeti açısından değil, Türkiye’de yerel demokrasinin nasıl güçlendirilebileceğine dair de önemli bir modeldir.

Siyasi partiler için mesaj açıktır:

Toplumun demografik yapısını ve tarihsel birikimini dikkate alan temsil anlayışı, demokrasiyi güçlendirir.

Roman toplumu için mesaj da nettir:

Kalıcı temsil, örgütlü toplumsal varlık, güven, siyasal katılım ve ortak yaşamın içinde sorumluluk üstlenmekle mümkündür.

Bugün Malkara’nın hikâyesi yalnızca bir ilçenin siyasi geçmişi değildir. Aynı zamanda göçün oluşturduğu ortak yaşamın, toplumsal mozaiğin ve kapsayıcı demokrasinin başarı hikâyesidir.

İşte bu nedenle Malkara Modeli, Türkiye’nin yerel demokrasi literatüründe yalnızca Roman temsiliyetini anlatan bir kavram değil; farklı kimliklerin birlikte yaşayarak ortak bir siyasal kültür üretebildiğinin somut kanıtı olarak değerlendirilmelidir.

ORTAK YAŞAM
DEMOKRATİK OLGUNLUK
KARAR ALMA SÜREÇLERİNE KATILIM
SİYASAL KÜLTÜR
YEREL TEMSİLİYETİN ROMANLAR AÇISINDAN ÖNEMİ

DERS ÇIKARMALI

ÖNCEKİ YAZISI: Roman Yurttaş Meclisi düzenli toplanmalı

MALKARA MODELİ
Abdullah Cıstır

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

TÜMÜ