Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Sosyal Medya
Abdullah Cıstır
Abdullah Cıstır

Romanlarla ilgili genelge, irade var ama ruhu eksik

ORTADA BİR CUMHURBAŞKANLIĞI GENELGESİ VAR

AMA İLGİLİ BAKANLIKLAR VE TAŞRA TEŞKİLATLARI

BU GENELGEDEN YETERİNCE ÇIKARIM YAPMIYOR

Cumhurbaşkanlığı genelgeleri, devletin en üst düzey politik iradesini ve ilgili kurumlara yön tayin eden çerçeveyi ortaya koyar.

“İlgili bakanlıklar azami gayret göstersin”

Vurgusu da esasen çok boyutlu sosyal sorunlara karşı kurumsal seferberlik çağrısıdır.

Ancak sahadaki gerçeklik çoğu zaman gösteriyor ki, politik iradenin yukarıdan tanımlanmış olması tek başına yeterli değildir.

Asıl belirleyici olan, bu iradenin kurumlar tarafından ne kadar derinlikli, sosyolojik ve bütüncül kavrandığıdır.

Bugün karşı karşıya kaldığımız temel sorunlardan biri tam da burada ortaya çıkmaktadır.

Genelgelerde güçlü bir irade beyanı bulunmasına rağmen, uygulamada birçok kurum meselelere hâlâ dar, teknik ve parçalı çerçeveden yaklaşabilmektedir.

Oysa eğitim, barınma, sağlık ve istihdam gibi birbirine sıkı sıkıya bağlı alanlarda “azami gayret”, yalnızca kendi kurumsal görev alanını yerine getirmek değil,diğer kurumlarla ortak toplumsal sonuç üretme sorumluluğunu da içerir.

Bugün Birçok kurumda “Sığ yaklaşım vardır”

Temel problemi, sosyal meseleleri yalnızca idari görev başlıklarına indirgemesidir.

Örneğin eğitim meselesi sadece okul yapmakla,

Barınma meselesi yalnızca konut üretmekle,

İstihdam yalnızca meslek kursu açmakla çözülemez.

ÇÜNKÜ SOSYOLOJİK GERÇEKLİK

SORUN BAŞLIKLARIMIZIN BİRBİRİ İLE GİRİFT İLİŞKİSİNİN OLDUĞUNU GÖSTERMEKTEDİR

Barınma güvencesi olmayan bir ailede eğitim sürdürülebilirliği zayıflar.

Eğitsel yetersizlik istihdam kapasitesini sınırlar.

Güvencesiz çalışma sağlık risklerini artırır.

Sağlık sorunları ise yeniden yoksulluk üretir.

Yani sorunlar ayrı değil, girifttir.

Kurumlar ise çoğu zaman bu giriftliği değil, kendi sınırlarını merkeze alıyor.

Cumhurbaşkanlığı genelgesindeki “azami gayret” ifadesi, aslında rutin prosedürlerin ötesine geçmeyi. kurumsal refleks yerine yapısal dönüşüm iradesi göstermeyi gerektirir.

Ancak sahada gördüğümüz şey, bu çağrının sosyolojik bir seferberlikten çok, bürokratik bir formaliteye dönüşmüş olmasıdır.

Rapor hazırlanır, toplantılar yapılır, stratejik belgeler oluşturulur, fakat mahalledeki yurttaşın yaşamında hissedilir bütüncül dönüşüm sınırlı kalır.

Çünkü belge vardır ama derinlik eksiktir.

Koordinasyon vardır ama organik bağ zayıftır.

Buradaki esas eksiklik, sosyal politikanın yalnızca yönetimsel değil, toplumsal yeniden inşa perspektifiyle ele alınmamasıdır. Özellikle dezavantajlı kesimlerde mesele, hizmet götürmekten daha fazlasıdır.

Yapısal eşitsizliği azaltmak, fırsat zinciri kurmak ve kuşaklar arası dezavantaj aktarımını kırmak ollmalıdır.

Bunun için bakanlıkların yalnızca “görev yapan” değil, “birbirini tamamlayan” kurumlara dönüşmesi gerekir. Sosyolojik bakış açısı tam da bu noktada hayati önemdedir.

Çünkü sosyoloji, bireysel sorunların arkasındaki yapısal nedenleri görünür kılar.

Eğer kurumlar sosyal dışlanmayı sadece bireysel eksiklik gibi okursa, çözümler yüzeyde kalır.

Ama meseleye mekansal eşitsizlik, kültürel dışlanma, sınıfsal kırılganlık ve tarihsel dezavantaj üzerinden bakılırsa, o zaman politika gerçek anlamda dönüştürücü olabilir.

Sonuç olarak sorun, çoğu zaman irade eksikliği değil, iradenin sahaya derinlikli tercüme edilememesidir.

Cumhurbaşkanlığı “azami gayret” derken, aslında kurumlara sıradan değil, olağanüstü bir koordinasyon ve bütüncül yaklaşım çağrısı yapmaktadır.

Eğer bu çağrı sığ kurumsal reflekslere sıkışırsa, stratejik planlar kağıt üzerinde kalır.

Bu nedenle bugün ihtiyaç duyulan şey; genelgelerin ruhuna uygun biçimde, bakanlıklar arası gerçek eşgüdüm, yerel sosyolojik veri, kültürel duyarlılık ve insan hayatını bütün olarak gören yapısal bir sosyal politika anlayışı olmalıdır.

Çünkü devletin en üst iradesi yön göstermiş olabilir, fakat gerçek dönüşüm, o yönün sahada ne kadar derin anlaşıldığıyla mümkündür.

Sayın Cumhurbaşkanımızın

Genelgesini Kurumlarımızın yeterince okuyamadığını düşünüyoruz.

İLGİLİ BAKANLIKLAR AZAMİ GAYRET GÖSTERSİN DEMEK

SADECE ÇABA GÖSTERİN DEMEK DEĞİLDİR.

SIĞLIĞI AŞAN TOPLUMSAL VİZYON ORTAYA KOYULSUN DEMEKTİR.

YAZARIN SON YAZISI: ‘Bazı insanlar suç işlemez; sistem onları suça yakın koşullarda büyütür’: Hapishaneleri doldurmak toplumu iyileştirir mi?

Romanlarla ilgili genelge, irade var ama ruhu eksik
Abdullah Cıstır

YORUMLAR

2 adet yorum var

  1. 657 devlet memuru olarak hür irademi ortaya koyamıyorum…Maalesef doğru( şeker var,un var,şu var ama helva yok) bilir kişiler ile hareket edilmeli..

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

TÜMÜ